Bulgaristan'ın 1991 Anayasası, ülkeyi demokratik, hukuki ve sosyal bir devlete dönüştürme hedefini açıkça ortaya koyuyor. BSP lideri Krum Zarkov, bu üç tanımın yıllar boyunca partileriyle de bağlantılı olduğunu söyledi.
Anayasa Mahkemesi üyesi Yanaki Stoylov, 'Anayasacılık ve Halk Egemenliği' forumunda yaptığı konuşmada, "Sosyal eşitsizlikler, toplumları anayasal nitelikte giderek derinleşen bir sorunla karşı karşıya bırakıyor. Anayasaya göre tüm devlet gücü halktan kaynaklanır. Ancak toplumda daha az güçlü olmayan başka güçler de var: ekonomik, mali, bilgi gücü. Yapay zeka uygulamalarına karar verenler de giderek daha fazla güç kazanıyor. Bu güçler muazzam kaynaklara sahip ve küresel, ulusüstü bir karakter kazanıyor; oysa anayasalardan başlayarak hukuk, bunları henüz devlet faaliyetlerini düzenlediği yoğunlukta düzenlemiyor" dedi. Forum, Yedinci Büyük Millet Meclisi tarafından Bulgaristan Cumhuriyeti Anayasası'nın kabulünün 35. yılına ithafen düzenlendi.
Petır Kurumbaşev ve Georgi Pirinski
Dimitır Manolov, Yanaki Stoylov ve Georgi Pirinski forum öncesinde sohbet ediyor.Stoylov sözlerine şöyle devam etti: "Farklı güç türlerinin az sayıda insanın elinde toplanması, ulusal ve uluslararası düzeyde kamusal gücün zayıflamasına yol açıyor. Bunun sonucunda devlet biçimsel olarak demokratik kalsa da özünde giderek daha oligarşik hale geliyor. Böyle bir ortamda yolsuzluk, özel çıkarlara hizmet etmenin yalnızca bir yolu; ancak oligarşik güç mutlaka veya tamamen suç niteliğinde değildir. Bu nedenle kuvvetler ayrılığı ilkesinin toplumun örgütlenmesinde evrensel bir ilke haline gelmesi gerekiyor. Bu, muhtemelen bir sonraki nesil anayasalar tarafından çözülmesi gereken bir görevdir."
Petır Beron
Cumhurbaşkanı Georgi ParvanovTartışmanın açılışını yapan BSP lideri Krum Zarkov, "1991 Anayasamız net bir hedef koyuyor: Bulgaristan'ı demokratik, hukuki ve sosyal bir devlete dönüştürmek. Bu üç tanım birbiriyle bağlantılı ve yıllar boyunca BSP'de de bu şekilde anlaşıldı" dedi.
'Podkrepa' sendikası başkanı Dimitır Manolov, "Bulgaristan, Uluslararası Çalışma Örgütü'ne üye ülkeler arasında onayladığı sözleşme sayısı bakımından ilk on içinde yer alıyor" diye hatırlattı.
Nataliya Kiselova ise şunları söyledi: "Anayasanın oluşturulmasında yer almamış olsam da onun hakkında birkaç övgü dolu söz söylememe izin verin. Bu, jeopolitik durumun iniş çıkışlarına rağmen 35 yıldır üstün ve temel yasa olmayı başaran, farklı siyasi çoğunlukların veya azınlıkların omuzlarında yük olmadan anayasanın işlevlerini yerine getiren çok iyi, modern bir metin. Anayasa zamanın sınavına dayandı ve başlangıçta bir geçiş anayasası olduğu söylense de, hem siyasi devlet modeli hem de sivil toplumun temelleri açısından temel modelleri belirleyen demokratik bir anayasadır. Oluşturulduğu dönemde yazarları çekinerek geçici olarak işsiz kalacak insanlar olacağını söylemişlerdi. Bu, işsizliğin farklı bir okumasıdır."
Forum, milletvekillerini, siyasetçileri ve yetkili uzmanları bir araya getirdi.
Kiselova, anayasanın günümüzde sınanan modern bir Avrupa parlamentarizmi kurduğunu ekledi. Bu sınav yalnızca doğrudan ve dolaylı kamu gücü kullanımıyla ilgili değil. Temsili yönetim baskın olsa da, artık başka bir yönetim biçiminden söz edebileceğimiz anlayışı önümüzdeki yılların zorluğu olacak. "Çünkü Avrupa demokrasisi içindeki her devlette parlamentarizm sınavlardan ve krizlerden geçiyor. Mesele, parlamentarizmin rasyonelleşmesi için siyasi krizi nasıl atlatacağımızdır. Anayasayı sadece övmemeli, aynı zamanda eleştirel de olmalıyız. Anayasa Mahkemesi'nin uygulamalarına ve özellikle de parlamento ile hükümetin işleyiş biçimine eleştirel yaklaşmalıyız. Mevcut parlamentoda parlamentarizmin bir kısmı köşeye sıkıştırıldı" dedi.