ÖZET: Mali Konseyi, 2025 yılı bütçesindeki gerçek açığın yüzde 3,5'in üzerinde olduğunu ve tam bir denetim yapılmadan net rakamın belirlenemeyeceğini açıkladı. 15 Ekim'de Brüksel'e sunulacak mali plan, büyük projelerin ertelenmesi ve memur harcamalarının kısılması gibi önlemleri içerirken, 2027 taslak bütçesiyle birlikte Avrupa Komisyonu'na gönderilecek.
2025 yılı bütçesindeki gerçek açık, yıl resmen kapandığında yüzde 3,5'in üzerindeydi. Ancak bu oranın gerçekte ne kadar daha yüksek olduğu, ancak Sayıştay'ın bakanlıklar ve kurumlarda yapacağı denetimlerin ardından netleşebilir. Zira ne Maliye Bakanlığı ne de Ulusal İstatistik Enstitüsü, 2025 yılında faturası kesildiği halde ödenmemiş veya harcanmış ancak faturası henüz kesilmemiş giderlerin tam listesine sahip değil. Bu bilgileri Mali Konseyi açıkladı.
Mali Konseyi'nden yapılan açıklamaya göre, bütçe mirasıyla ilgili net bir tablo ancak sonbahar aylarında ortaya çıkabilecek. En olası senaryo ise geçen yılın bütçesinde revizyona gidilmesi. Bu durum, kendi içinde çok kısa bir süre önce kabul edilen 2026 yılı olağan bütçesinin de güncellenmesini zorunlu kılacak.
Maliye Bakanı Galab Donev, 2026 yılı planını sunarken Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 7,4'ünü aşan potansiyel bir açıkla karşı karşıya kaldıklarını ve bu durumun kendilerini zor durumda bıraktığını belirtmişti. Bu durumu, önceki hükümetlerin vergilere dokunmadan tahsil ettiği gelirler ve planladığı milyarlarca euroluk harcamalara bağladı. Bütçe hazırlıkları sırasında bakanlığın uzmanları, bu açığı yüzde 5,7 seviyesine, yani 8,5 milyar euroluk bir rakama çekmeyi başardı.
Bu 8,5 milyar euroluk rakama nasıl ulaşıldığını anlamak için üç farklı kalemi toplamak gerekiyor: Önceki parlamentoların onayladığı 3,3 milyar euroluk yeni harcama, çekmecelerde bekleyen 2,2 milyar euroluk eski fatura ve beklenen gelirlerin altında kalınmasından kaynaklanan 3 milyar euroluk likidite açığı.
Mali Konseyi'ne göre bu hesaplardaki temel sorun iki başlıkta toplanıyor. 'Çekmece' resmi bir bütçe terimi değil, konuşma dilinde kullanılan bir metafor. Bu 2,2 milyar euroluk rakamı yasal zemine oturtmanın yolu, tutarların 2026 bütçesinde tek bir kalem olarak değil, fatura fatura ve sözleşme sözleşme görünmesiydi. Ancak bu gerçekleşmedi ve bu milyarlarca euro, tam bir denetim yapılana kadar şimdilik görünmez durumda.
İkinci sorun ise şu: Artan enflasyona ve gelirleri artırmaya yönelik kaydedilmiş ve vaat edilmiş önlemlere rağmen, hazinede 3 milyar euro daha az gelir beklenmesi şüphe uyandırıyor.
Konsolide mali programın uygulanmasına ilişkin veriler, Temmuz ayı itibarıyla eski sözleşmelere yönelik herhangi bir ödeme yapılmadığını gösteriyor.
Bütçe açığı, GSYH'nin yüzde 1,7'sine geriledi. Bu oran, bir önceki ayın yüzde 1,9'luk seviyesinden geriledi. Düşüşte, Ulusal İyileşme ve Dayanıklılık Planı'ndan (NRRP) gelen ödemelerin de etkisi bulunuyor.
Son üç bütçeyle ilgili sorunların çözülmesi oldukça zor. Zira 15 Ekim'de Avrupa Komisyonu'na açığı düşürmeye yönelik bir mali plan ve 2027 taslak bütçesini sunmamız gerekiyor. Sunulacak bu planlar, kamu maliyesinin en geç 2029 yılına kadar GSYH'nin yüzde 3'lük sınırının altına indirilmesini garanti etmeli. Bu gereklilik, 10 Temmuz 2026'da Avrupa Birliği'nin resmi olarak aşırı açık prosedürünü başlatmasının ardından zorunlu hale geldi.
Yetkililere göre Maliye Bakanlığı'nın çabaları üç temel yöne odaklanacak. Birincisi, net harcamalardaki artış hızının düşeceğini rakamlarla kanıtlamak ve bu artışa tavan koymak. Belirlenecek sınırlar sırasıyla şöyle olacak: 2026 yılı için yüzde 4,2, 2027 yılı için yüzde 7,7, 2028 yılı için yüzde 11,4 ve 2029 yılı için ise yüzde 15.
Mali plan, 2027 taslak bütçesi parlamentoya sunulurken eş zamanlı olarak Brüksel'e de gönderilecek. Reform iradesini ortaya koymak adına Maliye Bakanlığı, 2027 yılı için yüzde 3,8 oranında bir ara açık hedefi belirleyecek. Bu hedefe birkaç temel önlemle ulaşılması planlanıyor. Birincisi, kritik olmayan veya proje hazırlığı tamamlanmamış devlet destekli altyapı projelerinin ertelenmesi. Bakanlıkların ve kurumların işletme giderlerinin kısıtlanmasına da devam edilecek. Ayrıca harcamalar, Brüksel'den Ulusal İyileşme ve Dayanıklılık Planı kapsamında gerçek anlamda alınacak fon dilimleriyle doğrudan ilişkilendirilecek.
Avrupa Komisyonu'nun, önerilen önlemlerin ülkeyi aşırı açık prosedüründen çıkarıp çıkaramayacağına dair 30 Kasım 2026 tarihine kadar resmi bir görüş bildirmesi gerekiyor.