Bugün gelinen noktada yaşananlar, kuralları ihlal eden öğrencilere yönelik daha sıkı tedbirler çağrılarının boşuna olmadığını bir kez daha gösteriyor. Ve hayır, kurallar çocukların hayallerini öldürmez.
Uzun zamandır öğretmenler ve okul müdürleri, kuralları sistematik olarak ihlal eden, eğitim sürecini baltalayan ve davranışlarıyla diğer tüm öğrencileri olumsuz etkileyen öğrencilere karşı daha net ve sıkı tedbirler alınması konusunda ısrarcı.
Ancak bu çağrılar uzun süre sosyal
medyada güvensizlikle karşılandı.
Öğretmenlerin 'sadece ceza vermek' istediği, çocukların özgürlüğünü kısıtlamaya ve kontrolü ele almaya çalıştığı şeklinde yansıtıldı.
Oysa bugün yaşananlar çok açık bir gerçeği gösteriyor: Bu çağrılar hiçbir şekilde tesadüf değildi.
Bir çocuğun kuralları öğrenmesi gerekiyor; hem evde hem okulda hem de toplum içinde.
Ve hayır; kurallar çocukluktan, özgürlükten bir şey eksiltmez. Hayalleri yok etmez.
Aksine, çok daha önemli bir şeyi öğretir: Bu dünyada yalnız yaşamadığımızı.
Etrafımızda başka insanların olduğunu.
Onların duygularının da en az bizimkiler kadar önemli olduğunu.
Özgürlüğün sorumlulukla birlikte yürüdüğünü.
Her seçimin bir bedeli olduğunu.
Saygı, öz denetim ve empatinin bir zayıflık değil, olgun bir insanın temel taşları olduğunu.
Çünkü bir çocuktan yarın iyi bir profesyonel, iyi bir arkadaş, iyi bir ebeveyn veya iyi bir vatandaş olmasını nasıl bekleyebiliriz ki? Eğer ona bugün en temel şeyi öğretmezsek:
Kendisine ve çevresindeki insanlara saygı duymayı, kurallara uymayı?
Bir ev inşa ettiğinizi düşünün. Güzel, ferah, rahat ve modern olsun istiyorsunuz. Harika bir cephesi, büyük pencereleri ve hayalini kurduğunuz her şeye sahip olmasını arzuluyorsunuz.
Peki ya sağlam bir temeli yoksa? Er ya da geç her şey yıkılmaya başlar.
Terbiyeden yoksun bir eğitim de tam olarak böyle bir ev gibidir.
Hayallerden, üniversitelerden, seyahatlerden, yabancı dillerden, teknolojiden, başarıdan ve gelişimden bahsedebiliriz.
Ancak her şeyden önce temelleri sağlam atmamız gerekir.
Bu temeller şunlardır: Saygı, sorumluluk, disiplin, empati, öz denetim ve kendi davranışlarımızın sonuçlarını kavrayabilme.
Mesele sadece ceza vermek değil, asıl olan terbiyedir. Doğru yolu sevgiyle ama aynı zamanda sınırlar çizerek göstermektir.
Ebeveynlerin desteğiyle,
psikologlar ve eğitim uzmanlarının yardımıyla. Konuşmanın yeterli olduğu yerlerde sohbet edilerek.
Ancak kurallar sistematik olarak ihlal edildiğinde de net sonuçları olmalıdır.
Çünkü bir çocuğu sevmek, ona her şeye izin vermek anlamına gelmez.
Bazen en büyük sevgi, şu cümleyi kurabilmektir: 'Hayır. Bu doğru değil. Ve senin bu seçiminin de bir sonucu olacak.'