Koçani Ana Mahkemesi'nde bu sabah saat 09.00'da, Bulgaristan ve Kuzey Makedonya çifte vatandaşı 22 yaşındaki İva Mihaylova'nın yargılanmasına başlandı. Sofya'da yaşayan, okuyan ve çalışan genç kadın, geçtiğimiz Ekim ayında karıştığı ağır trafik kazasında kendisi de yaralanmıştı ve o tarihten bu yana Kuzey Makedonya'dan ayrılamıyor.
Kuzey Makedonya Savcılığı, kazaya neden olduğu gerekçesiyle Mihaylova hakkında dava açtı. Genç kadın ise suçlamaları kesin bir dille reddediyor ve karşı yönden gelen aracın kendi şeridine girdiğini ve ona çarptığını iddia ediyor.
Duruşmada, kazayla ilgili farklı ototeknik bilirkişi raporları hazırlayan üç uzmanın dinlenmesi bekleniyor. Bu raporlardan biri savcılık, diğer ikisi ise İva Mihaylova'yı temsil eden farklı avukatlar tarafından görevlendirildi. Savcılığın görevlendirdiği bilirkişiye göre iki araç yolun orta çizgisi üzerinde çarpıştı. Ancak savunmanın iki bağımsız bilirkişisi farklı bir sonuca ulaştı. Bir rapora göre karşı araç, Mihaylova'nın şeridine 90 santimetre, diğerine göre ise 95 santimetre girdi. Uzmanlara göre kazaya yol açan asıl sebep bu.
Mahkeme ayrıca kaza anında karşı araçta bulunan üç erkeği de tanık olarak dinleyecek. Bu kişiler davada sanık olarak değil, tanık sıfatıyla yer alıyor.
Geçtiğimiz Ekim ayında Kuzey Makedonya'ya bir ortodonti kontrolü için giden İva, Ştip yolu üzerinde seyrederken Koçani'de sivil bir polis aracının başka bir arabayı denetlediğini gördü. Genç kadının anlattıklarına göre, bu denetleme sırasında duran polis aracını geçmek isteyen karşı yöndeki otomobil, onun şeridine girdi ve kafa kafaya çarpıştılar.
Çarpışmanın etkisiyle İva'nın aracı bariyerlere çarparken, diğer araç savrularak iki şerit arasında kaldı. Olay yerinde bulunan kadın bir polis memurunun kendisine yardım ettiğini, diğer iki polisin ise ne kendisine ne de diğer araçtaki yaralılara yardım etmediğini söyleyen İva, arkasındaki araçtaki bir gencin de yardımına koştuğunu belirtti.
"Bana önden çarptı, benim sol ön tarafım hasar aldı. Oradaki polis memuresi gelip bana su verdi, yardım etti. İtfaiye ve ambulans gelene kadar aracımdan çıkmamı istediler ama çıkamadım, çok kötü durumdaydım ve her yerim acıyordu" diyen İva, Koçani'deki hastanede röntgen çekildiğini ve kendisine "bir şeyin yok, iyisin" denildiğini ancak kendisini hiç iyi hissetmediği için kendi isteğiyle Üsküp'e sevk edildiğini anlattı.
"Üsküp'te MR çekildiğinde L5 omurumun kırıldığı, L4'ün ise çatladığı ortaya çıktı. Dört gün hastanede kaldım. Hastaneye gelir gelmez birkaç saat içinde polis geldi. Bulgar ve Makedon pasaportlarıma el koydular. Hemen beni suçladılar, daha hiçbir bilirkişi raporu yokken. Makedonya'dan ve Koçani şehrinden çıkış yasağı getirdiler. Koçani'de büyükannem ve büyükbabam olduğu için orada kaldım, yoksa doğrudan tutuklanırdım" dedi.
"Tamamen iyileşmem için gereken müdahale Türkiye, Bulgaristan ve İsrail'de var. Makedonya'da böyle bir şeyi duymamışlar bile" diyerek tedavi ihtiyacını vurguladı.
Hastaneye yatışından saatler sonra pasaportlarına el konulan İva, o andan itibaren suçlu muamelesi gördüğünü belirtiyor. Aylarca resmi bir suçlama olmamasına rağmen belgelerine el konuldu. Avukatları neye karşı savunma yapacaklarını bilmediklerini sık sık dile getirdi.
Kazadan tam sekiz ay sonra İva hakkında resmi suçlama yapıldı ve 6 Temmuz'da görülecek dava için mahkeme celbi gönderildi.
