ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Financial Times'ta yayımlanan makalesinde İran için "ekonomik D-Day"in (Çıkarma Günü) şafakta başlayacağını belirterek, bu adımı İkinci Dünya Savaşı'ndaki Normandiya Çıkarması'na benzetti. Bessent, Tahran rejimini destekleyen ekonomik kanalları kesmek için "tam güç" kullanacaklarını ve İranla iş yapan ülke ile şirketleri hedef alacaklarını duyurdu.
Yaptırımların ana hedeflerinden birinin İran petrol sektörü olması bekleniyor. Mevcut verilere göre Çin, İran ham petrol ihracatının büyük bir kısmını satın alıyor; ABD Kongresi'nden aktarılan veriler bu oranın yaklaşık yüzde 90 olduğunu gösteriyor. Washington'ın, İranlı petrol alımı yapan Çinli bağımsız rafinerilerin yanı sıra Tahran'ın döviz erişimi sağladığı banka ve döviz bürolarına yönelik baskıyı da artıracağı öngörülüyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Aragçi ise ABD'nin tehditlerini "çaresizlik işareti" olarak nitelendirdi. Telegram'dan yayınladığı video mesajda, Amerikan liderlerin eski askeri planları raflardan indirmesinin çaresizliklerini gösterdiğini belirten Aragçi, "Biz asla korkmadık. Abluka dahil yürüttükleri tüm askeri hamleler başarısızlıkla sonuçlandı. Bu yeni girişimleri de aynı akıbete uğrayacak" dedi. Aragçi, Washington'ı adalet ve dürüstlüğe dayalı saygılı bir çözüm için masaya oturmaya çağırdı.
Tahran'dan gelen tepkiler sertleşirken, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rezai, ABD'nin ekonomik savaşına katılan herhangi bir ülkenin düşman sayılacağı uyarısında bulunarak, "İlgili ülkeler ABD'den uzaklaşmayı reddederse İran onların çıkarlarına saldıracaktır" ifadelerini kullandı. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da ülkesinin ağır bir ekonomik ve askeri baskı altında olduğunu kabul ederek, İran'ın "toplam bir savaşa" çekildiğini ve hükümetin enflasyon, yüksek fiyatlar ve işsizlikle mücadele etmeye çalıştığını belirtti.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ise ABD'nin ekonomik saldırısının "bumerang" etkisi yaratarak Amerikan ekonomisine de zarar verebileceği uyarısında bulundu. Öte yandan çatışmanın ekonomik sonuçları ABD içinde de hissedilirken, yüksek yakıt fiyatları ve devam eden savaşın, ABD'deki enflasyonla mücadele çabalarını zorlaştırabileceği belirtiliyor.
Bu gelişmeler yaşanırken, İran ekonomisi zaten uluslararası yaptırımların devasa baskısı altında bulunuyor. ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği hava saldırılarına rağmen Tahran, yaklaşık altı aydır süren savaşta direncini koruyor. İran, küresel petrol arzı için hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı'nda fiili bir abluka uygulayarak petrol tankerlerinin geçişine izin vermiyor ve bu durum küresel çapta petrol fiyatlarının fırlamasına neden oluyor.