Dünya adeta yeşil çay akımına kapılmış durumda. Küresel pazarın yaklaşık yüzde 35'ini oluşturan bu içecek, milyonlarca kişi tarafından her gün tüketiliyor; üstelik sadece çay olarak değil, diğer içeceklerde, tatlılarda ve hatta alkollü kokteyllerde bile kullanılıyor. Bunun temel nedeni ise güçlü antioksidan ve iltihap önleyici etkisi olduğu ve birçok hastalığa karşı koruma sağladığı iddiası.
Japonya'da yüzyıllardır tüketilen ve ülkedeki yüksek yaşam süresinin faktörlerinden biri olarak görülen yeşil çayın faydaları üzerine dünya çapında araştırmalar sürüyor. Son çalışmalardan biri, yeşil çayın meyvelerden daha faydalı olup olmadığını test etti. İngiltere ve ABD'den bilim insanları, sağlıklı beslenen 30 binden fazla kişinin diyetini takip etti. Tüm gönüllüler, kalp sağlığıyla bağlantılı bitkisel bileşikler olan flavanollerin yüksek seviyelerini sağlamak için günde önerilen beş porsiyon meyve ve sebze tüketti. Ancak araştırma sırasında bu miktarı azaltıp yerine yeşil çay içtiler. Amaç, yeşil çayın vücuda daha fazla flavanol sağlayıp sağlamadığını anlamaktı.
Kan damarlarının esnekliğini ve kan dolaşımını iyileştiriyor
Araştırmanın sonunda, yeşil çayın elma, yaban mersini ve çilek gibi birçok meyveden daha iyi bir flavanol kaynağı olduğu ortaya çıktı. Ancak bilim insanları, bu sonuçların meyvelerden vazgeçme çağrısı olarak algılanmaması gerektiği uyarısında bulundu.
“Yeşil çayı doğrudan meyvelerle karşılaştırmamak önemli. Bir fincan yeşil çay, bir elmadan daha fazla flavanol içerebilir, ancak elma lif, C vitamini ve sağlıklı beslenmenize katkıda bulunan birçok başka besin maddesi sağlar. Bu nedenle yeşil çay, meyve ve sebzelerin yerini almak yerine onları tamamlamalı” diye konuşan diyetisyen Nicola Ludlam-Raine, Daily Mail'e yaptığı açıklamada yeşil çayın en sağlıklı içeceklerden biri olduğunu ancak bazı iddiaların abartıldığını söyledi.
Bu abartılı iddialardan biri de yeşil çayın zayıflattığı yönünde. Bu iddia, yeşil çayın metabolizmayı ve yağ yakımını hızlandırdığını gösteren birkaç araştırmaya dayanıyor. Ancak bu doğru olsa da yeşil çay, tek başına fazla kiloları eriten sihirli bir içecek değil. Uzmanlar, dengeli beslenme ve fiziksel aktivite olmadan etkisinin minimum düzeyde kalacağı uyarısında bulunuyor. Ayrıca ne kadar çok yeşil çay içilirse o kadar hızlı zayıflanacağı iddiasını da çürütüyorlar. Hatta aşırı tüketimin, yüksek kafein içeriği nedeniyle mide rahatsızlıkları veya uyku bozuklukları gibi istenmeyen yan etkilere yol açabileceğini belirtiyorlar.
“Sağlıklı yetişkinlerin çoğu için günde iki ila dört fincan yeşil çay, dengeli bir beslenmeye iyi uyum sağlayabilir. Bu miktar, özellikle birkaç fincan kahveyle karşılaştırıldığında, kafein alımını çok fazla artırmadan faydalı bileşikleri sağlar” diyen Ludlam-Raine, son derece popüler hale gelen yeşil çay takviyeleri konusunda ise daha dikkatli olunması gerektiğini söylüyor. Bazı araştırmalar, özellikle büyük miktarlarda veya aç karnına alındığında bu takviyelerin karaciğer hasarıyla bağlantılı olabileceğini gösteriyor.
Ludlam-Raine, matcha olarak bilinen toz yeşil çay hakkındaki efsaneyi de çürütüyor. Popüler fenomenler ve sağlık koçlarının son derece sağlıklı ilan etmesiyle matcha tüketimi geçen yıl yüzde 170 arttı. Bunun nedeni, matchada çay yaprağının bizzat tüketilmesi. Yapraklar öğütülüp toz haline getiriliyor ve sıcak suyla karıştırılıyor. Normal yeşil çayda ise yapraklar sadece sıcak suda demlenip sonra çıkarılıyor. Bu nedenle matchanın daha yüksek konsantrasyonda faydalı bitkisel madde içerdiği düşünülüyor, ancak aynı zamanda normal yeşil çaydan daha fazla kafein barındırıyor.
“Matcha sağlıklı bir beslenmenin parçası olabilir, ancak mucizevi bir besin değil. Standart bir fincan yeşil çaydan daha fazla faydalı bitkisel bileşik sağlayabilir, ancak bütün meyve veya sebzelerden alacağınız lif, vitamin ve mineralleri sunmaz” diyen diyetisyen Ludlam-Raine, ayrıca büyük miktarda ilave şeker, şurup veya tatlandırılmış sütle sunulan matcha çeşitlerine dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Örneğin, içine yeşil çay tozu eklenmiş bir unlu mamul yerseniz, faydalarının ihmal edilebilir olduğunu söylüyor. O mamulden aldığınız kalori ve yağ, metabolizma hızlandırma ve yağ yakma etkisini ortadan kaldırıyor.
Yeşil çayın aslında siyah çayla aynı bitkiden, yani Camellia sinensis'ten geldiğini bilmekte fayda var. Fark, işleme yönteminde yatıyor. Yeşil çay için kullanılan yapraklar hemen buharda pişiriliyor veya kavruluyor. Isı, yaprakların oksitlenmesine neden olan enzimleri yok ediyor. Oksidasyon başlamadan durdurulduğu için yapraklar yeşil rengini ve antioksidan bakımından zengin doğal bitkisel bileşiklerini koruyor.
Siyah çayda ise yapraklar kasıtlı olarak tamamen oksitlenmeye veya fermente olmaya bırakılıyor. Yapraklar, kararana ve tadı değişene kadar havaya maruz bırakılıyor, ardından kurutuluyor.
Yeşil çay, siyah çaya göre daha az oksitlendiği için daha yüksek seviyelerde flavanol ve kateşin tutma eğiliminde. Bu maddeler oksidatif stresle mücadeleye yardımcı oluyor. Oksidatif stresin ise yaşlanma, iltihaplanma ve kronik hastalıklarla bağlantılı olduğu biliniyor.