Belirsizliklerle dolu bir dünyada Bulgaristan'ın iyi haberlere ihtiyacı olduğunu söyleyen antik kent kazı başkanı Prof. Lyudmil Vagalinski, en yeni ve etkileyici buluntulardan birinin Herakles Tapınağı'ndaki mozaik taban olduğunu açıkladı. Peki bu yapının tarihi ve işlevi hakkında neler ortaya çıktı? Vagalinski'ye göre mozaik, Herakles Tapınağı'nın zengin bir şekilde süslendiğini gösteriyor. Ne yazık ki mozaiğin yalnızca yapının bir köşesinde küçük bir kısmı günümüze ulaştı. Düşman saldırıları ve onarımlar sonucu zarar gören mozaik, buna rağmen Herakleia sakinlerinin yüksek estetik anlayışına tanıklık ediyor. İşçilik ustalıkla yapılmış; korunan parçalardan bile derinlik arayışı ve renk oyunları seçiliyor, bu da mekâna daha geniş bir alan hissi katıyor. Mozaik, kente adını veren Herakles'in tapınağı hakkındaki bilgilerimizi zenginleştiren değerli bir buluntu.
Vagalinski, bu mozaiği benzer diğer buluntularla karşılaştırma sorusuna şu yanıtı verdi: "Herakleia Sintika, antik Makedonya sınırları içinde yer alıyor. Burası, Sint adlı Trak kabilesinin topraklarıydı ve II. Filip döneminde Makedonya Krallığı sınırlarına katıldı. Daha sonra bölge, Roma'nın Makedonya eyaletinin bir parçası oldu. Antik Çağ'da yaygın olan 'sarmaşık yaprağı' desenini saymazsak, bu mozaik, antik Trakya'da bildiğimiz örneklerden bezeme motifleri açısından farklılık gösteriyor. Ancak en önemlisi tapınağın kronolojisini netleştirmek. Mozaikin kesin tarihlendirmesi de buna bağlı. Ancak o zaman en yakın benzerlerini arayabiliriz."
Bu yılki kazılarda ana odağın Herakles Tapınağı olduğunu vurgulayan Vagalinski, "Evet, Herakles Tapınağı ve çevresi ana odağımız. Tapınağın etrafındaki kamusal alanın nasıl düzenlendiğiyle ilgileniyoruz - sokaklar, revaklar ve benzeri yapılar. Tapınak, Herakleia'nın bu bölümündeki şehir planlamasına yön vermiş ve ona hükmetmiş durumda" dedi. Yaz sonuna kadar kazıları bitirip tapınağı ve çevresindeki mimari yapıları kalıcı konservasyon ve gelecekteki turistik altyapıya hazır hale getirmeyi planladıklarını belirten Vagalinski, "Eminim ki tapınak, Herakleia Sintika'nın başlıca cazibe merkezlerinden biri olacak ve hatta Sivil Bazilika'yı bir ölçüde gölgede bırakacak. Daha eski olmasının yanı sıra büyük olasılıkla kentin ana tapınağıydı" ifadelerini kullandı.
Kazılarda dikkat çeken bir diğer buluntu ise Artemis'i tasvir ettiği düşünülen bir heykel. Bu hipotezin doğrulanıp doğrulanmadığı sorulan Vagalinski, tapınağın ön avlusunda sandaletli mermer ayaklar bulduklarını ve figürün Artemis'i temsil ettiğini tahmin ettiklerini söyledi. Artemis'in kültünün, özellikle Artemis Avcı olarak, Antik Çağ'da Orta Struma bölgesinde oldukça yaygın olduğunu belirten Vagalinski, yeni keşfedilen yazıtlara göre Herakleia'da Herakles'in de Avcı sıfatıyla onurlandırıldığını ve bu kültün Antik Makedonya'ya özgü olduğunu ekledi.
Arkeolojik kazıların ekim ayı başına kadar süreceğini belirten Vagalinski, özellikle tapınak çevresindeki mimariyi ortaya çıkarma ve anlamlandırma konusunda yoğun çalıştıklarını söyledi. Sezon başında ekibin bir kısmının tapınağın kuzeyinde, geçen yıl taban mozaiği bulunan bir yapıda çalıştığını aktaran Vagalinski, bu alanda bu yıl yaklaşık MÖ 100 yılına tarihlenen bir kuyu ve kanal ortaya çıkardıklarını belirtti. Şu anda çabalarını, Petriç Belediyesi'nin Bölgesel Kalkınma Bakanlığı'ndan kazandığı bir proje kapsamında ikinci etap sosyalleştirme çalışmaları için alanı hazırlamaya odakladıklarını ifade etti. Herakles'e adanmış tapınakların son derece nadir olduğuna dikkat çeken Vagalinski, "Arkeoloji Bulgarika" medya platformu aracılığıyla mevcut tapınağın altında, benzer plan ve boyutlara sahip daha eski bir tapınağın bulunduğunu ve bunun da büyük olasılıkla kentin kuruluşundan kısa süre sonra Herakles'e adandığını duyurduklarını hatırlattı.
Herakleia Sintika'yı her yıl daha fazla turistin ziyaret ettiğini ve bu yıl da ilginin arttığını gözlemleyip gözlemlemedikleri sorusuna Vagalinski, "Herakleia'ya olan ilgi artıyor, bu da hepimizin işini iyi yaptığını gösteriyor. Petriç Belediyesi ve Petriç Tarih Müzesi bu alanı ustalıkla yönetiyor. Çok sayıda organize öğrenci ziyareti beni memnun ediyor. Bireysel Bulgar ve yabancı turist akışı da kesilmiyor. Petriç Belediyesi, alandaki otoparkın acilen genişletilmesini planlıyor" dedi. "Arkeoloji Bulgarika" aracılığıyla bölgeyle ilgili haberlerin ABD, Fransa ve İtalya'dan prestijli yabancı medya kuruluşlarına ulaştığını ve ek bilgi için kendilerine başvurulduğunu belirten Vagalinski, alanı ayrıca İrina Vagalinska'nın 'Herakleia Sintika'da Gizemler' adlı tarihi gerilim romanıyla da tanıttıklarını söyledi. Bulgar versiyonunun başarısından cesaret alarak bu yıl kitabı İngilizce olarak yayımladıklarını ekledi.
Arkeolojik çalışmalar ve konservasyon için gerekli finansmanın sağlanıp sağlanmadığı sorusuna Vagalinski, şikâyetçi olmadığını belirtti. 2015-2016 yıllarından sonra alanın Bakanlar Kurulu'ndan periyodik olarak hedefli fon aldığını, Petriç Belediyesi'nin de kendi projeleriyle Herakleia kazılarını desteklediğini söyledi. Rekabetçi bir süreçle Kültür Bakanlığı'ndan da finansman sağlamayı başardıklarını dile getiren Vagalinski, "Bu tür bir finansman olmasaydı bugüne kadar elde ettiğimiz iyi sonuçlara ulaşamazdık. Herakleia'daki kazıların gelecekteki finansmanı konusunda ılımlı bir iyimserim" dedi.
Vagalinski, sözlerini şöyle tamamladı: "Askeri çatışmalar ve genel belirsizlikle damgalanmış gergin bir dönemde yaşıyoruz. Bulgaristan'dan ve Bulgaristan'la ilgili iyi haberlere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Biz de bu tür haberler 'üretmeye' çalışıyoruz."