İngiltere ile Arjantin, Dünya Kupası'nda finale çıkma mücadelesi verecek. Tarihi, çekişmeli, skandallı ve gerçek bir klasik! Bu devasa karşılaşmayı ve on yıllardır taraftarları kutuplara ayıran duyguları anlatacak kelime bulmak zor.
Çarşamba günü Atlanta'da Lionel Messi, kariyerinde ilk kez İngiltere'ye karşı oynayacak. Son şampiyon Arjantin, Tuchel'in Aslanları'nın 60 yıllık hasretine son vermesini engellemeye çalışacak. İki takımın Dünya Kupası'ndaki rekabeti 1962'de başladı ve o günden beri muhteşem goller, tartışmalar ve kırmızı kartlarla dolu. Ancak bu sadece sahada bir düşmanlık değil. Özellikle 1980'lerdeki Falkland Savaşı'nın yarattığı siyasi gerilim, ilişkilerine damga vurdu. Arjantinli futbolcular ve taraftarlar hâlâ maçlarda bu çatışmaya atıfta bulunan tezahüratlar yapıyor; bu da hiçbir şeyin unutulmadığının açık bir göstergesi, diye yazıyor BBC'den Andy Cryer.
İngiltere tarihinin en büyük maçlarından biri kapıda ve BBC bu fırsatı değerlendirerek geçmiş düelloları mercek altına alıyor. Birçok kişi şaşırabilir, çünkü beş karşılaşmada Üç Aslan aslında üstün durumda, ancak gerçek anlamı olan bir maçı kazanalı epey zaman geçti.
Her şey 1962 Dünya Kupası grup maçında İngiltere'nin 3-1'lik galibiyetiyle sakin başladı. 1966'da ise Wembley'deki çeyrek finalde yine İngiltere 1-0 kazandı. Arjantinliler, Hurst'ün ofsayttan attığı golle soyulduklarını bugün bile iddia ediyor. Ama bu sadece buzdağının görünen yüzü; 33. dakikada kırmızı kart gören Antonio Ratin, sahayı terk etmeyi reddetti. Maç son derece sert geçti ve teknik direktör Ramsey, Arjantinlilere 'hayvan' diyerek oyuncularının onlarla forma değiştirmesini yasakladı.
''Çok alçakça şeyler oldu – tükürme, saç çekme, kulak çekiştirme. Bizi korkutmaya çalıştılar. Gördüğüm en çirkin aşırılıklara kadar vardılar'' diye anımsıyor George Cohen 2009'da verdiği bir röportajda. Söz konusu Ratin, serideki bir sonraki karşılaşmayı göremeden 11 Temmuz Cumartesi günü 89 yaşında hayatını kaybetti.
En ünlü karşılaşma ise şüphesiz 1986'da Mexico City'deki Tanrı'nın Eli ile geçen çeyrek finaldi. Bu maç hakkında söylenecek her şey söylendi. Bir iç çekiş... Bu epik düello, iki ülke arasındaki Falkland Savaşı'ndan sadece 4 yıl sonra oynandı. Artık sıradan bir maç değildi, çünkü siyasi gerilim de çok büyüktü.
Arjantin kamuoyu çeyrek finali, savaştan duyduğu öfkeyi ifade etmenin bir yolu olarak görürken, İngilizler de bu temayı kullanarak milliyetçi bir dille düşmanlığı körükledi. Maç, kimsenin unutamayacağı bir ana da sahne oldu. Dahi Maradona, topa eliyle vurarak Arjantin'i öne geçirdi. Keşke o zaman VAR olsaydı!
Dürüst olmak gerekirse, Diego daha sonra Dünya Kupası tarihinin belki de en büyük golünü attı; İngiliz takımının yarısını çalımlayarak geçti, Shilton'ı da geçip topu ağlara gönderdi ve skoru 2-0 yaptı. Lineker'in bir golü geldi ama Maradona ancak 2005'te özür diledi. Shilton bu özrü reddetti.
1998'deki (Saint-Etienne) son 16 turu maçı hakkında da her şey yazıldı. Beckham, kendisini kışkırtan pislik Diego Simeone'ye tekme attı ve kırmızı kart gördü. 2-2'nin ardından penaltılarda Batty ve Ince'nin kaçırdığı vuruşlar ölümcül oldu. Uzatmalarda Sol Campbell'ın attığı gol iptal edildi! Arjantin ise bir sonraki turda Hollanda'ya penaltılarla elendi...
Hakem Kim Milton Nielsen, bu dramatik maçta tam bir rezil suçlu gibiydi.
Gerilimi daha da artırmak için Simeone daha sonra Beckham'ın kırmızı kartını 'yalandan' çıkarttığını itiraf etti: ''Sadece şunu söyleyeyim, hakem tuzağa düştü.''
İki takım en son 2002'de karşılaştı. Beckham'ın penaltıdan attığı golle İngiltere 1-0 kazandı ve Arjantin'in gruptan çıkamamasına neden oldu.