4 Ağustos'ta Leipzig Havalimanı'nda Ukrayna'ya ait bir "Antonov" kargo uçağının yakınında patlayıcı yüklü bir drone bulunması ve ardından ikinci bir drone'un terminale yakın bir uçağa çarpmasıyla başlayan skandal, 40 gün sonra Bulgaristan siyasetini çalkalıyor. Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, saldırının "Rusya'nın Avrupa'daki bilinen hibrit operasyon şemasını" takip ettiğini belirterek Moskova'yı suçlarken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin iddiaları reddetti ve Rus Büyükelçiliği bunu "absürt" olarak nitelendirdi.
Avrupa liderleri Almanya'ya güçlü bir destek mesajı verip Moskova'yı açıkça kınarken, Bulgaristan hükümetinden ve Cumhurbaşkanı Rumen Radev'den ses çıkmadı. Dışişleri Bakanlığı'nın "X" platformundan yaptığı ve sadece üç cümleden oluşan açıklamada Almanya ile dayanışma ifade edilmesine rağmen, diğer Avrupa ülkelerinin aksine Rusya'nın adı açıkça zikredilmedi.
Bu gecikmiş ve yetersiz tepki, muhalefeti ayağa kaldırdı. GERB'li eski Dışişleri Bakanı Georgi Georgiev, Radev'i "Kremlin ve Putin'in adını anmaktan korktuğu için" saklanmakla suçlayarak, "Tehditler ortadayken başımızı kuma gömmek bizi kurtarmayacak" uyarısında bulundu. Georgiev, Avrupa'nın net bir pozisyon talep edeceği bir noktada Bulgaristan'ın gölge oligarklar için yaptırım muafiyetleri yaratmaya çalışmasının ülkeyi uluslararası alanda itibarsızlaştıracağını savundu.
"Demokratik Bulgaristan" eş başkanı İvaylo Mirçev ise "Rusya Almanya'da saldırı planlarken, Bulgaristan hükümeti Rus Spor Bakanı'nı yaptırım listesinden çıkarmaya çalışıyor" diyerek tepkisini dile getirdi. "Değişim Devam Ediyor" partisi lideri Nikolay Denkov da yönetimi "duymazdan, görmezden gelmekle" eleştirerek ülkenin risklere karşı nasıl korunacağına dair bir vizyon eksikliğine dikkat çekti.
GERB, "Demokratik Bulgaristan" ve "Değişim Devam Ediyor" partileri, Cumhurbaşkanı İlyana Yotova'dan ülkenin karşı karşıya olduğu riskleri ve atılacak adımları görüşmek üzere Ulusal Güvenlik Danışma Konseyi'ni acilen toplamasını talep etti.
"İlerici Bulgaristan" lideri Petar Vitanov ise acil konsey çağrısına karşı çıktı. Almanya ile dayanışma içinde olduklarını ancak failler konusunda aceleci hükümlerden kaçınmaları gerektiğini savunan Vitanov, "Şu an sadece şüpheler var. Kuzey Akımı'nda gördük ki ilk şüphelerle nihai sonuçlar farklı çıkabiliyor. Dış politika parti içi hesaplar için kullanılmamalı" ifadelerini kullandı.
Avrupa cephesinde ise Moskova'ya yönelik sert mesajlar yankı buldu. AB Dış Politika Şefi Kaja Kallas, girişimi "devlet destekli terörizm" olarak nitelendirerek Rusya'ya karşı yeni yaptırımları geciktirenler için bir "uyandırma çağrısı" olduğunu vurguladı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Moskova'nın giderek daha pervasızlaştığını ve Avrupa'nın doğu kanadında kötü niyetli faaliyetlerin arttığını belirtirken, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen olayı "daha tehlikeli incidentlerin daha geniş bir modelinin parçası" olarak değerlendirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Moskova'ya yönelik yeni yaptırımları açıkça destekledi.
"Yeniden Doğuş" partisi ise konuya farklı bir pencereden yaklaşarak olayı Almanya'daki iç siyasi durum ve yaklaşan seçimlere bağladı; seçim sonrası iktidar değişiminin dış politikada köklü bir dönüşüme yol açabileceğini öne sürdü.