Tarım Bakanlığı, gıda ürünlerinin üretim veya ithalat aşamasından market raflarına kadar takip edileceği elektronik bir sistem hazırlıyor. Tarım ve Gıda Bakanı Plamen Abrovski, Nova TV'ye verdiği röportajda bu yeni sistemi duyurdu.
Bu hamle, inek tereyağı olarak satılan ancak yapılan incelemelerde içeriğinde uygunsuzluk tespit edilen ve 6 bin kilogramdan fazla ürüne el konulan skandalın ardından geldi. Devlet bir yandan da fiyatları düşürmek için harekete geçti. 13 perakende zinciri, temel gıda maddelerinde en az altı ay boyunca yüzde 15 indirim uygulanmasını öngören "Şefkat Sepeti" kampanyasına katıldı.
Kontroller ilk giriş noktasından başlayacak
Abrovski konuyla ilgili şunları söyledi: "Bulgaristan topraklarına ilk kez giren her gıda ürünü bu sisteme kaydedilecek. Süt fabrikası bu tereyağını ürettiği an sisteme işlenecek. Denetim görevlisi barkodu okuttuğunda, saniyeler içinde ürünün baştan sona tüm yolculuğu görülebilecek."
Bakan, devletin artık ihlallerin peşinden geç kalmak yerine, fabrikalara ne girip ne çıktığını ve tüketiciye gerçekte ne ulaştığını tam olarak bilmeyi hedeflediklerini vurguladı. Abrovski, Bulgar süt fabrikalarına günlük ne kadar süt girdiği bilgisini istediğinde, bu verilerin daha önce hiç talep edilmediği için kimsede bulunmadığını itiraf etti.
Tereyağı skandalı harekete geçirdi
Abrovski, yeni sistemi sözde sahte tereyağı vakasıyla bağlantılı olarak değerlendirdi. Ürünün daha önce Ocak 2025'te tespit edildiğini, Gıda Güvenliği Ajansı'nın (BABH) ihbar üzerine denetimler yapıp numuneler aldığını, ürünlerin piyasadan toplandığını ve dosyanın savcılığa gönderildiğini aktardı.
BABH'den yapılan açıklamada, laboratuvar sonuçlarının uygunsuzluğu doğruladığı belirtildi. Yağ asidi kompozisyonunun inek tereyağı özelliklerini değil, süt dışı bir yağı işaret ettiği kaydedildi. Denetimlerde "Deutsche Markenbutter" markalı 6 bin kilogramdan fazla ürüne el konulurken, etiketler, menşe belgeleri ve izlenebilirlik konusunda da ciddi sorunlar tespit edildi.
"BABH aslında çok iyi kurulmuş bir kurum ancak yıllar içinde bazı denetim yetkileri kısıtlandı" diyen Abrovski, devletin tüm gıda zincirini görebilme kapasitesini yeniden kazanması gerektiğini, skandal ancak tüketiciye ulaştığında tepki vermemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Süt, beyaz peynir ve kaşar peyniri mercek altında
Bakan, on gün süren denetimlerin, piyasaya sürülen devasa miktarlardaki ithal süt iddiaları ile gerçek veriler arasında uçurum olduğunu gösterdiğini belirtti. Ülkeye günde ortalama sadece beş kamyon süt girişinin yapıldığı ortaya çıktı.
Bu analizler, ülkede beyaz peynir ve kaşar peyniri üretiminde hangi hammaddelerin kullanıldığını daha net ortaya koyacak. Abrovski, mevcut mevzuatın yorumlamaya çok açık olduğunu belirterek şunları kaydetti: "Yönetmelik o kadar genel yazılmış ki, suistimale çok geniş bir alan bırakıyor. Tüketici ne aldığını net bir şekilde bilsin diye değişiklikler hazırlıyoruz."
Avrupa Birliği mevzuatının, insan sağlığına güvenli kabul edilen taklit ürünlerin tamamen yasaklanmasına izin vermediğini hatırlatan Bakan, devletin bunun yerine net bir ayrım, daha doğru bilgilendirme ve gönüllü kalite standartları üzerinden ilerleyeceğini söyledi.
"Belirli ürünlerin yüzde yüz saf sütten ve Bulgar sütünden üretildiğini garanti edecek standartlar hazırlıyoruz" diyen Abrovski, yerli üreticiye destek mesajı verdi.
Fiyatlar gözle görülür şekilde düşmeli
İkinci cephe doğrudan fiyatları hedef alıyor. "Şefkat Sepeti" kampanyasının artık 13 perakende zincirini kapsadığını belirten Abrovski, bu zincirlerin temel tüketim sepetindeki belirli ürünlerde en az altı ay boyunca yüzde 15 indirim taahhüdü verdiğini açıkladı. Tarım Bakanlığı'na göre gönüllülük esasına dayanan girişim, 22 Haziran 2026'dan itibaren yeni zincirlerin de katılımıyla genişleyecek.
"Tüketiciler programın logosunu gördüğü yerde, daha düşük fiyatlar için verilmiş bir taahhüt var" diyen Bakan, kabine olarak fiyat baskısını sadece kısa süreli bir promosyona değil, işletmelerin kamuya açık bir sorumluluğuna dönüştürmeye çalıştıklarını vurguladı.
Mevsimselliğe güçlü bir şekilde bağlı oldukları için meyve ve sebzeler bu programın dışında tutuldu. Abrovski, Bulgar ürünlerinin büyük zincirlere ulaşmakta zorlanmasının nedeninin sadece fiyatlar değil, üreticiler arasındaki iş birliği eksikliği olduğunu da sözlerine ekledi.
"Büyük perakende zincirleri istikrarlı miktarlar ve garanti kalite arıyor. Üreticiler tek başına çalıştığında, gerekli hacimleri sağlamaları çok daha zor. İş birliği, Bulgar ürünlerinin pazardaki varlığını güçlendirmenin anahtarlarından biri" şeklinde konuştu.