Putin'in Bulgaristan'daki normal hayata yönelik savaşı giderek genişliyor.
Bu durum sadece Ukrayna'ya yönelik Rus saldırısının bir sonucu olarak düşen dronla sınırlı değil. Hükümet, eski Sovyet ekipmanlarını kurtarmak ve bizi Avrupa güvenlik girişimlerinden koparmak yerine, Bulgar hava savunmasının modernizasyonu için daha fazla çaba harcasaydı, bu dron olayı belki de haber bile olmayacaktı.
Ancak dron olayı medyanın neredeyse tüm dikkatini üzerine çekerken, Rus yanlısı neo-Nazi ağlar hiçbir engelleme karşılaşmadan boyut ve verdikleri zarar açısından büyümeye devam ediyor. Oysa Ceza Kanunu'na göre bu tür eylemler suç teşkil ediyor.
Hiçbir çocuk sadist veya suçlu olarak doğmaz. Ancak Filibe'deki trajediyle ilgili ortaya çıkan yeni veriler, cinayetle suçlanan çocukların Rus neo-Nazi Maksim Martsinkeviç-Tesak'ın takipçileri olduğunu gösteriyor. Üstelik bu ağ, tutuklanan gruptan çok daha geniş; içlerinde medya "yıldızları" da var.
Neo-Nazi eylemleri, Bulgaristan'daki bir otelde Yahudi gençlere yönelik saldırıda da kendini gösterdi. Yetkililer bu durumu "birkaç serseri birbirine girdi" diyerek küçümseyip geçiştirse de, ortada net bir neo-Nazi saldırısı var.
Putin'in savaşı en çok bilgi savaşında kendini belli ediyor. Irkçılık, antisemitizm, aşırı milliyetçilik, şiddet ve nefret gibi neo-Nazi "değerlerini" öven eşi benzeri görülmemiş bir trol faaliyeti söz konusu. Elbette bir de Avrupa demokrasisine ve Putin'in aslında yeni topraklar fethetme savaşı olan sözde "barışına" karşı çıkan tüm muhaliflere yönelik amansız saldırılar var.
Kötülere karşı "savaşçı" maskesi takan neo-Nazi gruplar, şiddet yoluyla kendi "adaletlerini" dağıtarak kaos ve bölünmüşlük tohumları ekiyor. Kışkırtıcıların amacı çok net: devleti istikrarsızlaştırmak. Demokrasiyi; pedofiller, uyuşturucu bağımlıları ve yasadışı göçmenlerle dolu kötü bir sistem olarak lanse ediyorlar. Oysa onlara göre en iyi sistem, dinin bile silahları kutsadığı, çocukların küçük yaşlardan itibaren askerliğe hazırlandığı Putin diktatörlüğü. Lise çağındaki kız çocuklarının temel görevi bile, Putin'in Orta ve Doğu Avrupa'daki yeni fetihleri için geleceğin askerlerini doğurmaya hazırlanmak.
En endişe verici olan ise, Putin'in neo-Nazi senaryosunun ülkemizde savcılık ve güvenlik birimlerinin hoşgörülü eylemsizliği sayesinde sahnelenmesi. Kanunen, sadece ülkedeki tüm düşmanca nüfuzları değil, özellikle de Nazi tezahürlerini soruşturmakla yükümlüler. Ancak bugüne kadar ortada somut bir sonuç yok.
Hükümet acilen şu sorulara yanıt vermelidir:
- Devletin, şiddeti model olarak benimseyen neo-Nazi oluşumlara dair verileri var mı ve onlara karşı ne gibi adımlar atılıyor?
- Bulgaristan'daki sosyal ağlarda trol fabrikaları aracılığıyla yürütülen neo-Nazi propagandaya karşı herhangi bir önlem alınmış mı?
- Bulgaristan'da iktidarı zorla ele geçirmek için eğitim alan paramiliter milliyetçi gruplar var mı ve bu eylemleri kim yönetiyor?
İktidar, sahip olduğu tam çoğunlukla çocuklar ve gençler dahil olmak üzere neo-Nazi tezahürlerine karşı koymak için gerekli tüm araçlara sahip. Siyasal bağımsız bir savcılık, suçlulara ve Bulgaristan'ın gerçek düşmanlarına karşı koyan bir DANS, reform geçirilmiş bir İçişleri Bakanlığı ve okul eğitimi ile terbiyesinin gerçek sorunlarını çözerek bunu başarabilirler.
Peki istiyorlar mı ve yapabiliyorlar mı?
(Eski Başbakan Nikolay Denkov'un Facebook sayfasından alınmıştır)