Genellikle et, patates ve soslara eklediğimiz biberiye, hoş tadı ve aromasının çok ötesinde önemli özelliklere sahip olabilir. Click'in haberine göre, birkaç küçük çaplı araştırma bu bitkiyi hafıza, konsantrasyon, ruh hali ve uyku üzerindeki değişikliklerle ilişkilendiriyor. Bilim insanları özellikle 1,8-sineol ve karnosik asit gibi maddelere odaklanmış durumda. Ancak elde edilen sonuçlar, biberiyenin bunamayı önleyebileceğini veya tedavi edebileceğini henüz kanıtlamıyor.
Koku Beyne Hızla Ulaşıyor
Biberiye esansiyel yağında en çok araştırılan bileşenlerden biri 1,8-sineol. Bu maddenin, hafıza, dikkat ve öğrenmede rol oynayan asetilkolin ile ilgili kimyasal süreçleri etkileyebileceği düşünülüyor. 20 sağlıklı gönüllüyle yapılan bir araştırmada, katılımcılar odaya biberiye kokusu yayılırken görsel bilgi işleme ve ardışık çıkarma görevlerini yerine getirdi. Kanda daha yüksek 1,8-sineol seviyeleri, görevlerin daha hızlı ve daha doğru tamamlanmasıyla ilişkilendirildi. Ancak bu çalışma küçük ölçekliydi ve kokunun tek başına zihinsel yetenekleri geliştirdiğine dair kesin bir kanıt değil, sadece bir bağlantı olduğunu ortaya koydu. Solunduğunda, uçucu maddeler solunum yoluyla vücuda giriyor. Bu, aromaterapinin bu tür deneylerde en sık kullanılan yöntemlerden biri olmasını açıklıyor, ancak herkesin aynı etkiyi hissedeceği anlamına gelmiyor.
Hastalarla Yapılan Deneyim Ne Gösteriyor?
2009 yılında Japon bilim insanları, 17'si Alzheimer hastası olmak üzere 28 demanslı yaşlıyı takip etti. 28 gün boyunca sabahları biberiye ve limon yağı karışımı, akşamları ise lavanta ve portakal yağı kullanıldı. Aromaterapi sürecinin ardından araştırmacılar, kişisel yönelim ve bilişsel işlevlerle ilgili bazı göstergelerde iyileşme kaydetti. Alzheimer hastalarında kullanılan testlerden birinin genel sonucunda da iyileşme görüldü. Ancak bu çalışma, dört farklı yağ kullanıldığı ve katılımcı sayısı az olduğu için etkinin yalnızca biberiyeye atfedilmesine izin vermiyor. Daha sonra laboratuvar fareleriyle yapılan bir deney, karma aromaterapinin beyinde daha düşük beta-amiloid ve anormal şekilde değişmiş tau proteini seviyeleriyle ilişkili olduğunu gösterdi. Bu sonuçlar demans araştırmacıları için ilginç olsa da, hayvanlardan elde edilen veriler otomatik olarak insanlara aktarılamaz.
Öğrenciler Bir Ay Boyunca Biberiye Tüketti
2018 yılında yapılan çift kör bir çalışmaya 68 öğrenci katıldı. Bir kısmı bir ay boyunca günde iki kez 500 mg biberiye alırken, diğerlerine plasebo verildi. Deneyin sonunda, biberiye grubu gelecekteki ve geçmişteki hafızayı değerlendirmede daha iyi sonuçlar gösterdi. Katılımcılar ayrıca daha düşük kaygı ve depresyon seviyelerinin yanı sıra daha iyi uyku kalitesi bildirdi. Yazarlar sonuçları umut verici olarak nitelendiriyor ancak örneklemin küçük olduğunu ve yalnızca gençlerden oluştuğunu belirtiyor. 2020 yılında yapılan bir Japon araştırması, çalışma çağındaki 42 sağlıklı erkeği biberiye özü ve plasebo gruplarına ayırarak takip etti. Dört hafta sonra, özü alan grupta daha olumlu ruh hali göstergeleri ve gün içinde daha az uykululuk hali kaydedildi. Ek bir analiz, başlangıçta daha yüksek gerginliğe sahip katılımcılarda zihinsel enerji ve uykuda olası bir iyileşmeye işaret etti, ancak bu kısım daha da küçük bir alt gruba dayanıyordu.
Daha Fazla Biberiye Daha Güçlü Etki Anlamına Gelmiyor
Özellikle ilginç bir sonuç, ortalama yaşı 75 olan 28 yetişkinle yapılan bir araştırmadan geldi. 750 mg gibi küçük bir doz kurutulmuş biberiye, daha yüksek hafıza hızıyla ilişkilendirilirken, 6000 mg gibi en yüksek doz sonuçların bir kısmını kötüleştirdi. Bilim insanları, etkinin büyük ölçüde miktara bağlı olabileceği konusunda uyarıyor. Bu, konsantre takviyelerin, daha yüksek dozun mutlaka daha büyük fayda sağlayacağı mantığıyla alınmaması gerektiği anlamına geliyor.
Karnosik Asit Laboratuvarda Hücreleri Koruyor
Bir diğer önemli bileşen ise antioksidan bir bileşik olan karnosik asit. Laboratuvar ve hayvan çalışmalarında, oksidatif strese ve inflamatuar süreçlere karşı koruyucu mekanizmaları harekete geçirme yeteneği gösteriyor. 2024 tarihli bir bilimsel inceleme, biberiyenin olası nöroprotektif mekanizmalarını özetliyor. Bunlar arasında asetilkolini parçalayan enzimler üzerindeki etkisi ile inflamasyon ve serbest radikallerle ilgili süreçler yer alıyor. Ancak yazarlar, insanlarda yapılan klinik denemelerin az olduğunu ve plasebo kontrollü, güvenilir kontrol gruplarının olduğu daha büyük çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. Hayvan çalışmaları ayrıca, serotonin, dopamin ve diğer beyin aracıları sistemleri aracılığıyla ruh hali üzerinde olası bir etkiye işaret ediyor. Bu, insanlarda depresyon için kanıtlanmış bir tedavi olarak değil, antidepresan benzeri bir etki olarak tanımlanıyor.
Biberiye Demans İlacı Değil
Mevcut veriler ilginç bir bilimsel potansiyel gösteriyor ancak biberiyenin Alzheimer veya diğer sinir sistemi hastalıklarına karşı bir çare olarak sunulmasına zemin hazırlamıyor. Sonuçlar küçük gruplardan, farklı dozlardan, özlerden ve koku kombinasyonlarından geliyor, bu da karşılaştırmayı zorlaştırıyor. Avrupa İlaç Ajansı, biberiye yapraklarının hafif sindirim şikayetlerinde geleneksel kullanımlarına işaret ediyor ve biberiye yağı içeren tıbbi ürünlerin temel olarak ciltte kullanılmak üzere tasarlandığını belirtiyor. Bilişsel bozukluklar onaylanmış endikasyonlar arasında yer almıyor.