Icerige atla
Politika ⭐ 75/100

Bulgaristan Neden Ortodoksluğa Dokunmayı Reddediyor

Bulgaristan Neden Ortodoksluğa Dokunmayı Reddediyor

17 Haziran 2026, siyasi konjonktürlerle değil, derin ve cesur bir devlet olgunluğu eylemiyle tarihe geçecek. Dışişleri Bakanı Velislava Petrova'nın, AB'nin 15 Temmuz'a kadar uzlaşmaya varmayı hedeflediği 21. yaptırım paketi kapsamında Rus Patriği Kiril'e yönelik sembolik yaptırımlara ve Lukoil rafinerisini de etkileyen enerji kısıtlamalarına karşı çıktığı resmiyet kazandı. Politico'nun iki diplomata dayandırdığı haberle ortaya çıkan bu tutum, aceleyle 'tecrit' ve 'Rusya'ya yönelme' olarak etiketlendi. Ancak bu kararın gerçek yorumu tamamen farklıdır. Bu, asırlık bir Ortodoks devletinin siyasetle inanç arasındaki kutsal sınırı aşmayı reddetmesi ve ulusal enerji istikrarını korumasıdır.

Dışişleri Bakanlığımızın mantığı kristal berraklığında ve tamamen pragmatiktir. Petrova, Bulgaristan'ın ekonomik etkisi olan ve üye devletlere saldırgan ülkeden daha fazla zarar vermeyen yaptırımları desteklediğini, ancak Kiril'in finansal varlıklarını dondurmak gibi hiçbir ekonomik etkisi olmayan sembolik adımları reddettiğini net bir şekilde ifade etti. Bakan, bu tür sembolik yaptırımların Patriğin faaliyetlerini engellemek bir yana, Avrupa'nın kilise işlerine müdahale ettiğine dair anti-Avrupa propagandasına zemin hazırlayarak tam tersi bir etki yaratacağı uyarısında bulundu. Kilise, milliyeti ne olursa olsun, hükümetlerin ve yetki sürelerinin sınırlarını aşan bir misyona sahiptir.

Enerji alanında ise Sofya'nın kırmızı çizgisi Burgas'taki Lukoil rafinerisi ve iştirakleridir. Bulgaristan'ın önceliği, içinde bulunulan jeopolitik konjonktürde ülkenin enerji istikrarını korumaktır. Brüksel'e verilen mesaj açıktır: Sofya, siyasi pragmatizmin inanç, manevi miras ve ulusal enerji güvenliği alanına girdiği yere net bir şekilde kırmızı çizgi çekmektedir.

Parlamento Koridorlarında Ruhun Sınavı

Elbette karar, siyasetin sloganlarla başlayıp bittiği kişilerin sert tepkisiyle hemen karşılaştı. Ulusal Meclis koridorlarında eski Başbakan Yardımcısı Asen Vasilev, patriği bir Rus istihbaratçısı olarak nitelendirerek, "Eğer manevi bir figür olsaydı düşünmek gerekirdi, ancak burada KGB ajanı olan Bay Gundyaev'den bahsediyoruz" diyerek yaptırımları savundu. GERB-SDS'den eski Dışişleri Bakanı Georg Georgiev ise "Bulgaristan için Rus patriği o kadar mı önemli ki, tüm 21. yaptırım paketini bloke etme pahasına onu listeden çıkarmaya çalışıyoruz?" diyerek hükümetin tüm Avrupa yaptırım paketinin birliğini riske atıp atmadığını sorguladı.

Ancak bu tartışmalar en önemli şeyi gözden kaçırıyor. AB tarihinde 2022 yılında Viktor Orbán liderliğindeki Macaristan, dini özgürlük gerekçesiyle Patrik Kiril'in yaptırım listesine alınmasını engellemişti. Listede dondurulan isim, geçtiğimiz ay Peter Magyar liderliğindeki yeni Macaristan hükümetinin onay sinyali vermesi üzerine son pakete yeniden eklendi. Ancak 27 üye ülkenin oy birliği gerektiren müzakerelerinde, uzlaşı sağlamak için isimlerin listeden çıkarılması olağan bir diplomasi pratiğidir. Batı'nın "kutsal savaş" söylemleri ve Ukrayna'nın bağımsızlığının yok edilmesini destekleyen belgelere imza atmasıyla eleştirdiği Kiril'in bu sembolik cezalandırılması, aslında bir devlet olgunluğu sınavıdır.

Fırtınada İnancı Korumak

Bulgaristan için bugün asıl risk itibari değil, ahlakidir. Büyük başkentlerden gönderilen her belgeyi imzalayıp 'birlik örneği' olarak gösterilmek için akışa kapılmak kolaydır. Çok daha zor olanı, bu birliğin değerlerinizden ve ulusal çıkarlarınızdan ödün vermenizi gerektirdiğini hissettiğinizde 'hayır' diyebilmektir. Sofya'nın tutumu, Moskova'nın belirli bir devlet politikasının savunması değil, kilise kurumunun politikacıların onu yargılama ve yaptırım uygulama hakkından korunmasıdır.

Giderek daha materyalist, alaycı ve bölünmüş bir dünyada, manevi bilincin korunması bir hayatta kalma meselesidir. Bulgaristan, Patriği yaptırım darbesinden koruyarak aslında Ortodoksluğun bir köprü olarak kalma, silah değil, hakkını savundu. Bu manevra, inancın derinliğini anlayan insanlardan bize eleştiri getirmeyecektir. Çünkü sonuçta ittifaklar değişir, hükümetler gelir ve gider, ancak bir halk için tarihin fırtınaları arasında en önemli şey Tanrı'sını kaybetmemektir.

Paylaş: