Haftanın en çok okunan yorumlarını yeniden yayımlıyoruz. Yaklaşık 30 bin okumaya ulaşan bu yazı, listenin 3. sırasında yer alıyor.
Bugün yaşananlar, kuralları ihlal eden öğrencilere karşı daha sıkı önlemler alınması yönündeki çağrıların boşuna olmadığını bir kez daha gösteriyor. Üstelik kurallar hayalleri öldürmez.
Uzun süredir öğretmenler ve okul müdürleri, kuralları sistematik olarak ihlal eden, eğitim sürecini baltalayan ve davranışlarıyla diğer tüm öğrencileri olumsuz etkileyen çocuklara karşı daha net ve kesin önlemler alınmasını talep ediyor.
Ancak bu talepler uzun süre sosyal medyada güvensizlikle karşılandı.
Öğretmenlerin sadece ceza vermek istediği, çocukların özgürlüğünü kısıtlayıp kontrol manyağı olmak istedikleri iddia edildi.
Fakat bugün gelinen nokta bize çok net bir şeyi gösteriyor: Öğretmenlerin bu çağrıları asla sebepsiz değildi.
Bir çocuğun kuralları öğrenmesi gerekir. Hem evde hem okulda hem de toplum içinde.
Hayır, kurallar çocukluktan çalmaz. Özgürlüğü kısıtlamaz. Hayalleri öldürmez.
Bize çok daha önemli bir şeyi öğretir: Bu dünyada yalnız yaşamadığımızı.
Etrafımızda başka insanların olduğunu. Onların duygularının da önemli olduğunu.
Özgürlüğün sorumlulukla, seçimlerin ise sonuçlarıyla birlikte geldiğini anlatır.
Saygı, öz denetim ve empatinin birer zayıflık değil, olgun bir insanın temel taşları olduğunu gösterir.
Çünkü bugün bir çocuğa en basit şeyi, yani kurallara ve çevresindeki insanlara saygı duymayı öğretmezsek, yarın ondan iyi bir profesyonel, iyi bir arkadaş, iyi bir ebeveyn veya iyi bir vatandaş olmasını nasıl bekleyebiliriz?
Kurallara ve çevresindeki insanlara saygı duymayı öğrenmeden nasıl iyi bir birey olabilir?
Bir ev inşa ettiğinizi düşünün. Güzel, ferah, rahat ve modern olsun istiyorsunuz. Harika bir cephesi, büyük pencereleri ve hayalini kurduğunuz her şeye sahip olsun...
Ama sağlam bir temeli yoksa? Er ya da geç her şey yıkılmaya başlar.
Terbiyesiz bir eğitim de tam olarak böyle temelsiz bir ev gibidir.
Hayallerden, üniversitelerden, seyahatlerden, yabancı dillerden, teknolojiden, başarıdan ve gelişimden bahsedebiliriz.
Ama her şeyden önce temeli sağlam atmamız gerekir.
Bu temel de şunlardır: Saygı, sorumluluk, disiplin, empati, öz denetim ve kendi davranışlarımızın sonuçlarını kavrayabilmek.
Bu yüzden mesele sadece ceza vermek değil. Mesele terbiye. Doğru yolu sevgiyle ama aynı zamanda sınırlar çizerek gösterebilmek.
Ebeveynlerin desteğiyle...
Psikologlar ve eğitim uzmanlarının yardımıyla. Konuşmanın yeterli olduğu yerlerde sohbet ederek.
Ancak kurallar sistematik olarak ihlal edildiğinde, net sonuçları da beraberinde getirerek.
Çünkü bir çocuğu sevmek, ona her şeye izin vermek anlamına gelmez.
Bazen en büyük sevgi, şu cümleyi kurabilmektir: “Hayır. Bu doğru değil. Ve senin bu seçiminin de sonuçları olacak.”