Azerbaycan'ın Celilabad bölgesindeki arkeolojik kazılarda, Neolitik döneme ait olduğu iddia edilen bir metal top bulunduğu haberi Rus medyasında geniş yankı uyandırdı. Habere göre, mükemmel bir şekilde şekillendirilmiş bu metal top dönemi için olağanüstüydü, zira o çağda insanlar sadece taş, kemik ve ahşap kullanıyordu.
Ancak Azerbaycanlı arkeologların resmi raporları bu gizemi aydınlattı. Ünlü tarih öncesi yerleşimler Paşatepe ve Alikomektepe'de yapılan kazılarda gerçekten sıra dışı buluntular elde edilmişti. Ancak bunlar metal değil, Neolitik dönemin sonlarına ait, pişmiş kil ve ince kuvarstan yapılmış 'çömlekçi bilyeleriydi' (Potter's balls). Rus basını, zayıf bir çeviri ve terminoloji kargaşası sonucu bu yanılgıya düştü.
Bu nesneler, tarih öncesi mühendisliğin şaheserleri olarak kabul ediliyor. Kafkas halkları bunları günlük yaşamlarında, ilk fırınlarda ısıyı depolamak ve eşit sıcaklık sağlamak için veya ağırlık olarak kullanmıştı. Bulunan bazı küresel taşların ortasında açılmış delik, eski savaş gürzlerini ya da harman ağırlıklarını andırıyordu. Bu kusursuz şekilleri, gazetecilerin bunların metalden döküldüğü sonucuna varmasına yol açmıştı.
Celilabad bölgesi, Neolitik ve Kalkolitik (Bakır Çağı) dönemlere ait eserler açısından oldukça zengin. Doğal bakır işlemenin ilk izlerine de rastlanıyor. Ancak basında çıkan 'metal top' iddiası tamamen bir çeviri hatasından ibaretti.
Bu medya hatası, aynı zamanda Bulgaristan'ın eşsiz kültürel ve tarihi mirasını hatırlamak için iyi bir fırsat sundu. Kafkasya yeni eserlerle metal çağına geçişi kanıtlarken, aynı dönemde bugünkü Bulgaristan topraklarında insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri yaşanıyordu: metal taşın yerini alıyor ve ilk uygarlık doğuyordu.
Varna Kalkolitik Nekropolü'nde dünyanın en eski işlenmiş altını bulundu (MÖ 4600-4200). Atalarımız ne top (bilye) ne de benzeri nesneler yapmıştı; onlar zarif kraliyet nişanları, altın asalar, taçlar ve mücevherler üreterek insanlık tarihindeki ilk hiyerarşik devletin varlığını kanıtlamıştı.
Azerbaycan'ın tarih öncesi seramiğindeki bu başarı, Karadeniz ve Kafkas uygarlıkları arasında yüzyıllardır süregelen kültürel köprünün bir başka kanıtı olarak değerlendiriliyor.