ABD ile İran arasındaki ateşkesin olumlu etkileri petrol piyasalarında görülmeye başlasa da, anlaşma sürdürülebilir barıştan çok uzak. Bu uyarıyı, Sofya Güvenlik Forumu direktörü ve eski savunma bakan yardımcısı Yordan Bojilov, bTV'ye yaptığı açıklamada dile getirdi.
Bojilov'a göre, ham petrol fiyatlarındaki düşüş ilk iyimserlik işareti, ancak etki hemen Avrupalı tüketicilere yansımayacak. En büyük risk ise belirsiz detaylarda gizli: İran'ın nükleer programı, uygulamanın denetimi ve uluslararası garantörlerin rolü.
Piyasalar Politikadan Daha Hızlı Tepki Verdi
Bojilov, 'İyimserlik şimdiden gözlemleniyor. Ham petrol fiyatlarındaki düşüşü izledim. Neredeyse savaşın başlangıcı olan Mart ayı seviyelerine belirgin bir düşüş var' dedi.
Reuters, Washington ile Tahran arasındaki anlaşmanın ardından Hürmüz Boğazı üzerinden sevkiyatların toparlanmaya başlamasıyla petrolün ucuzladığını bildirdi. Ajansa göre, Brent petrolü varil başına 79,42 dolara, ABD hafif ham petrolü ise 76,43 dolara geriledi.
Bojilov ise piyasa tepkisinin hemen benzin istasyonlarında ve nihai fiyatlarda hissedilmeyeceği uyarısında bulundu. Gemiler daha yeni Hürmüz Boğazı'ndan çıkıyor, ham maddenin rafinerilere ulaşması, boşaltılması ve işlenmesi gerekiyor, ancak bundan sonra yeni fiyatlar tüketicilere yansıyabilir.
Hürmüz, Tahran'ın Kozu Olmaya Devam Ediyor
Bojilov'a göre, 108 günlük çatışmanın hedeflerindeki büyük değişikliklerden biri de Hürmüz Boğazı'na odaklanılması. 'En önemli son hedef, boğazın gemilere açılmasıdır' dedi.
Bu güzergah üzerindeki kontrol, İran'ın en güçlü aracı olmaya devam ediyor. Küresel petrol ve gaz ticaretinin önemli bir kısmı Hürmüz'den geçiyor, bu nedenle oradaki herhangi bir gerilim anında küresel ekonomik riske dönüşüyor.
Reuters, boğazın açılmasının Basra Körfezi bölgesinde bloke olan büyük miktarda petrolü serbest bırakabileceğini ve fiyatları aşağı çekebileceğini, ancak piyasaların riskin geçtiğini kabul etmeden önce trafiğin sürdürülebilir şekilde normale dönmesini bekleyeceğini bildirdi.
İlk Engel Çoktan Geldi
Bojilov, istikrarlı bir barıştan söz etmek için henüz çok erken olduğunu vurguladı. Ona göre, üzerinde anlaşılan 14 maddeden birçoğu çok genel ifadelerle formüle edilmiş ve 'şeytan ayrıntılarda gizli'.
Bunun ilk sinyali çoktan geldi: Anlaşmanın uygulanmasına ilişkin teknik parametreleri belirlemesi gereken İsviçre'deki müzakereler başarısız oldu. Bojilov, 'Sadece hazırlık yok. Sanırım her iki taraftan da' yorumunu yaptı.
Bu mutlaka tüm çerçevenin başarısız olduğu anlamına gelmiyor, ancak siyasi mutabakatın sadece başlangıç olduğunu gösteriyor. Gerçek test, tarafların genel ifadeleri doğrulanabilir taahhütlere, zaman çizelgelerine ve kontrol mekanizmalarına dönüştürüp dönüştüremeyeceği olacak.
Nükleer Program En Zorlu Konu
En karmaşık kısım, İran nükleer programının geleceği olmaya devam ediyor. Bojilov birkaç kilit soru sordu: Garantörler kim olacak, uygulama nasıl doğrulanacak, halihazırda zenginleştirilmiş uranyuma ne olacak ve İran'ın gelecekte zenginleştirme santrifüjleri kullanma imkanı olacak mı?
2015 yılında, BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri ve Almanya'nın katılımıyla İran'ın nükleer programına ilişkin uluslararası bir anlaşmaya varıldığını ve denetimin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından yapıldığını hatırlattı.
'Bunlar üzerinde anlaşmaya varılması çok zaman alacak detaylar' uyarısında bulundu Bojilov. İşte bu detaylar, yeni anlaşmanın gerçek bir güvenlik çerçevesi mi yoksa sadece bir sonraki krizin geçici olarak ertelenmesi mi olacağını belirleyecek.