İlk şaraplık üzüm çeşitleri kilogramı 60 eurosent ile 1.20 euro arasında alıcı buluyor. Ağustos sonu ve Eylül başı geleneği üzere üzüm hasadı başlıyor; önce beyaz, ardından kırmızı çeşitler toplanıyor. Bu yıl bağcılar "Allah Bulgaristanlı!" diyebilecek kadar şanslı. Çünkü Fransa ve Avrupa'nın diğer bölgelerinde üzümleri kavuran aşırı sıcaklar, Bulgaristan'ın bağlarına zarar vermedi. Üreticiler bereketli bir rekoltenin sevincini yaşıyor. Ancak yine bir sorun var: Üzümlerini satabileceklerinden emin değiller.
Düşük alım fiyatları nedeniyle tonlarca kaliteli Bulgar üzümü bağlarda kalabilir. Pazar eksikliği ve sektöre verilen devlet desteğinin yetersizliği nedeniyle bazı üreticiler üzümlerini toplamamaya bile hazır.
Gorni Dubnik'ten bağ sahibi Dimitar Haralambiev BTV'ye verdiği demeçte, "Rekolte iyi olduğunda piyasa iyi olmuyor. Bu üzümleri alacak kimse yok. Diğer ülkelerden şarap ve sübvansiyonlu üzüm ithalatı yapılıyor. Bulgar bağlarında üzüm varken ithalata izin verilmemeli" dedi.
Nikopol bölgesinden biyo-üzüm üreticisi Albena Simeonova da aynı görüşte. Bölgeden şarap fabrikalarına giden üzüm şırası tankerlerinin geçtiğini belirtiyor. Simeonova, "İthalattan çok mağduruz, artık devletin müdahale etmesi gerekiyor. Romanya'dan, Makedonya'dan, Moldova'dan, Yunanistan'dan sofralık üzüm ithalatı yapılıyor. Dün feribotta Haskovo'dan gelen, şarap üretimine hazır hale getirilmiş üç tanker üzüm şırası vardı. İçtiğimiz şarabın Bulgar üzümünden yapılıp yapılmadığını bir düşünün" diye konuştu.
Elena Baykova ise "Sorun şu ki, onlar neden ucuza üretebiliyor da biz daha pahalı şarap satmak zorunda kalıyoruz? Bağlar, üretim, şişeleme gibi masraflarımız çok daha yüksek. Bizim şarap imalathanemiz Fransa, İtalya, İspanya gibi 'eski dünya' tarzı şaraplar üretiyor. Orada ithalat düzenlenmiş ve devlet tarafından çok ciddi destekler var" diyerek devletten destek istedi.
Sorun sadece üzümün satışıyla bitmiyor. Ürün şaraba dönüştürülse bile üreticiler satış aşamasında yine zorluklarla karşılaşıyor. Simeonova, "Herhangi bir restorana veya turistik tesise girin ve Bulgar şarabı olup olmadığına bakın. Çoğu durumda dünyanın her yerinden alınan ucuz ithal şaraplar görüyorsunuz" dedi.
Restoranlarda Bulgar şaraplarının yeterince sunulmaması konusunda bir notu, bahar aylarında başkentteki yaklaşık 20 mekanı gezen Michelin temsilcileri de dile getirmişti. Sonuçta Bulgaristan'daki restoranlar yine hayalini kurdukları Michelin yıldızını alamadı.
Yerli üreticiler için bir nebze de olsa rahatlatıcı olan gelişme, büyük market zincirlerinde yerli ürünlere daha fazla yer verilmesi zorunluluğunun yürürlüğe girmesi oldu. Üreticilerin devlete çağrısı ise ihracat konusunda da destek verilmesi yönünde. Baykova, "Devlet aracılığıyla birkaç yıldır Düsseldorf'taki büyük uluslararası fuarlara katılıyoruz, başka fuarlar da var. Devlet bizi desteklemezse katılamayız, çünkü katılım ücretleri kaldırılabilir düzeyde değil" açıklamasını yaptı.
Hükümet, "Bulgar Şarabını Seç" kampanyasıyla yerli şarabın davasına ciddi şekilde sarılmış durumda. Turizm ve Tarım bakanlıkları, yaz aylarında yapılan toplantılarda bağcılık ve şarapçılık sektörüyle güçlerini birleştirerek ulusal bir ortaklık kurulması için harekete geçti.
