Dünya 2050'yi planlarken, Galab Donev 2020'yi denetliyor.
Bugün Bulgaristan Ulusal Meclisi, Sayıştay'a 2020-2026 dönemine ait emeklilik ödemeleri üzerinde bir tür mali denetim yapma görevi verdi.
Devletin kamu kaynaklarının nasıl harcandığını denetlemesinde kötü bir şey yok. Ancak emeklilik politikasıyla ilgili en büyük fikir geçmişin denetimiyse, bu birinin geleceğin de var olduğunu unuttuğu anlamına gelir.
Daha dün BBC, Z kuşağı İngiliz gençlerinin yarısının bir gün devlet emekliliği alacaklarına inanmadığını belirten bir analiz yayınladı. Bunun nedeni, yaşlanan nüfus, azalan çalışan sayısı ve kamu maliyesi üzerindeki artan baskının birleşimi.
Sonuçlar şimdiden görülüyor. Kimileri özel emeklilik fonlarına katkılarını artırıyor. Kimileri endeks fonları ve kripto paralara kendi başlarına yatırım yapıyor. Kimileri ise emeklilik için birikim yapmaktan vazgeçip parayı şimdi seyahat, eğitim veya ev alımı gibi alanlarda harcamayı tercih ediyor. Giderek daha fazla genç, 70'li yaşlara kadar çalışıp emekli olmak yerine, hayatları boyunca işten birkaç uzun ara vermeyi, yani 'mini retirement'ı planlıyor.
Uzmanlar uyarıyor: Devlet emekliliğine olan güven kaybolursa, daha fazla kişi aşırı yatırım riski alacak, diğerleri hiç birikim yapmayacak ve bu da emekliler arasındaki eşitsizliği artıracak. Özellikle emeklilikten sonra da kira ödemeye devam edecek, kendi evi olmayan kişiler en savunmasız kesim olacak.
Bu da aynı temel soruyu gündeme getiriyor: Dayanışma modeli, orantısız bir yükü genç kuşaklara aktarmadan nasıl korunabilir?
Bu artık emeklilik tartışması değil. Bu bir demografi tartışması.
Yıllardır demografinin, sosyal politika ile işgücü piyasası arasında 'bir kenara atılacak' bir konu olmadığını savunuyorum. Demografi; ekonomiyi, kamu maliyesini, eğitimi, sağlığı ve ulusal rekabet gücünü belirliyor.
Emeklilik sisteminin dönüşümü için bir yol haritası da talep ediyorum, ancak bu devlet adamlarının işidir, devlet yönetiminde kısa süreli pozisyonlara gelen geçici kişilerin değil.
Ancak Bulgaristan'da geriye bakmaya devam ediyoruz. Trendleri analiz etmek yerine harcamaları denetliyoruz.
En çarpıcı olanı, genç Bulgarların ne düşündüğünü bile bilmiyor olmamız. Bir gün devlet emekliliği alacaklarına inanıp inanmadıkları, sosyal güvenlik sistemine güvenip güvenmedikleri veya hayatlarını kendi başlarına idare etmek zorunda kalacakmış gibi planlayıp planlamadıklarına dair ulusal düzeyde temsili bir araştırmamız yok.
Açıkları ölçüyoruz. Ödemeleri denetliyoruz. Geleceği planlamıyoruz.
Toplum geleceğe dair bir vizyon beklerken, yöneticilerin ufku şapkalarının siperliğinin başladığı yerde bitince böyle oluyor.
Not: ChatGPT'ye bu metni nasıl resimlendirebileceğimi sordum ve bana bu resmi önerdi.
(Facebook'tan)