Şakira ve Jennifer Lopez'in koreografı Plovdiv'e "Murmuration" adlı gösterisiyle geliyor Murmuration Lev.2
Koreograf Sadeck Berrabah, çağdaş dans sahnesinin en ilginç isimlerinden biri – hareketi görsel bir dile dönüştüren bir sanatçı. Murmuration gösterisiyle kolektif hareketin büyüsünü, kuş sürülerinin senkronize oluşumlarından ilham alarak inceliyor ve sahnede canlı, nefes alan bir organizma hissi yaratıyor.
Sokak kültürünün unsurlarını birleştiren Berrabah, kaos ve kontrol arasında, bireysellik ile gruba uyum arasında etkileyici bir denge kuruyor.
Fransız koreograf, sahnedeki mükemmel senkronun arkasında ne olduğunu anlatıyor.
Murmuration Vol.2, 27-28 Haziran 2026'da Plovdiv'deki Antik Tiyatro'da iki gösteriyle sahnelenecek.
- Murmuration fikri tek bir cümleyle nasıl doğdu?
- Murmuration, bireylerin kendilerinden daha büyük bir şeye nasıl dönüşebileceğini gösterme arzumdan doğdu. Doğa olaylarından her zaman etkilenmişimdir – kuşların dev sürüler halinde nasıl uçtuğu ve kimse onlara ne yapacaklarını söylemiyormuş gibi görünürken karmaşık şekiller oluşturmaları. İnsanların da hareket yoluyla benzer bir uyum sağlayıp sağlayamayacağını sormaya başladım. Kolektifin bireyselliği silmediği, aksine onu daha büyük bir resmin parçası haline getirdiği bir gösteri fikri buradan çıktı.
- Seyirci ne görüyor – dans mı yoksa sahnede "canlı bir varlık" mı?
- Umarım ikisini de görüyordur. Tabii ki bu bir dans – tüm sanatçılar profesyonel dansçılar ve her hareket özenle oluşturuldu. Ancak gösteri seyirci önünde yaşamaya başladığında, işler dansın ötesine geçiyor. Artık bireysel insanları değil, sürekli değişen ortak bir enerjiyi izliyorsunuz. Benim için en ilginç an, izleyicinin tek bir dansçıyı takip etmeyi bırakıp bütünü, gözlerinin önünde nefes alan ve hareket eden tek bir varlık olarak algılamaya başladığı andır.
- Bireysel olmak mı yoksa grubun parçası olmak mı daha zor?
- İkisi de zor. Kendin olmak cesaret ister. Kendi kimliğini, kendi fikirlerini ve farklılıklarını savunmak asla kolay değildir. Ancak grubun parçası olmak da aynı derecede zordur, çünkü başkalarını dinlemeyi, uyum sağlamayı, kişisel egonun üstünde ortak hedefi koymayı öğrenmek anlamına gelir. Murmuration işte bu dengeyle ilgilidir. Sahnede her dansçı eşsiz bir bireydir, ancak gösteri yalnızca herkes birbirine güvendiğinde işler.
- Bu kadar çok dansçıya birlikte "nefes almayı" nasıl öğretiyorsunuz?
- Önce güven inşa ediyoruz. Dansçıları birbirlerini gözlemlemeye, hissetmeye, birbirlerine tepki vermeye yönlendiriyoruz. İnsanlar genellikle senkronun saymaktan geldiğini düşünür – bir, iki, üç, dört. Gerçek şu ki, en iyi senkron dikkatten gelir – etrafındaki insanlarla tamamen bağlantılı olduğunda.
- Hangisi daha önemli – teknik mi duygu mu?
- Teknik gereklidir. Onsuz, izleyicilerin sahnede gördüğü karmaşıklık ve hassasiyeti elde edemeyiz. Ancak tek başına yeterli değildir. Bir araçtır, nihai hedef değildir. İnsanların bir gösteriyi hatırlamasını sağlayan şey duygudur. Gösteriden sonra izleyici yalnızca her şeyin ne kadar karmaşık olduğunu hatırlıyorsa, yeterince ileri gitmemişiz demektir.
