İran'ın nükleer programı, son yıllarda uluslararası siyasetteki en tartışmalı ve hassas konulardan biridir. ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in İran'a yönelik askeri harekatlarını desteklemesinin ana nedeni olarak bunu defalarca göstermiştir, BBC yazıyor.
Tahran, nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu ve enerji üretimi ile bilimsel amaçlara yönelik olduğunu sürekli olarak savunmaktadır.
Ancak ABD ve İsrail yıllardır resmi açıklamaların arkasında nükleer silah geliştirme çabalarının olduğu yönünde şüphelerini dile getirmektedir.
2015 yılında İran, dünya güçleriyle uranyum zenginleştirmeyi yüzde 3,67 ile sınırlayan uluslararası bir nükleer anlaşma imzaladı. Bu seviye sivil nükleer santraller için yakıt üretimine yeterlidir, ancak nükleer silah yapımı için gerekenin çok altındadır.
Karşılaştırma yapmak gerekirse, silah sınıfı uranyum genellikle en az yüzde 90 oranında zenginleştirilir.
Durum 2018'de Donald Trump'ın ABD'yi anlaşmadan çekmesi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla değişti.
Bunun ardından Tahran, uranyum zenginleştirme seviyelerini kademeli olarak ve açık bir şekilde artırmaya başladı.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) verilerine göre, geçen yılın haziran ayına kadar İran uranyumu yüzde 60'a kadar zenginleştiriyordu ve bu seviyede yaklaşık 400 kilogram stok biriktirmişti.
Yüzde 60 uranyum nükleer silah için yeterli olmasa da, uzmanlar bunun teknik olarak atom bombası yapımı için gereken yüzde 90 sınırına çok yakın olduğunu vurguluyor.
Uluslararası denetim imkanlarının sınırlı olması da ayrıca endişe yaratıyor.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, yakın zamanda Buşehr nükleer santralinde rutin bir denetim gerçekleştirebildiklerini bildirdi. Aynı zamanda denetçiler neredeyse bir yıldır İran'ın diğer nükleer tesislerinin bir kısmına erişim sağlayamadı.
Tam şeffaflığın olmaması, İran ile Batılı ülkeler arasındaki gerilimin ana nedenlerinden biri olmaya devam ediyor.
Şimdilik Tahran nükleer silah geliştirdiğini reddediyor, ancak nükleer programı uluslararası güvenliğin en büyük zorluklarından biri olmaya devam ediyor.