Bulgaristan'da tüketiciler kasaya ulaşmadan önce alışverişlerinin büyük bir kısmını çoktan tamamlamış oluyor. Fiyatları araştırıyor, farklı mağazaların tekliflerini inceliyor, kampanyaları takip ediyor ve çoğu zaman neyi nereden alacaklarına önceden karar veriyorlar. Raftaki ürünler arasından seçim yapmak giderek daha nadir yaşanan bir durum.
Shopfully tarafından hazırlanan "The State of Shopping 2026" raporuna göre, ülkedeki tüketicilerin %89'u bir satın alma işlemi yapmadan önce internetten bilgi araştırması yapıyor. Bu oran sadece bir yılda 5 puan arttı.
İnsanların sadece alışveriş alışkanlıkları değil, karar verme anları da değişiyor. Mağaza ziyareti öncesinde perakendeciler arasında gerçek bir rekabet başlıyor.
Bu durum özellikle yaz aylarında çok daha belirgin hale geliyor. Yaz, geleneksel olarak tatil, seyahat, eğlence, tadilat, bahçe işleri ve çeşitli mevsimsel alışverişler nedeniyle harcamaların arttığı aylar. Planlanan harcamalar arttıkça bütçeye gösterilen özen de artıyor. Tüketiciler daha çok araştırıyor ve karşılaştırıyor. Sadece "kampanya" tabelası asmak artık bir müşteriyi kazanmak için yeterli olmuyor.
2026 yılı verilerine göre tüketici artık daha bilinçli ama bir o kadar da seçici. Bir ürünü mağazada canlı canlı görmeden önce yaklaşık olarak ne kadar ettiğini biliyor. Çoğu durumda rakip mağazaları da şimdiden incelemiş oluyor. İndirim kendisine yeterince cazip gelmezse, telefonundan birkaç tıklamayla başka bir teklif arayabiliyor.
Bu durum fiziksel mağazaların önemini yitirdiği anlamına gelmiyor. Tam tersine, Bulgarların %53'ü yerinde alışverişi tercih etmeye devam ediyor. Gıda ve içecek söz konusu olduğunda bu oran neredeyse mutlak: %97. Ancak giderek daha fazla insan araştırmasını internetten yapıp, asıl satın almayı fiziksel mağazada gerçekleştiriyor.
Bazıları mağazada işe başlıyor ama aynı ürünün başka bir yerde daha ucuz olup olmadığını telefonundan kontrol ediyor. Başkaları ise ürüne, ayırdıkları zamana ve kolaylığa göre kanal değiştiriyor.
Bulgarların %44'ü hem çevrimiçi hem de fiziksel mağazalardan alışveriş yapıyor. Bu oran sadece bir yılda %11 arttı ve Bulgaristan, her iki alışveriş yöntemini birleştiren tüketicilerin en yüksek paya sahip olduğu Avrupa pazarları arasında yer alıyor. Çevrimiçi ve çevrimdışı ticaret arasındaki sınırlar yavaş yavaş bulanıklaşıyor. Alıcı için önemli olan bilgiyi nereden aldığı değil, aradığı ürünü iyi bir fiyata ve zaman kaybetmeden bulup bulamayacağı.
Ev ve bahçe alışverişleri bunun en güzel örneği. Genellikle daha yüksek meblağları bulduğu için önceden karşılaştırma yapmak çok daha önemli. Bulgarların neredeyse üçte ikisi ev ve bahçe mağazalarının broşürlerini ve tekliflerini inceliyor. Bunu tamamen dijital olarak yapanların oranı %31. %34'ü hem elektronik hem de basılı broşürleri birlikte kullanırken, sadece basılı yayınlara güvenenlerin oranı %18'de kalıyor.
Telefon, kağıt broşürün veremediği bir şeyi sunuyor: bir mağazadaki fiyatla diğerini neredeyse anında karşılaştırma imkânı. Stoklar, bedenler, modeller ve teslimat süreleri kontrol ediliyor. Daha pahalı ürünlerde onlarca avroluk fiyat farkı bile tüketicinin rakibe yönelmesi için yeterli bir neden olabiliyor. Bu yüzden tadilat ve bakım işleri için tek bir mağazaya sıkı sıkıya bağlı kalanların sayısı oldukça az.
Ankete katılanların %49'unun iki veya üç favori perakendecisi var ve bunlar arasında belirli tekliflere ve stok durumlarına göre seçim yapıyorlar.
Çok daha çarpıcı olan ise, %37'lik kesimin hiçbir spesifik favori mağazasının olmaması.
