Ukrayna savaşı dördüncü yılına girerken, Orta Doğu'da da çatışmalar sürüyor. İran'a yönelik askeri operasyonlar sonucunda Avrupa'da akaryakıt fiyatları ciddi oranda arttı.
ABD, Avrupa'ya yönelik yaklaşımını değiştiriyor. Avrupa ülkeleri ise güvenlik ve savunma harcamalarını artırıyor.
Bu gelişmeler yaşanırken Bulgar hükümeti, Ukrayna'ya ordu depolarından askeri yardım sağlanmasını durdurduğunu açıkladı.
Giderek daha güvensiz hale gelen bir dünyada Bulgaristan'ın konumu nedir? Avrupa, güvenlikten yana mı tercih kullanacak yoksa konfordan mı vazgeçecek? Strazburg'da gerçekleştirilen '120 Dakika' programının özel yayınında bu sorular Andrey Kovaçev (ENP/GERB), Kristian Vigenin (Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı/BSP), Radan Kınev (ENP/PP-DB) ve bağımsız milletvekili Elena Yonçeva tarafından tartışıldı.
Elena Yonçeva, Bulgaristan'ın askeri yardımı gerçekten durdurup durdurmayacağı konusunda şüpheli olduğunu belirtti. Ona göre her silah satışı devlet onayından geçiyor ve ülkenin dış politikasının bir parçası.
Yonçeva, 'Toplum, Bulgaristan'ın NATO ve uluslararası platformlarda Ukrayna'ya destek kapsamında aldığı kararlar hakkında bilgilendirilmelidir' dedi.
Yonçeva'ya göre tarih, güvenliğin doğrudan çatışmadan kaçınarak ve taraflar arasında diyalog sürdürülerek sağlandığını gösteriyor. Avrupa savunması konusunda ise Avrupa'nın kendi kapasitelerini güçlendirmesi gerektiğini, ancak bunun militarizasyona veya ekonomik istikrarı zayıflatmaya yol açmaması gerektiğini vurguladı. Gücün, gelecekteki çatışmaları önlemek için diplomatik çabalarla birleştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Andrey Kovaçev, Bulgaristan'ın askeri yardımı durdurma kararının yanlış bir siyasi sinyal gönderdiğini ve ülkenin stratejik çıkarlarına uygun olmadığını söyledi. Bulgar savunma sanayisinin Ukrayna pazarı için çalışmaya devam ettiğini ve on binlerce kişiye istihdam sağladığını belirtti.
Kovaçev, 'Ukrayna'ya destek yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda askeri saldırıya uğramış bir devlete karşı ahlaki bir yükümlülüktür' dedi.
Kovaçev, adil barışı Ukrayna'nın uluslararası alanda tanınan sınırlarını, bağımsızlığını ve güvenliğini garanti eden barış olarak tanımladı. Avrupa'nın kendi savunmasına daha fazla yatırım yapması gerektiğini, bunun teknoloji, inovasyon ve rekabet gücünü artıracağını, güvenlik ile refah arasında bir karşıtlık olmadığını ifade etti.
Kristian Vigenin, askeri yardımın durdurulmasını seçmenlere verilen bir sözün yerine getirilmesi olarak savundu ve BSP'nin çatışmanın başından beri bu pozisyonu koruduğunu belirtti. Ona göre mevcut Avrupa stratejisi sürdürülebilir bir çözüm getirmedi ve siyasi çabalarla barışa ulaşmayı hedefleyen yeni bir yaklaşım gerekiyor.
Vigenin, 'Önemli olan Ukrayna'nın güvenliğini ve ekonomik kalkınmasını garanti altına almaktır, ancak bunun hangi mekanizmayla başarılacağı sorusu ortadadır' dedi.
Vigenin, Avrupa savunmasına yatırım yapılması gerektiğini ancak bu yatırımların yalnızca askeri sanayiye değil, altyapı, sağlık ve sivil kullanımlı diğer sistemlere de yönlendirilmesi gerektiğini düşünüyor.
Radan Kınev ise Bulgar makamlarının kararını Ukrayna'ya verilen desteği gerçek anlamda etkilemeyen siyasi bir jest olarak değerlendirdi. Ona göre asıl soru, Bulgaristan'ın ulusal çıkarının ne olduğu ve ülkenin bağımsız devletlerin kendi geleceklerini belirleme hakkını kabul edip etmediğidir.