Icerige atla
Yaşam ⭐ 85/100

Spor Kişisel Bir Dram Haline Geldiğinde: Psikologlar Taraftar Depresyonunun Varlığını Tespit Etti, Ancak Henüz Resmi Bir Tanı Değil

Spor Kişisel Bir Dram Haline Geldiğinde: Psikologlar Taraftar Depresyonunun Varlığını Tespit Etti, Ancak Henüz Resmi Bir Tanı Değil
Deniz, Kum, Güneş... ve İngilizce

Futbol artık sadece bir oyun değil; milyonlar için bir din, bir kimlik ve koltukta yaşanan kişisel bir savaş haline geldi. Sevdiğiniz takımın galibiyeti günlerce başınızı dik tutmanızı sağlarken, mağlubiyet bazen kişisel bir başarısızlıktan daha ağır vurabiliyor.

Maç izlemek dünyanın en popüler eğlencelerinden biri. Şanghaylı bilim insanları, bunun kişiliğe iyi geldiğini, sosyal etkileşim ve duyguları yaşama fırsatı sunduğunu söylüyor. Ancak en sadık taraftarlar için maç, ruh halini ve davranışları ciddi şekilde etkiliyor. İngiliz bilim insanları, maç izlerken beynin çok kısa bir süre içinde yoğun ve zıt duygular yaşadığını kanıtladı.

Bir an heyecan ve sevinç hissederken, hemen ardından öfke, hatta üzüntü yaşayabiliyoruz. Bu durum, duyguların olayların gelişimiyle birlikte hızla yükselip alçaldığı gerçek bir deli aşkla bile karşılaştırılabilir.

King's College London, Trinity College Dublin ve Limerick Üniversitesi'nin ortak araştırması daha fazlasını ortaya koyuyor: Taraftarlar, takımlarının galibiyetinden sonra özgüvenlerini artırıyor ve günlük hayatlarında bile kendilerini daha iyi algılıyorlar.

Araştırma, psikolojide yeni bir ufuk açıyor: taraftar spor depresyonu. Bilim insanları, takımlarının yenilgisinden sonra taraftarların duygularını analiz etti ve bazılarının depresif duruma benzer duygular yaşadığını tespit etti: şiddetli umutsuzluk, düşük özgüven, hayal kırıklığı ve kaygı.

Spor taraftarlığının ruh sağlığını nasıl etkilediğini açıklamak için Seul Üniversitesi'ndeki bilim insanları, bu davranışı sosyal kimlik teorisiyle ilişkilendiriyor. Bu teori, insanların belirli bir gruba aidiyet duygusu, saygı ve değer geliştirme şeklini inceliyor.

Taraftar formaları, atkıları ve takım şarkıları, taraftarın kendini daha fazla özdeşleştirmesine ve daha büyük bir şeyin parçası hissetmesine neden oluyor. Sorun şu ki, en ateşli taraftarlar için kupa kolektif bir hedef haline geliyor; onu hayal ediyor, hatta bunun için binlerce lira harcıyorlar.

Araştırmacılara göre, kendini adamış spor taraftarları takımlarının zaferlerini kişisel zafer olarak yorumluyor. Bu anlarda daha yüksek bir sosyal statü, daha büyük bir özgüven ve bir dizi olumlu duygu hissediyorlar.

Eğer biz taraftarsak, takımın galibiyeti 'bizim' galibiyetimizdir, sanki bunda bir rol oynamışız gibi. Galibiyet, taraftarların kendilerine inanmasını sağlar, ancak olumsuz sonuç ruh sağlığı için gerçek bir risk taşır.

Spor taraftarı, davranışını bir hafta boyunca değiştirebilecek, son derece rahatsız edici gerçek depresyon belirtileri yaşayabilir. Bu dönemin üstesinden gelmek, özellikle takıma en bağlı taraftarlar için çok zor olabilir. Bu güçlü duygular, düşüncesiz eylemlere yol açabilir.

Tarih, dünya şampiyonaları sırasında birkaç intihar vakasını hatırlıyor. 2018'de Lionel Messi'nin ateşli bir taraftarı, Arjantin'in Hırvatistan'a 3-0 yenilmesinin ardından intihar etti. 30 yaşındaki Hintli Alex Dinu, intihar mektubunda 'Bu dünyada görecek başka bir şeyim kalmadı. Gidiyorum!' yazmıştı. Brezilya'nın Almanya'ya 1-7'lik tarihi yenilgisi ise 15 yaşındaki Nepalli bir kızın intiharına neden oldu.

Maçların ruh sağlığımız üzerindeki etkisi yeni bir şey değil. 1950'de Brezilya'nın Uruguay'a yenilmesinin ardından intihar edenlerin sayısı belirsiz. 'Maracanaço' olarak bilinen ulusal yas, Brezilya'da yüzlerce kaderi etkiledi.

Sevilen takımın yenilgisinden sonra yaşanan güçlü olumsuz duygular rahatsız edici ve yorucu olsa da, taraftar depresyonu resmi bir tanı olarak kabul edilmiyor. Terim, Amerikan Anksiyete ve Depresyon Derneği tarafından tartışılıyor; dernek, bu durum için 'üzüntü' kelimesinin daha doğru bir tanım olduğunu düşünüyor, çünkü depresyon çok daha fazla dikkat gerektiriyor ve taraftarların durumu genellikle birkaç gün veya hafta içinde geçiyor.

İngiliz psikologlar şu tavsiyelerde bulunuyor:

  • Maçtan sonra duygularınızı yaşayın, diğer taraftarlarla 45 ila 60 dakika konuşun. Uzmanlar, 'Kaybın kolektif deneyimini paylaşmak, insanların daha sıkı bir şekilde birleşmesine yardımcı olabilir ve muhtemelen onunla ilişkili üzüntünün bir kısmını hafifletebilir' yorumunu yapıyor.
  • Bu zorlu saatin ardından başka bir konuya geçin, sosyal medyadan çıkın ve televizyon veya radyoda maç sonrası analizleri dinleme sürenizi sınırlayın.
  • Kısa bir antrenman veya en azından bir yürüyüş, sonuçtan en çok etkilenenler üzerinde iyi bir etki yaratacaktır.

Psikologlar basit bir şeyi hatırlatıyor: Takım hayatınızın bir parçası olabilir, ama tüm hayatınız değil. Aksi takdirde, bir gün kendi sorunlarınızdan değil, adınızı bile bilmeyen insanların sonucundan mahvolmuş bir şekilde uyanma riskiniz var.

Gün Batımı, Kokteyl, İngilizce
Paylaş: