Nigel Faraj, yıllardır Brüksel'e yönelik saldırıları siyasi bir marka haline getiren kişi, neredeyse ders kitabı niteliğinde bir ironinin merkezinde yer alıyor: Avrupa Birliği karşıtı mitingler, AB bütçesinin kendisinden sağlanan fonlarla finanse edildi. Financial Times, özel bir soruşturmada, Avrupa parasının 2015-2016 yıllarındaki Brexit referandumu öncesinde 'AB'ye HAYIR DE' turu ve kampanyayla ilgili diğer faaliyetlerin masraflarını karşıladığını iddia ediyor.
Gazetenin alıntı yaptığı belgeler, Faraj'ın Avrupa Parlamentosu'ndaki eski siyasi grubu olan Özgürlük ve Doğrudan Demokrasi Avrupası tarafından kullanılan yaklaşık 1,8 milyon avroluk AB fonuna işaret ediyor. Financial Times'ın haberine göre, ödenen masraflar arasında salon kirası, mor seçim afişleri, canlı konuşma yayını için bir yapım şirketi ve göçmen karşıtı posterler yer alıyor.
Brüksel, Faraj'ın Brüksel'i Parçaladığı Sahneyi Ödedi - İroni o kadar güçlü ki, çünkü mesele marjinal bir harcama değil, AB karşıtı retoriğin tam sahnesi. Referandumdan önceki sonbaharda Faraj, seçmenleri ülkenin AB'den ayrılması gerektiğine ikna etmek için Birleşik Krallık'ta bir turneye hazırlanıyordu.
O dönemde Birliğin bütçesine en sevdiği tezlerden biriyle saldırdı: İngiltere'nin hesapları 19 yıldır düzgün bir şekilde onaylanmayan bir kulübe 'günde 55 milyon sterlin akıttığı' iddiası. Financial Times'a göre ise Faraj tam da Avrupa parasına karşı konuşurken, Avrupa bütçesi bu kampanyanın altyapısının bir kısmını ödüyordu.
Salon kirası, afişler ve konuşmasının teknik yayını siyasi bir çelişkiye dönüşüyor. Faraj'ın savurganlıkla suçladığı Brüksel, aslında İngilizleri Brüksel'den koparmayı amaçlayan bir turun finanse edilmesine yardımcı olmuştu.
1,8 Milyon Avro ve İzin Verilen Fon Sorunu - Financial Times soruşturması, Faraj'ın eski grubunun Avrupa Parlamentosu'ndaki hesaplarına ilişkin belgelere dayanıyor. Veriler, yaklaşık 1,8 milyon avroluk Avrupa fonunun 'AB'ye HAYIR DE' turuna ve referandum kampanyasıyla ilgili diğer harcamalara yönlendirildiğini gösteriyor.
Para, üye ülkelerin katkılarıyla ve nihayetinde Avrupa vergi mükellefleri tarafından oluşturulan Avrupa Parlamentosu bütçesinden geldi. Skandalın özü, bir Avrupa kurumundaki siyasi bir grubun faaliyetleri için ayrılan fonların bir İngiliz iç kampanyasında kullanılıp kullanılmadığıdır.
Financial Times, İngiliz yasalarına göre siyasi bağışların sıkı bir şekilde düzenlendiğini ve Seçim Komisyonu'na bildirilmesi gerektiğini belirtiyor. Belirli eşiklerin üzerindeki referandum harcamaları da hesap verebilirliğe tabidir ve Avrupa Parlamentosu'ndaki bir grup, bir İngiliz ulusal kampanyasında standart izin verilen bağışçılar arasında yer almamaktadır.
Hukukçu: Yabancı Para İç Kampanyaya Girmemeli - Seçim hukuku uzmanı avukat Gavin Miller, Financial Times'a yaptığı açıklamada, yasal olarak belirlenmiş bir izin verilen bağışçı listesi olduğunu ve bu listenin Avrupa Parlamentosu'ndaki bir grubu içermediğini söyledi.
Miller, 'İster seçim ister referandum kampanyaları olsun, yabancı paranın iç politikamıza girmesine izin veremezsiniz' dedi. Ona göre dava, fonların kaynağı, nasıl ödendiği ve buna izin verilip verilmediği konusunda soruları gündeme getiriyor.
Seçim Komisyonu'nun davayı incelemesi gerekeceğini belirtiyor. Bu noktada siyasi ironi, AB karşıtı kampanyanın hem İngiliz seçim kurallarına hem de AB fonlarının kullanımına ilişkin düzenlemelere aykırı olabilecek bir şekilde Avrupa kaynağı kullanıp kullanmadığına dair yasal bir soruna dönüşüyor.
Faraj İhlali Reddetti - Financial Times, Faraj'ın herhangi bir ihlalde bulunduğunu reddettiğini bildiriyor. Dava, şu anda iddiaların bir denetim organının nihai kararı değil, gazetecilik soruşturması ve hukuki değerlendirme konusu olduğu için bu, davanın önemli bir parçası.
Yine de konu boşlukta kalmıyor. Avrupa Parlamentosu daha önce UKIP ve ulusal siyasetle ilgili faaliyetler etrafında fonların usulsüz kullanımını tespit etmişti. Financial Times, 2016 yılında Avrupa Parlamentosu'nun bir denetiminin, Brexit kampanyasıyla ilgili faaliyetler için 450.000 avroluk Avrupa fonunun usulsüz harcandığını tespit ettiğini bildirmişti.
2018'de Guardian, Faraj'ın Avrupa Parlamentosu üyesi maaşının yarısının, parlamento personeli için ayrılan fonların usulsüz kullanımına ilişkin tespitlerin ardından kesildiği ayrı bir vakayı bildirmişti. Bu eski vakalar otomatik olarak yeni iddiaları kanıtlamasa da, Faraj ve Avrupa fonları etrafındaki finansman sorununun ilk kez ortaya çıkmadığını gösteriyor.
Brexit Bumerangı - Soruşturmanın en güçlü siyasi etkisi semboliktir. Faraj, etkisinin büyük bir kısmını İngiltere'nin Brüksel'in kurbanı olduğu, Avrupa parasının kötü harcandığı ve İngilizlerin 'kontrolü geri alması' gerektiği tezi üzerine inşa etti. Şimdi Financial Times, bu mesajı satan makinenin bir kısmının tam da Avrupa fonlarıyla yağlandığını iddia ediyor.
Bu sadece bir politikacı için bir utanç değil. Bu, tüm bir kampanyanın ahlaki çerçevesine bir darbedir. Sistemden kurtuluşu vaaz ederken aynı sistemin kaynağını kullandığınızda, siyasi mesaj bir bumerang gibi geri dönmeye başlar.
Referandumdan on yıl sonra, İngiltere'de Brexit tartışmaları vaatlere, maliyete ve gerçek sonuçlara geri dönmeye devam ediyor. Guardian, AB'nin İngiltere'nin ayrılmasından sonra dağılmadığını, aksine birçok açıdan daha bütünleşik hale geldiğini, İngiltere'de ise sonuçlara ilişkin değerlendirmelerin hâlâ keskin bir şekilde bölünmüş olduğunu belirtiyor. Bu arka plana karşı, AB karşıtı kampanyadaki Avrupa fonlarına ilişkin soruşturma, eski ironiye yeni bir katman ekliyor: Brexit, Brüksel'den kaçış olarak satıldı, ancak belgelere göre bu kaçışın sahnesinin en azından bir kısmı Brüksel tarafından ödendi.