Icerige atla
Politika ⭐ 85/100

İsrail'in İran'ın Trump'a Suikast Hazırladığı İddiaları Gerçek mi?

İsrail'in İran'ın Trump'a Suikast Hazırladığı İddiaları Gerçek mi?
Malta'da Hem Öğren Hem Çalış

ABD, son bir yıl içinde İsrail'den, İran'ın ABD Başkanı Donald Trump'a suikast hazırladığına dair defalarca uyarı aldı. Ancak Washington Post'un aktardığına göre CIA, İsrail'den gelen ve "Amerikan istihbaratınca üretilmeyen" bu bilgileri "düşük güvenilirlik" derecesiyle değerlendirdi ve ciddi veya acil bir tehdit olmadığı kanaatine vardı. Yine de Gizli Servis, riski sıfıra indirmek için olağanüstü güvenlik önlemleri aldı.

En detaylı uyarı, 8 Temmuz'daki Ankara NATO zirvesi dönüşünde alındı. İsrailli yetkililer, İran'ın Trump'ı hedef almak için taşınabilir hava savunma sistemleri kullanabileceği istihbaratını, teyit edecek zamanları olmamasına rağmen aciliyet gerekçesiyle paylaştı. Trump, zirveye Katar'dan hediye edilen Boeing 747-8 ile gelmiş olsa da, dönüşte daha eski Air Force One uçağına bindirildi. Ardından havaalanında bir ikram kamyonuna gizlenerek askeri nakliye uçağı C-32A'ye geçirildi ve İngiltere'ye uçtu. Eski Air Force One ise Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Hazine Bakanı Scott Bessent'in içinde bulunduğu bir "yem" uçağa dönüştürülürken, Savunma Bakanı Pete Hegset ve Beyaz Saray danışmanları Trump ile birlikte C-32A'da yer aldı.

ABD istihbarat camiası, İran'ın 2020'de Kasım Süleymani'nin öldürülmesi nedeniyle intikam almak istediğini bilse de, CIA İsrail'in somut uyarılarını doğrulayamadı. Ev sahibi Türkiye'nin istihbarat birimleri de benzer şekilde İsrail'in uyarılarını doğrulayacak herhangi bir kanıta ulaşamadı. Middle East Eye'a konuşan Türk yetkililer, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin bu uyarıyı Trump'ı koruyormuş gibi göstermek, İran ile müzakereleri baltalamak ve Trump-Erdoğan arasındaki yakın ilişkileri zedelemek için kurguladığından şüpheleniyor. Türk kaynaklar, "Muhtemelen hiç yaşanmamış ve muhtemelen hiç planlanmamış bir saldırı için kahramanlara ihtiyaçları var" yorumunu yaparken, Netanyahu'nun Ankara'ya F-35 satışına karşı çıkması ve İran'a askeri müdahaleyi teşvik etmesinin Trump'ın diplomatik girişimleriyle çeliştiğine dikkat çekti.

Tüm bu doğrulama eksikliğine rağmen Gizli Servis yetkilileri, "Bu başkanla zaten üç kez burnunun ucundan döndük, hiçbir risk alamayız" gerekçesiyle hareket etti. Trump da durumu doğrulayarak, "Bu tamamen Gizli Servis'e bağlı. Ben sadece onların yapmamı istediğini yapıyorum. Başka bir uçağa binmemi istediler, ben de yaptım. Bana ne söylerse onu yaparım" ifadelerini kullandı.

Olay, ABD'de ulusal güvenlik yetkilileri ve kongre üyelerinden sert eleştiriler aldı. İran'a yönelik askeri tırmanmayı protesto ederek Ulusal Terörle Mücadele Merkezi başkanlığından istifa eden Joe Kent, "Bir müttefikin istihbaratına dayanarak savaşa başlama kararı verirken, bu bilgiyi sadece bizi bilgilendirmek için değil, aynı zamanda bizi etkilemek için sağladıklarını unutmamak gerekir" uyarısında bulundu. Maryland Senatörü Chris Van Hollen ise "İran'ın başkanın ortadan kaldırılmasını isteyebileceğinden şüphem yok ama tüm bunlar biraz fazla fantastik görünüyor" diyerek istihbaratın güvenilirliğini sorguladı. Delaware Senatörü Chris Coons ise "İstihbarat düşük güvenilirlikte olsa bile, başkanın ikram kamyonuyla gizlice kaçırılıp, kabine üyelerinin ve gazetecilerin Air Force One'da bırakılması makul bir seçim değildi" eleştirisini yöneltti.

21 yılını Gizli Servis'te geçiren Robert McDonald ise "yem" uçağın korumasız bırakıldığı iddialarını reddederek, her iki uçağın da müttefik veya ABD Hava Kuvvetleri kaynaklarıyla eskortlandığına dikkat çekti. Bu gelişme, Tahran ile gerilimin tırmandığı bir dönemde İsrail istihbaratının, Trump yönetiminin İran politikalarına yön verme ve karar alma süreci üzerinde ne denli büyük bir etkiye sahip olduğunu ve yabancı istihbaratın ABD başkanının hareketlerini nasıl şekillendirebildiğini gözler önüne seriyor.

Gün Batımı, Kokteyl, İngilizce
Paylaş: