Avrupa'da sıcak dalgalar, kuraklık ve sellikler ekonomiye büyük etkisi oluyor. Bu durum üretimi, gıda fiyatlarını, turizmi, inşaatı ve tarımı etkiliyor. Avrupa Birliği'nde küçük ekonomiler gibi Bulgaristan, Malta ve Kıbrıs özellikle savunmasız.
2025 yazında yaşanan sıcak dalgalar, kuraklık ve sellikler, Avrupa Birliği'nin gayri safi yurt içi hasılasını 43 milyar euro azalttı. Bu, Avrupa Birliği'nin toplam ekonomik üretiminin 0,26'sine karşılık geliyor. Ayrıca, bu durumun etkisi sadece sıcaklığın düşmesiyle sınırlı değil, 2029 yılına kadar etkileri devam edecek.
Allianz Research'in yaptığı bir başka araştırmaya göre, 2025 yazında yaşanan sıcak dalgalar, Avrupa'da gayri safi yurt içi hasılasını 0,5 puan azalttı. Bulgaristan için ise, 1 Mayıs-14 Temmuz 2025 tarihleri arasında 16 gün boyunca 32 derecenin üzerinde sıcaklık yaşanması, işgücü maliyetlerinde 0,6%, gayri safi yurt içi hasılasında 0,4 puanlık bir azalma anlamına geliyor.
Sıcak dalgalar, kuraklık ve sellikler, sadece bir rahatsızlık değil, artık bir üretim faktörü haline geldi. Avrupa, diğer bölgelere kıyasla daha hızlı ısınıyor ve bu durum, özellikle küçük ekonomileri etkiliyor.
Avrupa Merkez Bankası, artık iklim riskinin fiyat istikrarını etkileyebileceğini söylüyor. İklim koşullarının 2035 yılına kadar değişmesi, gıda enflasyonunu 0,92-3,23 puan, genel enflasyonu ise 0,32-1,18 puan artırabilir.
İklim değişikliğinin sosyal riski de önemli. Daha zengin haneler, daha yüksek faturaları karşılayabilirken, daha düşük gelirli haneler, gelirlerinin daha büyük bir kısmını gıda ve enerji için harcamak zorunda kalıyor. Aynı şey, büyük şirketler için de geçerli. Küçük şirketler ise bu tür bir tampona sahip olmayabilir.
Avrupa Çevre Ajansı, sigorta açığını da vurguluyor. 1980-2024 yılları arasında Avrupa Birliği'nde yaşanan iklim felaketlerinin sadece %20'si sigortalanmış durumda. Bulgaristan, Hırvatistan, Kıbrıs, Litvanya, Malta, Romanya ve İzlanda'da ise sigortalanmış hasarların oranı %3'ün altında.
Bu durum, iklim riskinin mali bir risk haline gelmesi anlamına geliyor. İklim felaketleri olduğunda, masraflar genellikle haneler, şirketler ve bütçeye kalıyor. Devlet, telafi etmek, onarmak ve olağanüstü fonlar çıkarmak zorunda kalıyor, genellikle olaydan sonra.
En büyük hata, bu tür masrafları istisnai olarak görmek olur. Veriler, bunun artık yeni ve tekrarlayan bir ekonomik gerçeklik olduğunu gösteriyor. Her yıl aynı hasarların olmayacağı kesin, ancak eğilim, daha sık ve daha güçlü hasarlara doğru.