İtalya, Avrupa Birliği'nin Rus Patrik Kirill'e yaptırım uygulama planına karşı Bulgaristan'a katıldı. Konuya yakın üç AB diplomatının aktardığına göre, İtalya da bu plana ilişkin 'çekincelerini' resmen bildirdi.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Rusya'ya yönelik 21. yaptırım paketi kapsamında Patrik Kirill'in AB'ye girişinin yasaklanmasını önermişti. Patrik Kirill, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yakın müttefiki olarak biliniyor ve Rusya'nın Ukrayna'daki geniş çaplı işgalini defalarca destekleyip haklı göstermişti.
Bulgaristan, geniş bir Ortodoks nüfusa sahip olması nedeniyle bu öneriye başından beri karşı çıkıyor. İtalya'nın tutumu ise 'çekince' olarak tanımlanıyor; bu diplomatik terim, resmi bir veto anlamına gelmemekle birlikte, aşılması gereken endişelerin bulunduğunu ifade ediyor. Üç diplomat da, yaptırım görüşmelerinin kapalı kapılar ardında yürütülmesi nedeniyle isimlerinin açıklanmasını istemedi.
Diplomatlardan birine göre, Roma'nın endişeleri Vatikan'ın tutumuyla ilgili ve Hristiyan bir mezhebin ruhani liderine yaptırım uygulanması konusundaki isteksizlikten kaynaklanıyor. İtalya'nın AB Daimi Temsilciliği sözcüsü ise konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.
Bu arada AB diplomatları, mevcut Rus petrolü tavan fiyatının (varil başına 44 dolar) korunması yönündeki öneriyi de ele alıyor. Kaja Kallas'ın ekibinin önerisi, Temmuz ortasında yapılması gereken ve aksi yönde bir karar alınmazsa otomatik olarak artacak olan fiyat tavanı incelemesinin ertelenmesini öngörüyor.
Yunanistan, Malta ve Kıbrıs – Rus gemilerine de hizmet veren büyük denizcilik sektörlerine sahip ülkeler – fiyat tavanı incelemesinin ertelenmesine itiraz etti. Aynı diplomatlara göre, Yunanistan ve Malta daha önce de Rus gemilerine denizcilik hizmeti sağlanmasının yasaklanması önerisine karşı çıkmış ve bu önerinin geçici olarak geri çekilmesine yol açmıştı.
Bir diğer tartışmalı konu ise eski Rus askeri personelinin AB topraklarına girişinin yasaklanması önerisi. Diplomatlara göre Fransa ve İtalya da bu fikre çekince koydu.
Kaja Kallas tarafından 9 Haziran'da sunulan 21. yaptırım paketi, Ukrayna'ya karşı savaşı destekleyen Rus askeri-sanayi kompleksi ve finans sektörünü hedef alıyor. Kaynaklara göre, yaptırımlar ve Ukrayna'nın Rus petrol rafinerilerine yönelik uzun menzilli saldırılarının birleşimi, Rus ekonomisi üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturuyor. Öyle ki, Rusya'nın 83 bölgesinin üçte ikisi şimdiden yakıt tedarikinde sorunlar yaşadığını bildiriyor.
26 Haziran'da, Rus Patrik Kirill'e yönelik yaptırımların kaldırılmasını destekleyip desteklemediği sorulan Bulgar Patriği Daniil, 'Bu kesinlikle cesur bir adım. Bir Yerel Ortodoks Kilisesi'nin başkanına uygulanan yaptırımların, bunu uygulayanların düşündüğü ilgiyi ve etkiyi yarattığını düşünmüyorum. Bence karar doğru.' şeklinde yanıt verdi.
Aynı gün Patriğin ardından konuşan Başbakan Rumen Radev ise, 'Açıkça belirttim ki beni Patrik Kirill'in şahsı ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren, tüm Ortodoks Hristiyanların dinine saygı gösterilmesidir.' dedi. Radev ayrıca, 'Kiliseyi siyasete karıştırmak istemediğim gibi, siyasetin de dine müdahale etmesini istemiyorum.' ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Velislava Petrova da günler önce, 'Bulgaristan, AB'nin 21. paketinde yer alan Rus Patrik Kirill ile ilgili sembolik yaptırımları desteklemiyor.' açıklamasını yapmıştı.
