İsviçre'nin önde gelen gazetelerinden Neue Zürcher Zeitung'un yürüttüğü bir araştırma, Hamas bağlantılı ağların Avrupa'da geniş bir yapılanma oluşturduğunu ortaya koydu. Habere göre bu ağlar Yunanistan ve Kıbrıs'tan Almanya, Avusturya ve Danimarka'ya kadar uzanan bir coğrafyada faaliyet gösteriyor. Gazete, söz konusu yapılanmalara ait olduğu iddia edilen silah depoları, patlayıcı yapımında kullanılan malzemeler ve Yahudi ile İsrail hedeflerine yönelik saldırı planlarının tespit edildiğini yazdı.
Yıllar boyunca güvenlik birimleri, Hamas'ın doğrudan terör tehdidinin büyük ölçüde İsrail ve çevresiyle sınırlı olduğunu düşünüyordu. Ancak birçok Avrupa ülkesindeki kişi ve yapılar arasındaki bağlantıları izleyen yeni soruşturmalar bu değerlendirmeyi sorgulamaya açtı.
Neue Zürcher Zeitung'a göre, 7 Ekim 2023 saldırısının ardından Avrupa'daki istihbarat birimleri kontrollerini sıkılaştırdı ve gelecekteki saldırılarda kullanılabilecek sempatizan ve operatif ağlarını ortaya çıkarmaya başladı.
Araştırma, izlerin Girit ve Kıbrıs üzerinden Berlin, Viyana ve Kopenhag gibi şehirlere uzandığını gösteriyor. Gazeteye göre, ele geçirilen malzemeler ve iletişim kayıtları, birimlerin dikkatini Avrupa'daki Yahudi topluluklarına ve İsrail çıkarlarına yönelik olası saldırı planlarına çevirdi.
Avrupalı yetkililer yıllardır radikalleşme ve aşırılık yanlısı ağların faaliyetleriyle ilgili artan risklere karşı uyarıyor. Son ortaya çıkarılanlar doğrulanırsa, Hamas bağlantılı yapıların Ortadoğu dışında oluşturduğu tehdit değerlendirmesinde önemli bir değişiklik anlamına gelecek.
Haziran ayı başında, sabah saat 05.00 sularında Yunan özel kuvvetleri, Girit adasındaki turistik belde Agios Nikolaos'ta Filistin asıllı 37 yaşındaki bir Mısır vatandaşını gözaltına aldı. Edinilen bilgiye göre şahıs, yakın zamanda lüks bir otelde elektrikçi olarak çalışıyordu.
Bazı Yunan medyası onu Motasem olarak tanımlıyor. Atina'daki dairesinde yapılan aramada polis, kimyasal maddeler, hassas terazi ve patlayıcı düzenek yapımında kullanılabilecek özel ekipmanlar buldu.
Bu yılın haziran ayı başında Bulgaristan'ın da aralarında bulunduğu 22 ülke, İran güvenlik birimlerinin Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya'daki eylemlerini kınadı.
Söz konusu ülkeler, İran güvenlik yapılarının Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya topraklarındaki eylemlerini sert bir dille kınayan ortak bir bildiri yayımladı. Ortak bildiride, ülkelerin İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı İstihbarat Teşkilatı, Kudüs Gücü ve İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen 'ölümcül komplolar ve diğer kötü niyetli eylemleri' kınadığı belirtildi.
Bildiriyle ülkeler, Avrupa'da Yahudi topluluklarını, İranlı gazetecileri ve Amerikan çıkarlarını hedef alan son saldırı dalgasını da kınadı. Ortak tutuma göre, bu saldırıların sorumluluğunu aracıları tarafından desteklenen 'Harakat Aşab el-Yaminiya el-İslamiya' örgütü üstlendi.
24 saat gazetesi için yaptığı analizde Muhammed Halaf, uyuyan hücreler hakkında daha fazla bilgi veriyor. New York merkezli ve terör konularına odaklanan Sofan Araştırma Merkezi'nin yöneticisi Colin Clark'ı aktaran Halaf'a göre İran'ın uyuyan hücrelerinden gelen tehdit gerçek. Clark, 'Uyuyan hücrelerle ilgili temel sorun, harekete geçene kadar varlıklarından haberdar olmamamızdır' dedi.
2024 yılında Alman Spiegel dergisi, Bulgaristan'da Hamas'a ait olduğu iddia edilen bir silah deposunun bulunduğunu yazmıştı. Aralık ayında Berlin ve Rotterdam'da Hamas bağlantılı oldukları şüphesiyle gözaltına alınan dört kişiden birinin cep telefonunda tabanca ve şarjör fotoğrafları bulunmuştu. Fotoğraflardaki dijital veriler, araştırmacıları Güney Bulgaristan'a yönlendirdi ve silahların bir ağacın altına gömülü bir poşet içinde olduğu tespit edildi. Spiegel, Bulgar polisinin cephaneliğe el koyduğunu belirtti.
Gözaltına alınanlardan biri Lübnan doğumlu. Spiegel, bu kişinin Hamas'ın askeri kanadından, başta Almanya olmak üzere Avrupa'da Yahudilere yönelik saldırılar için silah depoları oluşturma talimatı aldığını ortaya çıkardı. Şüphelilerden birkaçının Polonya'ya da birden çok kez seyahat ettiği, ancak orada bir deponun varlığının kesin olarak tespit edilemediği belirtildi.