- Dans dışında sizi ne ilhamlandırıyor?
- Neredeyse her şey. Doğa büyük bir ilham kaynağı. Mimarlık da öyle. Şehirlerin nasıl inşa edildiğini ve insanların içlerinde nasıl hareket ettiğini gözlemlemeyi seviyorum. Matematik ve geometri ilgimi çekiyor, çünkü içlerinde inanılmaz bir güzellik var. Fotoğrafçılık da beni ilhamlandırıyor, ayrıca günlük yaşam – insanların nasıl buluştuğu, ayrıldığı, birbirleriyle bağlantılar kurduğu.
- Gösteriyi tek bir kelimeyle tanımlamanız gerekirse – hangisi olurdu?
- Bağlantı.

- Seyircinin en sık nasıl tepki verdiğini gözlemliyor musunuz?
- Bence ilk tepki neredeyse her zaman şaşkınlık oluyor. İnsanlar çoğu zaman tam olarak ne izlediklerinden emin olamıyorlar. Kimisi özel efektler olduğunu düşünüyor, kimisi dijital müdahale arıyor. Sonra, her şeyin yalnızca insan bedenleri ve hareketle yaratıldığını anladıklarında hayranlık geliyor. Bu geçişi gözlemlemek benim için çok ilginç – "Bu nasıl mümkün?" sorusundan "Ne kadar güzel" hissine.
- İnsanların ayrılırken ne hissetmesini istiyorsunuz?
- Birbirimize sandığımızdan çok daha bağlı olduğumuz hissiyle ayrılmalarını istiyorum. Farklılıklarımız hakkında sık sık konuştuğumuz bir zamanda yaşıyoruz. Murmuration, bu farklılıklara rağmen birlikte bir şeyler yaratabileceğimizi hatırlatıyor. İzleyici salondan biraz daha umutlu ve etrafındaki insanlara farklı bir gözle bakma isteğiyle ayrılırsa, gösteri görevini yerine getirmiş demektir.
- Dansçıların sahnede özgürlüğü var mı, doğaçlama hakkı mı yoksa her şey katı mı?
- Yapı son derece hassastır, çünkü aksi takdirde böyle bir gösteri var olamazdı. Ancak bu yapının içinde hayat vardır. Her sanatçı kendi enerjisini, ruh halini ve duyarlılığını taşır. Bu nedenle hiçbir gösteri bir öncekinin tamamen aynısı değildir.
- Murmuration'daki en beklenmedik an nedir?
- Karşında teknoloji değil, insan bedenleri olduğunu anladığın an. Birçok insan için bu, bilgisayar animasyonu veya özel efekt gibi görünen her şeyin aslında gerçek insanlar tarafından yaratıldığını fark ettikleri andır.
- Sizi diğer koreograflardan ayıran nedir?
- Bu soruyu cevaplaması gereken kişinin ben olup olmadığımı bilmiyorum. Ama muhtemelen hareket hakkında düşünme şeklimdir. Benim için hareket yalnızca dans değildir. O, mimarlık, geometri, uzayda bir çizimdir.
- Koreograf olmasaydınız ne olurdunuz?
- Muhtemelen mimar olurdum. Bir anlamda iki meslek de birbirine benzer. Mimar, insanların yaşadığı ve buluştuğu alanlar yaratır. Ben ise insanların yeni bir şekilde etkileşime girdiği hareket alanları yaratıyorum. Her iki durumda da yapı, hayal gücü ve insan varlığı söz konusudur. Ayrıca duvarcı olarak çalışmıştım.

Murmuration Lev.2'nin 27-28 Haziran 2026'da Plovdiv Antik Tiyatrosu'ndaki iki gösterisini kaçırmayın. Biletler Eventim ağında satışta.
Fotoğraflar: Fabien Mallot ve Stefan Şterev