Her demokratik devlet, suç ihbarlarını incelemek için gerekli araçlara sahiptir. Ancak aynı devlet, kendi gücüne de açık sınırlar koyar. DPS lideri Delyan Peevski'nin kişisel kaynaklarıyla ödediği uçuşlarının kamuoyuna açıklanması, bu sınırları tartışmaya açtı. Artık mesele sadece bir politikacının kaç kez, nereye ve kiminle uçtuğu değil; devletin bu bilgiyi hangi yasal dayanakla topladığı, kimin açıklamaya yetkili olduğu ve kamu yararının sınırı sorgulanıyor.
Eski İçişleri Bakan Yardımcısı Krasimir Tsipov, İçişleri Bakanı'nın bu verileri toplamanın yasal amacını açıklamadığını söyledi. Tsipov, milletvekili dokunulmazlığına sahip bir kişi hakkında bu tür denetimlerin ancak terörizm gibi ağır suçlarla ilgili başlatılmış bir ön soruşturma kapsamında gerçekleştirilebileceğini ve açık bir prosedürel dayanağı olması gerektiğini vurguladı. Yasal zeminin kamuya açıklanmaması, kullanılan yöntemlerin yasallığı konusunda soru işaretleri doğuruyor. Hukuk devletinde denetimin amacı en az denetimin kendisi kadar önemlidir.
Parlamentoda Ivan Demerdzhiev, Peevski'nin onlarca özel uçuşunu, tahmini maliyetini, rotalarını, yolcularını ve finansman şeklini açıkladı. Ardından Kapital grubuna yakın Nikolay Staykov ve Maria Tsantsarova medyada detaylı yayınlanmamış uçuş listeleri ve yolcu bilgileriyle ortaya çıktı. Ancak bu bilgileri nasıl elde ettiklerini açıklamadılar; çünkü kişisel veri niteliğindeki bu raporlar herkese verilmez, gazeteciler bile alamaz.
Kamu kişilikleri daha sıkı bir toplumsal denetime tabidir, bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de yerleşik içtihadıdır. Ancak bu ilke, özel hayata dair her bilginin otomatik olarak kamuya mal olacağı anlamına gelmez. Avrupa uygulaması, müdahaleyi haklı kılacak gerçek bir kamu yararı ve açıklanan verilerle kişinin kamu görevi arasında bağlantı arar. Kamu kaynağı kullanımı, görevi kötüye kullanma veya başka bir yasa ihlali yoksa kişisel seyahatler kamu yararı kapsamına girer mi?
Delyan Peevski sert tepki göstererek İçişleri Bakanlığı'nın özel hayatını yasa dışı şekilde araştırdığını söyledi. Tüm uçuşlar şahsım ve ailem tarafından ödendi. Bundan sonra özel hayatım bana aittir, kamu kaynağı kullanılmadığı sürece kimseyi ilgilendirmez, diye konuştu. Bakan Demerdzhiev ise MİB'nin kendilerine ulaşan ihbarlar üzerine yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirtti. Hukuki soru şu: Toplanan bilgiler sadece denetim amacıyla mı kullanıldı, yoksa kamuya açıklanması daha ciddi bir yasal dayanak gerektirecek şekilde özel hayata müdahale mi oluşturdu?
Paradoks şu ki, muhalefet liderinin özel uçuş detayları kamuya ifşa edilirken, Bakan Demerdzhiev hakkındaki bazı sorular yanıtsız kalıyor. Demerdzhiev hakkında yeni kimlik belgeleriyle ilgili açılan ceza davasının akıbeti bilinmiyor. Kendisi hakkında yapılan ihbarlardaki iddialar kamuyla paylaşılmıyor. Bu durum çifte standart izlenimi yaratıyor: siyasi rakibin özel hayatı maksimum şeffaflık, bakanın kendisiyle ilgili konularda ise sınırlı şeffaflık.
Asıl tartışma, kuralların herkese eşit uygulanıp uygulanmadığı ve kurumların topladıkları bilgiyi sadece yasal amaçlarla mı kullandığı, yoksa siyasi tartışmalarda bir araç mı haline getirdiğidir. Üstelik bilgilerin uygun medya kanallarına sızdırılarak manipülasyon yaratıldığı iddia ediliyor. Tsantsarova ve Staykov'un, Demerdzhiev tarafından kendilerine verildiği öne sürülen raporlarla algı oluşturmaya çalıştıkları belirtiliyor. Peevski'nin avukatını veya Bulgartabak yöneticilerini tanıması ve aynı yerlere seyahat etmiş olması başlı başına haber değeri taşımıyor; amaç suçlama yaratmak. Özel hayat verileri, hukuki ihlal tespit edilmeden siyasi argümana dönüştüğünde, yasal denetim ile siyasi kullanım arasındaki çizgi bulanıklaşıyor. İşte bu sınırlar, hukuk devletini kurumsal gücün hukuki güvenceleri aştığı devletten ayıran temel çizgilerdir.