Kurumlar ve sektörün ortaklaşa yürüteceği projeler arasında "Bulgar Şarabını Seç" ulusal girişimi, otelci ve restoran sahiplerine yönelik yerli üretim eğitimleri, profesyonel tadım etkinlikleri, ulusal ve bölgesel şarap rotaları ile etkinliklerinin geliştirilmesi yer alıyor. Ayrıca yerli üreticilerin tanıtımı, Bulgar şarabının mevsimsel Bulgar mutfağı ve otantik turistik deneyimlerle buluşturulması için de ortak çalışmalar yürütülecek.
Piyasada ilk şaraplık çeşitler kilogramı 60 eurosent ile 1.20 euro arasında işlem görüyor. BNT'nin haberine göre Merlot, Pamid ve Chardonnay şu anda 80-90 eurosent arasında satılırken, Muscat Ottonel ve Bolgar çeşitleri kilogramı 1 ile 1.20 euroya kadar çıkıyor.
Güney Bulgaristan'da üreticiler alım fiyatlarını adeta bir çöküş olarak nitelendiriyor. İvan Gyurov, "Piyasanın nasıl olacağını ve hangi fiyattan alım yapılacağını ancak hasada başlayıp tüccarları arayıp sipariş aradığımızda göreceğiz. Fiyatların geçen yılın değil, 2018-2019 yılının seviyesinde olduğu çeşitler var. Bir üretici olarak beni ilgilendiren asıl kısım kaça sattığım değil, bu bir kiloyu üretmenin bana neye mal olduğu" dedi. Brestovitsa'dan Asen Shopov'a göre ise üretim maliyetleri katbekat yüksek; yakıt, yevmiye, ilaç ve gübre masrafları cabası. Shopov, "Benden çıkan bu sofralık üzümün maliyeti 1 euro, ama tezgahlarda, pazarlarda 2.3 ile 4 euro arasında satıldığını görüyorum" diye konuştu.
Bağcılar, devletin sektöre destek olmasını ve Bulgar üreticiler için daha adil koşullar garanti etmesini talep ediyor. Şaraplık üzüm üreticileri bu yıl da de minimis devlet yardım şemasına dahil edilmedi. Ulusal Bulgar Bağcılar Birliği Başkanı Atanas Vasilev, sektörün pratikte hiç böyle bir yardım almadığını, sadece de minimis desteğinin tarımın tüm sektörlerine verildiği bir dönem istisna olduğunu açıkladı.
Bir diğer kronikleşmiş sorun ise iş gücü eksikliği ve bu durum her geçen yıl daha da kötüleşiyor. Petriç bölgesinden Kristian Jelev, "Bulgaristan'da hasat konusunda çoktan çöküş yaşadık. 800 dekar bağımız var, bunlar için çok fazla insana ihtiyacımız var. Ama biz bir çözüm arıyoruz. Bu yıl buradaki hasadı çözmek için kombiyen satın alan tek şarap eviyiz. Kombiyen yeni bir şey değil ama Doğu Bulgaristan'da arazi düzken, burada arazi engebeli. Umarım kombiyenle yaptığımız bu deneme başarılı olur ve iş gücü sorununu çözeriz" dedi.
Öte yandan Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı (BABH), geçtiğimiz günlerde Türkiye'den gelen 17.5 tondan fazla sofralık üzümü, pestisit kalıntılarının normların üzerinde olması nedeniyle durdurdu. BABH, iki partiden gelen yaklaşık 3 ton üzümü imha ederken, aynı şekilde pestisit kalıntısı normunun üzerinde bulunan üçüncü partideki 14 bin 520 kiloluk üzümü de göndericiye iade etti.
Tehlikeli meyvelerin yakalanması, devletin Ağustos başında başlattığı sıkı denetimlerin doğrudan bir sonucu. BABH'nin kapsamlı denetimlerine Ulusal Gelirler Ajansı, İçişleri Bakanlığı ile Emtia Borsaları ve Pazarları Komisyonu da katıldı. 24 Ağustos'tan itibaren sofralık üzümler, domates, biber ve şeftalilerin de bulunduğu öncelikli kontrol listesine resmen eklendi. Ticari zincir veya gıda kalitesiyle ilgili ihlal şüphesi durumunda vatandaşlar ajansın resmi ihbar hattını arayabiliyor.
Tarım ve Gıda Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, kötü iklim koşulları nedeniyle Bulgaristan'daki bağ alanları ciddi şekilde azaldı. 2025 yılı verileri, işletmelerdeki meyve veren ve genç üzümlerin 31 bin 234 hektar olduğunu gösteriyor. 26 bin 231 hektardan hasat yapıldı ki bu da bir önceki yıla göre yüzde 5.4 daha az.