Bu süreçte sağlık durumu ciddi bir sorun olmaya devam etti. Doktorlar Kuzey Makedonya'da yapılmayan ancak Bulgaristan, Türkiye veya İsrail'de yapılabilen özel bir cerrahi müdahale önerdi. Mahkeme, tedavi olmasına izin vermek için yapılan 5 başvuruyu da reddetti.
İlk başvuru Aralık veya Ocak ayında sağlık sigortasının Bulgaristan'da olduğu gerekçesiyle yapıldı. Mart sonunda nöroloğun operasyon gerektiğine dair raporuyla yeni bir talep daha sunuldu, ancak yine ret cevabı alındı. Ştip İstinaf Mahkemesi'ne yapılan itiraz da sonuçsuz kaldı.
27 Nisan'da yapılan bir sonraki başvuruda savunma, İva'ya ait bir gayrimenkulü teminat olarak gösterdi ve bir adli tıp uzmanından tedavinin acil olduğuna dair rapor sundu. Buna rağmen ülkeden çıkış izni verilmedi.
İva, tanık ifadelerinin kendi versiyonunu desteklediğini söylüyor. Arkasında ve karşı şeritteki birçok kişinin olayı gördüğünü ve karşı aracın onun şeridine girdiğini doğruladığını belirten genç kadın, tüm bu tanıkların savcılığa bildirilmesine rağmen savcının sadece bir tanığı ve o da kazadan beş ay sonra dinlediğini iddia etti.
Bulgaristan Dışişleri Bakanlığı, İva Mihaylova'nın 2026 yılının Mart ayı sonunda Üsküp'teki Bulgaristan Büyükelçiliği'nden yardım istemesi üzerine konudan haberdar oldu.
Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Diplomatik temsilcilik aracılığıyla davanın aydınlatılması için gerekli adımlar atıldı. Bulgar toplumu için yürütülen adli yardım programı kapsamında, Kuzey Makedonya'nın en iyi avukatlarından birinin hizmetleri ücretsiz olarak sağlandı. Bayan Mihaylova'nın tıbbi tetkik belgeleri Sofya'ya ulaştırıldı ve önde gelen bir Bulgar sağlık kuruluşunda incelendi. Sağlık Bakanlığı'nın yardımıyla, tedavinin Bulgaristan'da yapılabileceğini doğrulayan ve mahkemeye sunulması gereken belge düzenlendi."
"Dosyadaki mevcut belgelerin incelenmesi, soruşturma kapsamında iddianamenin tezini çürütebilecek veya sorgulayabilecek tüm ilgili olgu ve koşulların ne ölçüde araştırıldığı konusunda soru işaretleri oluşturmaktadır."
"Koçani Mahkemesi, Bayan Mihaylova'ya en hafif adli kontrol tedbirini uygulamış ve kararını yeniden gözden geçirmek için hangi belgelerin gerekli olduğunu dolaylı olarak belirtmiştir. Bulgaristan tarafından sağlanan belgelerle birlikte mahkemeye yeni bir başvuru yapılacak ve bunun en kısa sürede değerlendirilmesini bekliyoruz."
"Dışişleri Bakanlığı, davanın gelişimini izlemeye ve yetkileri çerçevesinde Bayan Mihaylova'ya gerekli desteği sağlamaya devam edecektir."
İva Mihaylova'nın durumu, kapatılan Ohri'deki "Kral III. Boris" Kültür Kulübü'nün eski sekreteri Hristiyan Pendikov tarafından da yorumlandı. Pendikov, bu davayı Kuzey Makedonya'da adalet sisteminin Bulgar bilincine sahip kişilere karşı nasıl işlediğinin "gösterge niteliğinde" olduğunu söyledi.
"Bu, kendini Bulgar olarak tanımlayan insanlara yönelik bir taciz yöntemi olarak sergileniyor" diyen Pendikov, "22 yaşında bir kızdan bahsediyoruz. Kazaya o sebep olmadı. Pasaportlarına hemen el konuldu, suçlama bile yoktu. Suçlama sekiz ay sonra geldi" ifadelerini kullandı.
Pendikov'a göre bu vaka izole bir durum değil. Yıllar önce sınırda ağır bir trafik kazasına karışan ünlü Sırp şarkıcı Đorđe David'in ise hiçbir şekilde gözaltına alınmadığını veya haklarının kısıtlanmadığını hatırlattı.