Bulgaristan'da yerel vergi yükü, 0 ile 100 arasındaki bir ölçekte 56,5 puana ulaşarak tüm zamanların rekorunu kırdı. Sadece 2026 yılı içinde belediyeler 128 farklı vergi oranını artırırken, vergi endeksi 86 belediyede yükseldi. En yüksek vergi oranları ise turistik merkezler ve büyük şehirlerde görülmeye devam ediyor. Uzmanlara göre, mülk sahiplerini bekleyen en büyük risk, emlak vergi değerlemelerinin güncellenmesi. Zira bu değerlemeler, bazı bölgelerde gerçek emlak fiyatlarının iki ila beş kat gerisinde kalmış durumda.
Piyasa Ekonomisi Enstitüsü (IPI) tarafından hazırlanan endeks, dört ana vergi türünü takip ediyor: gayrimenkul vergisi, taşınmaz edinim vergisi, motorlu taşıt vergisi ve perakende ticaret patent vergisi. Endeks, her belediyedeki vergi oranlarının yasal olarak izin verilen maksimum sınırlara ne kadar yaklaştığını gösteriyor.
Bir Yılda 128 Zam
2026 yılında artırılan vergi oranlarının sayısı, 2019 yılı hariç tutulduğunda, 2014'ten bu yana görülen en yüksek ikinci rakam oldu. 2019 yılında motorlu taşıt vergisine eklenen çevre bileşenleri, birçok belediyede otomatik bir artışa yol açmıştı. Artışların yanı sıra, rekor sayıda (66) vergi indirimi de kaydedildi. Ancak bu indirimler genel eğilimi tersine çevirmeye yetmedi ve yerel vergi yükü artmaya devam etti.
Belediyeler bazında yapılan karşılaştırmada, endeks 86 belediyede yükselirken 44 belediyede düştü. IPI'ye göre, belediye meclislerinin kararları siyasi bir döngüyü takip ediyor: Artışlar genellikle dönem başında daha fazla olurken, yerel seçimler yaklaştıkça indirimler sıklaşıyor.
Turistik Belediyeler Tavana Dayandı
Bulgaristan'ın vergi haritası oldukça dengesiz bir görünüm sergiliyor. Pomorie, Tsarevo ve Pavel Banya gibi belediyelerde endeks, olası 100 puan üzerinden 80 puana yaklaşmış durumda. Bu, kilit yerel vergilerin yasal olarak izin verilen maksimum oranlara çok yakın olduğu anlamına geliyor. Diğer uçta ise Medkovets ve Kaloyanovo gibi endeksin 25 puanın altında olduğu, vergilerin yasal minimuma yakın seyrettiği belediyeler yer alıyor.
Geleneksel olarak en ağır vergi yükü turistik belediyeler ve büyük il merkezlerinde görülüyor. Küçük ve seyrek nüfuslu bölgeler daha düşük oranları korurken, yıllar içinde neredeyse tüm belediyelerin yerel vergileri artırması nedeniyle bu fark giderek kapanıyor.
Vergiler Artıyor, Gelirler Eriyor
Sürekli artışların ardında giderek ağırlaşan bir mali sorun yatıyor. Belediyelerin vergi tabanı neredeyse donmuş durumdayken, maaşlar, fiyatlar, karlar ve giderler artıyor. Araç motor gücü, ticari işletme alanı ve konutun vergi değeri, ekonomiyle birlikte otomatik olarak yükselmiyor. Bu durumda yerel yönetimlerin elinde kalan temel araç, vergi oranlarını artırmak oluyor.
Sonuç ise paradoksal. On yıl önce belediyeler, giderlerinin yüzde 40'ından biraz fazlasını kendi gelirleriyle karşılarken, 2024 yılında bu oran, yerel vergilerdeki sürekli artışa rağmen ancak yüzde 25 civarında kaldı.
Emlak Vergisi Yeni Cephe Olabilir
Tartışılan reformlardan biri, gayrimenkullerin vergi değerlemelerinin güncellenmesi. Son kapsamlı değişiklik 2009 yılında yapıldı ve o tarihten bu yana büyük şehirler ve tatil beldelerinde konut fiyatları katlanarak arttı. IPI'ye göre, mevcut vergi değerlemeleri piyasa değerlerinin iki ila beş kat gerisinde kalıyor. Daha ayrıntılı veriler, Sofya'da farkın ortalama 3,5 ila 4,5 kat arasında olduğunu, en gözde mahallelerde ise bu oranın beş ila altı kata çıktığını gösteriyor. Filibe ve Burgaz'da fark genellikle üç ila üç buçuk kat, bazı deniz kenarı belediyelerinde ise dört kata kadar çıkıyor.
Değerlemelerin yükseltilmesi durumunda, konutlar için vergi matrahı artacak. Ancak bu, her mülk sahibinin faturasının aynı oranda artacağı anlamına gelmiyor, çünkü belediye meclisleri oranları düşürebilir. Risk, değerlemeler güncellenirken oranların değiştirilmemesi durumunda ortaya çıkıyor. Bu takdirde, özellikle Sofya, Filibe, Varna, Burgaz ve turistik bölgelerde emlak vergisi önemli ölçüde artabilir.
IPI, tek seferlik bir şok yerine, eskiyen bölgelemenin değiştirilmesini ve yerel emlak piyasasını küçük ve öngörülebilir adımlarla takip edecek otomatik bir endeksleme yapılmasını öneriyor. Amaç, on yıllarca süren hareketsizliğin ardından ani üç haneli artışların yaşanmasını önlemek.
Gelirin Yüzde İkisi Yerinde Kalsın
Bir diğer öneri ise, gelir vergisinin beşte birine (gelirin yüzde 2'sine) denk gelen kısmın, doğrudan bu gelirin kazanıldığı belediyenin bütçesine aktarılması. Bu sayede yerel yönetimler, temel olarak emlak, araç ve diğer yerel vergileri sürekli artırmak zorunda kalmak yerine, maaşlar ve ekonomiyle birlikte büyüyen bir gelir kaynağına kavuşacak. Uzmanlar, böyle bir değişiklik olmazsa belediyelerin artan giderler ile eskiyen vergi tabanı arasında sıkışmaya devam edeceğini ve en kolay çözümün yine daha yüksek oranlar ve vatandaşlarla iş dünyasına gelen yeni faturalar olacağını belirtiyor.