Toplam 2 bin 300 hektarlık bağ alanında ürün toplanamadı, bu durum da şarap imalathanelerinin üretimini vuruyor.
Bağcılık ve Şarapçılık İcra Ajansı'ndan (IAVW) alınan bilgiye göre, 2025 yılında üretilen üzüm miktarı 115 bin 909 ton oldu ve bu bir önceki yıla göre yüzde 14 daha az. Güneydoğu bölgesinde toplam üzüm miktarının yüzde 40'ı yani 46 bin 482 ton üretilirken, Güney Merkez bölgesinde yüzde 37'lik dilimle 43 bin 152 ton elde edildi.
Şaraplık üzüm üretimi 2024'e göre yüzde 15 azalırken, sofralık üzüm üretimi değişmedi. Şaraplık ve sofralık çeşitlerin ülke genelindeki ortalama verimleri 2024'e göre daha düşük; sırasıyla yüzde 10 ve yüzde 1 düşüş var.
2025 rekoltesinde şarap imalathaneleri 63 milyon 887 bin 859 litre şarap üretti. Ülkede yılda 112 milyon litre şarap piyasaya sürülürken, ihracat 16 milyon 410 bin 500 litre seviyesinde gerçekleşti.
Bulgar şarabını en çok ihraç ettiğimiz başlıca ülkeler İsveç, Polonya, Yunanistan ve Japonya. Bulgaristan'da 365 şarap üreticisi faaliyet gösteriyor. Sektör temsilcileri, giderek daha fazla şarap evinin dış pazarlarda yüksek değer gören butik üretime yöneldiğini belirtiyor.
Eski yerel çeşitlerin tanıtımı tüm şarap dünyasında bir eğilim haline geldi ve ülkedeki sektör ile hükümet politikaları için giderek daha önemli bir misyon taşıyor.
Ağustos sonunda Pleven'de 4'üncüsü düzenlenen TIME FOR WINE – "Şarap Zamanı" festivali, agresif yabancı şarap ithalatından giderek daha fazla zarar gören yerli çeşitleri tanıtmayı amaçladı.
Todor Kostadinov, Pleven müzesinin avlusundaki şarap standını kuran ilk isimlerden biriydi. Ailesi Berkovitsa'ya bağlı Borovtsi köyünde 25 dekar bağ yetiştiriyor.
Todor, "Tamamen kaybolmuş, Berkovitsa bölgesine özgü Bulgar çeşitleriyle uğraşıyorum. Amblemimiz zarçin çeşidi, diğerleri ise pamid, garvanovo oko ve vranka" dedi.
Fuarda, Kuzey ve Güney Bulgaristan'dan kendi bağlarına sahip şarap evleri aynı sorunlara dikkat çekti. Emi Marinova, "Üretimimizi destekleyecek bir politika yok. Harika şaraplar yapıyoruz ama çok az tanınıyorlar. Kuzey Bulgaristan'da kaç çeşit, kaç tür, ne kadar büyük bir seçenek olduğunu görüyorsunuz ama çok az biliniyorlar çünkü restoranlarda, menülerde yoklar. Biri gelip yerinde tatmazsa, takdir etmesi mümkün değil" diye konuştu.
Yerli şaraplar restoran masalarına ulaşmakta zorlanıyor. Plamen Buserski, "Mağaza ve restoran ağlarıyla ilgili çok büyük bir sorunumuz var, çünkü Bulgar çeşitlerini almıyorlar, pahalıya geliyor ve daha çok ithal ürün satıyorlar. İtalya ve İspanya gibi kendi çeşitlerimizi biz de sunmalıyız. Nereye gidersek gidelim, onlar kendi şaraplarını ve çeşitlerini sunuyorlar. Biz de aynısını yapmalıyız" ifadelerini kullandı.
Svetla Marinova ise "Restorancıların bizzat üreticilerin yanına gitmesi, yemeklerine giden şarabı tanımaları gerekiyor. Michelin yıldızı olan her yerde aranan şey tam olarak bu" dedi.
Pleven fuarında şaraba beklenmedik taze bir bakış açısı da getirildi: "Rubin" üzümünden çok lezzetli bir dondurma yapılıyor. Diana Ivanova, "Kırmızı şarap ısıtır, dondurma sorbesi ise serinletir" açıklamasını yaptı.