Başbakan Radev konuya ilişkin daha sonra yaptığı açıklamada, 'Yaptırımları ve savaşı dine yaydığımızda nasıl bir mesaj veriyoruz? Bunun nereye varacağının farkında mıyız? Size söyledim, Haçlı Seferleri zamanı bitti. Beni Patrik ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren, kendisinin Rus Ortodoks Kilisesi'nin başı olması ve bu kilisenin de bizimki gibi Doğu Ortodoks olması. Beni ilgilendiren, o kilisenin bir parçası olan milyonlarca insan.' ifadelerini kullandı.
Radev, 18 Haziran'da Brüksel'den yaptığı açıklamada, Rusya'ya yönelik yeni yaptırım paketini veto edeceğini duyurmuştu. Başbakan, AB'nin Ukrayna'ya yönelik saldırganlığı desteklediği gerekçesiyle Patrik Kirill'i de yaptırım listesine dahil etme talebi üzerine din ve siyasetin birbirine karıştırılmaması çağrısında bulunmuştu.
Başbakan, 'Politikayla dini karıştırmayalım. Bugün Sofya'da söyledim, Haçlı Seferleri zamanı geçti. Bu savaş artık siperlerin dışına taştı. Ekonomiye, enerjiye yayılıyor, kültürü ve sporu etkilediğini görüyoruz, şimdi de dini kapsayacak. Evet, veto koyacağız.' demişti.
Radev, Patrik Kirill'in şahsıyla değil, Ortodoks cemaatine ve bir kurum olarak Rus Ortodoks Kilisesi'ne yönelik tutumla ilgilendiğini vurgulamıştı. Ayrıca, 'Beni Patrik Kirill ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren Rus Ortodoks Kilisesi. Çünkü Rus Ortodoksluğu, beş yüzyıllık Osmanlı boyunduruğundan kurtuluşumuza katkıda bulundu. Patriğin ne yaptığı beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren, o kiliseye sahip olan tüm Rus toplumu. Bu kilise de bizimki gibi Doğu Ortodoks. Biz bir aileyiz.' ifadelerini kullanmıştı.
Radev'e göre, bu tür konularda Bulgar Ortodoks Kilisesi'nin de görüşü alınmalı. Başbakan, 'Bu tür yaptırımlar söz konusu olduğunda Bulgar Ortodoks Kilisesi'nin de bir fikri olmalı. Bu tür yaptırımlar savaşın sona ermesine tam olarak ne katkı sağlayacak?' diye sormuş ve 'Evet, veto koyacağım.' diye eklemişti.
Radev ayrıca, Rusya'ya karşı yeni kısıtlayıcı önlemlerin ekonomik risklerine de değinerek, bunların Bulgaristan'daki kilit sektörleri etkileyebileceği uyarısında bulundu. AB'de arkadaşları olup olmadığı sorusuna ise tüm Avrupalı liderlerle mükemmel ilişkileri olduğunu ve Bulgaristan'ın akılcı ve rasyonel politikası sayesinde birçok arkadaşı bulunduğunu söyledi. Bir AB liderinin Bulgaristan'ın Rusya yaptırımları konusundaki tutumunu değiştirmeye ikna edip edemeyeceği sorusuna Radev, bu olasılığı dışlamadı ve 'Eğer o lider beni Bulgaristan ekonomisinin riskini en aza indireceğine ikna edebilirse, ikna olmaya hazırım.' yanıtını verdi.
Konuyla ilgili açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Atanas Pekanov da, 'Devlet, Rusya'ya yönelik yaptırımlara karşı değil, ancak bunlar bizim aleyhimize olmamalı.' dedi. BNT'ye konuşan Pekanov, dini konularda en yetkin kişi olmadığını belirterek, 'Dini bir kenara bırakma tezini kabul ediyorum. Çatışmayı dondurmanın bir yolunu bulmalıyız çünkü net bir son görmüyoruz.' ifadelerini kullandı.