Yaşananları korku filmine benzettiler. Venezuela'yı 7,2 ve 7,5 büyüklüğüyle art arda sarsan iki güçlü depremden kurtulanlar, o kabus anını böyle anlattı.
"Öleceğimi sandım" diyen Veronika, BBC'ye konuştu. Başkent Karakas'ta yaşayan Veronika, yerel saatle 18.00'de (Bulgaristan saatiyle Perşembe sabahı 01.00 civarı) annesiyle birlikte evindeyken iki sarsıntının vurduğunu aktardı. İki deprem arasında yalnızca 39 saniye vardı; bu yüzden pek çok kişi bunları "ikiz depremler" olarak nitelendiriyor.
Veronika ve annesi güvenli bir köşe bulabildi, ancak Veronika'nın kız kardeşi ve BBC Venezuela muhabiri Valentina saatlerce onlara ulaşmaya çalışarak büyük bir çaresizlik yaşadı. Telefon hatlarının kesildiği o saatlerde sonunda gelen haberle nefes aldı: "Güvendeyiz, ama bina tamamen yıkıldı." Evlerini yitirmişlerdi; ama en azından hayattaydılar. Kurtarma ekipleri enkazda olanları arama çalışmalarını sürdürürken Perşembe günü saat 19.00 itibarıyla 164 kişinin hayatını kaybettiği, 971 kişinin yaralandığı ve 30 binden fazla kişinin kaybolduğu açıklandı. ABD Jeoloji Araştırmaları Servisi ise can kaybının 10 bin ile 100 bin arasında olabileceğini tahmin ediyor.
Karakas'tan 25 yaşındaki Luis Alejandro Ruiz Garcia da yaşadıklarını şöyle aktardı: "Benimle olan annem ve kız kardeşim korkuyla yataklarından fırladı. Birbirimize sarıldık; fırsatını bulunca merdivenden aşağı indik ve binadan mümkün olduğunca hızlı çıktık." Sokağa kaçmaya çalışanların büyük bölümünün ayakkabı bile giymeye fırsatı bulamadığını ve yalınayak kaçtığını belirtti.
Luis, yakınındaki bir binada büyükannesini kontrol etmeye gittiğinde savaş bölgesini andıran sahnelerle karşılaştı: "Karşıdaki bina enkaza dönmüştü. İnsanların çıkmaya çalışırken yardım diye bağırdığını duyuyordum."
Çocukları Venezuela'nın ekonomik çöküşü nedeniyle ülkeyi terk eden ve yalnız yaşayan yaşlıların enkazın altında kalmış olabileceği değerlendiriliyor. Korku dolu çığlıkların arasında sevinç çığlıkları da yükseldi: Bir kadın, enkazın altındaki yakınının sesini duyunca "Antonio sağ!" diye bağırdı.
La Guaira'dan Hose Rolon ise orada "elektrik, internet, su ve hiçbir hizmet kalmadığını" söyledi. Uydu telefonuyla dünyayla bağlantı kurabilen Rolon, kuzey kıyısındaki en çok etkilenen bölgelerden birindeydi. Kentteki bir mahalle için şunları aktardı: "Daha önce bina olan her şey yok oldu; sanki patlama ya da kontrollü yıkım olmuş gibi, tek bir bina bile ayakta kalmadı."
Rolon, hastanenin bir bölümünün çöktüğünü, ancak doktor ve hemşirelerin yaralılara bakmaya devam ettiğini anlattı. Kendi gözleriyle hastanenin bir bölümünün yıkılarak birinin altında kalmasını izlediğini belirterek "Yalnızca bacaklarını görebiliyordum; yüzlerce benzer vaka vardı" dedi. Yetkililerin seyirci kaldığını öne süren Rolon, öfkeyle konuştu: "Sokaktayım. Hiçbir bilgi yok; sanki devlet yok ve insanlar kendi başlarının çaresine bakmak zorunda. Gördüğümüz şey, harabeye dönmüş ve kurumlar tarafından unutulmuş bir ülke."
La Guaira'da pek çok kişi aynı çaresizliği yaşıyor. 12 katlı bir binanın enkazı altındaki kızından haber bekleyen bir kadın gözyaşları içinde şunları söyledi: "Burada hayatta olanlar var, kimse onları kurtarmaya gelmiyor."
Dünya genelinde pek çok ülke Venezuela'ya insani yardım ve kurtarma ekibi göndereceğini açıkladı.