Bu grup için alışveriş yapılacak yer, ürüne, fiyata ve o anki teklife göre belirleniyor. Yani bugün müşteriyi kazanan mağaza, yarın onu kaybedebilir. Bunun nedeni tüketicinin mutlaka memnuniyetsiz olması değil; başka bir satıcının daha iyi bir fiyat, daha uygun bir model sunması veya sadece teklifini daha erken gösterebilmesidir.
Tüketicilerin %59'unda, ev ve bahçe mağazalarına yapılan son beş ziyaretin en az üçü, önceden görülen bir teklif veya kampanya nedeniyle gerçekleşmiş. Yani reklam veya broşür sadece bilgi vermiyor; çoğu durumda müşterinin nereye gideceğine de karar veriyor.
Başka bir deyişle, raf artık ürün ile alıcı arasındaki ilk buluşma noktası değil, çoğu zaman son nokta. Kampanyalar hala işe yarıyor çünkü Bulgar tüketicisi fiyatları dikkatle takip etmeye devam ediyor. %54'ü kampanyaların satın alma kararları üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu söylüyor. %55'i ise indirime giren veya en büyük indirim oranını sunan ürünleri tercih ediyor.
Ancak insanlar, etikette etkileyici görünen ama aslında pek de büyük bir tasarruf sağlamayan indirimlere karşı daha şüpheci hale geldi. Bu yüzden başka yerlerde fiyatın ne olduğuna ve benzer bir ürünün daha ucuza bulunup bulunamayacağına giderek daha sık bakılıyor. Fiyat karşılaştırmasının bizzat alışverişin bir parçası haline gelmesinin nedenlerinden biri de bu.
Ancak söz konusu gıda ve içecek olduğunda, Bulgar tüketicisi her şeyin önüne fiyatı koymuyor.
%60'ı kaliteyi seçim yaparken en önemli faktörlerden biri olarak gösteriyor.
Avrupa ortalaması ise %48. Ortaya çıkan tablo şu: tasarruf etme isteği, mutlaka en ucuzunu seçmek anlamına gelmiyor. Daha çok fiyat, kalite, güvenilirlik ve markayla önceki deneyimler arasında kabul edilebilir bir denge aranıyor.
Perakende zincirlerine bağlılık konusunda ilginç bir çelişki ortaya çıkıyor. Bir yandan Bulgarların %62'si genellikle aynı mağazalardan alışveriş yapıyor. İnsanlar mağazanın düzenini biliyor, hangi ürünleri bulacaklarını öngörüyor, konumuna ve hizmetine alışkınlar. Öte yandan, neredeyse aynı orandaki kişi bu alışkanlığını bozmaya hazır. %56'sı, daha iyi bir kampanya veya daha avantajlı bir teklif için favori perakendecisini değiştirebileceğini belirtiyor.
Sevdiği markaları bulabileceği için başka bir perakende zincirini ziyaret edeceğini söyleyenlerin oranı ise çok daha yüksek: %68.
Reklamlardan beklentiler de değişiyor. Tüketiciler reklamı reddetmiyor; yarısından fazlası, kendilerine somut bilgiler sunduğunda reklamları faydalı buluyor. Bulgarların %55'i, reklamların normalde kaçıracakları kampanyaları keşfetmelerine yardımcı olduğunda onları değerli görüyor. Kişiselleştirilmiş tekliflere yaklaşım da benzer şekilde. %56'sı, bu teklifler planlama kolaylığı sağladığında ve net bir pratik fayda sunduğunda olumlu değerlendiriyor.
Tüketiciler kişisel verilerini paylaşmak karşılığında bir şeyler bekliyor. %27'si, daha iyi teklifler ve indirimler sayesinde tasarruf etmelerine yardımcı olursa kendileriyle ilgili bilgi paylaşmaya açık. Diğer %26'sı ise daha uygun ve alakalı kampanyalar karşılığında bunu yapabilir. Teknolojiye yaklaşım da pragmatik hale geliyor. Yapay zeka alışverişe giriyor ama tüketiciler sadece bir hizmetin yapay zeka kullanıyor olmasından pek etkilenmiyor; işe yaramasını istiyorlar.
Bulgarların %38'i, farklı perakendecilerdeki aynı ürünün fiyatlarını karşılaştıran bir yapay zeka aracını faydalı bulacağını söylüyor. Teknoloji, aksi halde on veya yirmi dakika sürecek bir kontrolü saniyeler içinde yapabiliyorsa, tüketici bundan doğrudan bir fayda görüyor. Bu anlamda yapay zeka, alıcının temel amacını değiştirmiyor; o amaca daha hızlı ulaşması için sadece bir araç sunuyor.