Bulutlar, su buharının yoğuşması ve donlaşmasıyla oluşur. Havadaki nem oranının artması ve sıcaklığın düşmesiyle şekillenirler. Ancak bulutların sadece gökyüzünü değil, insan sağlığını da doğrudan etkilediğini biliyor muydunuz? Atmosfer basıncının düşmesiyle birlikte hava durumu bozulur ve bu durum özellikle düşük tansiyonu olan kişilerin dengesini bozar. Vücut bu değişime damar tonusu, kan akış hızı, kalp atış frekansı ve solunum derinliğindeki değişikliklerle tepki verir.
Daha az fark edilen ama sağlık açısından en az bu kadar önemli olan bir diğer değişim ise hormonal denge ve vücuttaki sıvı oranındaki dalgalanmalardır. Bu süreçte halsizlik, baş ağrısı, eklem ve kas ağrıları görülebilir. Bu değişimlere karşı kadınlar ve kalp-damar hastaları daha hassastır. Yağmurlu havalarda migren atakları da şiddetlenir. Tek taraflı zonklayıcı baş ağrısı, kusma, ses ve ışığa karşı aşırı hassasiyetle kendini gösteren migren krizleri özellikle kadınlarda daha sık tetiklenir.
Yağışlı havalarda romatizma ağrılarının artmasının sebebi de atmosfer basıncının düşmesiyle vücuttaki sıvı seviyesinin azalmasıdır. Bu durum sinir uçlarını daha hassas hale getirir ve kolayca şişkinliğe yol açarak eklem sorunlarını körükler. Yağışlarla birlikte gözlemlenen kalp-damar değişimleri ise damarların daralmasına neden olur. Bu daralma sonucunda vücuttaki tansiyon genellikle yükselir.
Bu hava değişimleri sadece fiziksel sağlığı değil, ruh halini de olumsuz etkiler. Güneş ışığından mahrum kalınması sonucu ortaya çıkan D vitamini eksikliği; uykusuzluk, baş dönmesi ve sebepsiz yorgunluk hissini beraberinde getirir.
Bu zorlu süreçte tempoyu düşürmek ve bol bol sıvı tüketmek büyük önem taşıyor. Özellikle yatıştırıcı etkisi olan bitki çayları bu dönemde vücuda en iyi desteği sağlar.
Yağmurun insan sağlığına olumsuz etkilerinin yanı sıra şaşırtıcı faydaları da var. Yağışlar atmosferi ozonla doyurur ve havadaki toz partiküllerini temizler. Bu sayede yağmur sonrası kendimizi çok daha dinç hissederiz ve alerji şikayetlerinde belirgin bir azalma görülür.
Yağışların olumsuz etkilerinden korunmak için vücudu açık havada daha fazla kalarak dirençli hale getirmek gerekir. Eklem rahatsızlıklarında sıcak ve soğuk kompreslerin dönüşümlü uygulanması, ağrıların hafiflemesini sağlar ve meteorolojik koşulların sorunlu bölgeler üzerindeki baskısını en aza indirir.
Bu arada viral ve solunum yolu enfeksiyonları da ek bir risk faktörü oluşturuyor. Vücuttaki iltihabi süreçler sırasında bu enfeksiyonlar tansiyonu yükseltirken, bağışıklık sisteminin direncini de düşürebilir.
Dışarıdaki hava ile kapalı ortamlar arasındaki büyük sıcaklık farkları kalp için ciddi riskler barındırır. Mevsime uygun olmayan kıyafetler ve kalbin normalden fazla çalışmasını gerektiren durumlar, kalbi kritik bir duruma sokabilir. Enerji içecekleri, kahve ve siyah çay tüketimi de bu riski artırır. Bu dönemde tuzdan uzak durmalı, yağlı ve ağır etlerden kaçınmalı, bunun yerine ılık bitki çayları tüketmeyi tercih etmelisiniz.