Uyuşturucu piyasası artık yalnızca sokağa değil, ekrana, modaya ve görünüşte zararsız jöleli şekerlerle lolipopalara da güveniyor. Bulgaristan Gümrük Ajansı Müdür Yardımcısı Stefan Bakalov bu konuda BNR'a önemli bir uyarıda bulundu. Bakalov'a göre öğrenciler bu sorunla her gün yüz yüze gelirken toplum konuyu çoğunlukla yalnızca haber bültenlerinden takip ediyor.
Bakalov, çocuklara ulaşan bilgilerin önemli bir bölümünün onları korumak yerine uyuşturucu satıcılarının yaşam tarzını reklamladığını ve tehlikeli maddeleri masum gösterdiğini söyledi. Toplum üzerindeki etkiyi ve özellikle çocuklar üzerindeki tahribatı "yıkıcı" olarak tanımlayan Bakalov, bunun gelecek nesiller için sosyal bir bomba kurduğuna dikkat çekti.
"Kamuoyunun büyük bölümü için uyuşturucu kullanımıyla bağlantılı sorun belki de yalnızca haber bültenlerinin odağında ilginç görünüyor. Ama gerçek şu ki çocuklar için bu durum son derece somut" dedi Bakalov. Öğrencilerin büyüklerin çoğunun farkında olduğundan çok daha derinden bu ortamın içinde olduğunu vurguladı. Ona göre çocuklar her gün riski küçümseyen, uyuşturucuyu cazip bir yaşam tarzının parçası olarak sunan mesajlarla karşı karşıya kalıyor.
Özellikle görsel tuzak son derece endişe verici. Bakalov, en küçük yaştan beri alışkın oldukları için çocuklara zararsız görünen jöleli şekerler ve lolipopları örnek gösterdi. "Bu görsel tuzak temel sorundur" diye uyardı.
Gümrük Ajansı Müdür Yardımcısı maddelerin kendisindeki değişime de dikkat çekti. Yirmi yıl önce piyasadaki esrarın tetrahidrokanabinol (THC) oranı yüzde 3-7 arasındaydı; şimdi bu oran yüzde 30 ile 50 arasına ulaşmış durumda. "Bu son derece toksik. Giderek daha fazla psikoz tetikleniyor, psikoz riski her geçen gün artıyor" dedi Bakalov. Bu değişimi, yeni uyuşturucu türlerinin yayılmasını ve evrimini hızlandıran küresel piyasanın daha geniş sorunuyla ilişkilendirdi. Artık yalnızca bilinen maddelerden değil, giderek daha güçlü, daha tehlikeli ve kontrolü daha zor maddelerden söz edildiğinin altını çizdi.
Bakalov, 25 yıllık okul ziyaretleri sürecinde çocuklar hakkında endişe verici bir şey fark ettiğini anlattı: Pek çok çocuk içinde bulunduğu ortamda yalnız hissediyor. İşte bu durum "Yalnız Değilsiniz" kampanyasının sloganını doğurdu. "Aslında bu kampanyanın temel vurgusunun çocuklara desteklendiklerini ve yalnız olmadıklarını hissettirmek olması gerektiğini anladık" dedi.
Hiçbir kampanyanın ebeveynlerin ve öğretmenlerin yerini tutamayacağını kabul eden Bakalov, kurumların çocuklara olabildiğince yakın durması gerektiğini savundu. Son iki-üç yılda giderek daha fazla kurumun önleyici girişimlerle okullara girdiğini ve bunun işe yarayan formüllerden biri olduğunu belirtti. Bu yaklaşım önemli bir odak kaymasına işaret ediyor: Yalnızca uyarı değil, korku, yalnızlık ya da grup baskısı çocukları savunmasız kılmadan önce onlara destek sunmak.