19 yaşında model olarak çalışmaya başlıyor, ardından bir dizide başrol için teklif alıyor.
Çağatay Ulusoy, “Eşref’in Rüyası”ndaki rolüyle Bulgar izleyicilerin de kalbini fethetti. Oyuncu sürpriz bir şekilde babasının memleketi olan Razgrad yakınındaki köye gitti. Yeni bir film çekimi için değil, televizyon davetiyle de değil, yürüyüşe çıkmak için geldi. Bu arada ailesinin hikâyesinin başladığı yerden insanlarla da görüştü. Yerel halkın Düranköy olarak da bildiği küçük Beli Lom köyünün sakinleri yıldızı yakından görebildi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde Ulusoy rahat, güleryüzlü ve etrafında toplanan onlarca insanla hiçbir mesafe koymuyor. Onlar için etkinlik gerçek bir bayram.
Ziyareti sırasında televizyon ünlülerinin hayatını çevreleyen olağan ihtişamdan eser yok. Çağatay siyah tişört, kahverengi yelek ve spor pantolon giymiş.
Kırmızı halı yerine köyün önünde poz veriyor, heyecanlı yöre halkı tarafından çevriliyor. Onlarla sohbet ediyor ve bir sonraki fotoğraf için sabırla telefonların önüne geçiyor. Tanıklara göre oyuncu, kendisiyle görüşmek isteyenlerin çok olmasına rağmen bir an bile rahatsızlık göstermedi.
Haber sosyal medyada hızla yayıldı. Fotoğraflar Bulgarların Türk dizilerine ilgi duyduğu bir Facebook sayfasında da paylaşıldı, izleyiciler şaşkınlık ve coşkuyla tepki verdi. “Bizim çocuk işte, neredeyse komşuyuz” diyen bir kullanıcı, yakışıklının bekar olması halinde Bulgar gelin bulabileceğini bile şaka yaptı. Bu şakanın arkasında ilginç bir gerçek var: geçen yaz Çağatay Bulgar vatandaşlığı da aldı. Böylece babasının ailesinin birkaç on yıl önce terk ettiği ülkeyle bağı artık sadece soy bağıyla sınırlı değil.
Hikâyesi İstanbul’un setlerinden çok uzakta başlıyor. Babası Aylin Ulusoy, Razgrad bölgesinden Bulgar Türkü bir aileden geliyor. Yaklaşık 10 yaşındayken Türkiye’ye göç etmiş. Orada daha sonra Bosna kökenli Refiye ile evlenmiş. Böylece gelecekteki oyuncunun büyüdüğü evde iki Balkan ailesinin kaderi iç içe geçmiş, İstanbul’da yeni bir hayat kurmuşlar.
Çağatay 23 Eylül 1990’da doğdu. Küçük kardeşi Atılay var. Çocukken enerjik, bir yerde duramayan biriymiş, bu yüzden ailesi onu spora yönlendirmiş. Basketbol en büyük tutkularından biri olmuş, yüzme ve dalış da günlük hayatında önemli yer tutmuş. Uzun süre hayali oyuncu olmak değil, profesyonel sporcu olmakmış.
Uzun boyu, atletik vücudu ve etkileyici dış görünümü onu farklı bir yöne sürüklemiş. Okuldan sonra İstanbul Üniversitesi’ne girmiş.
19 yaşında model olarak çalışmaya başlamış, 2010’da Best Model of Turkey yarışmasını kazanmış. Zafer hayatı neredeyse bir gecede değiştirmiş. Kısa süre sonra bir dizide başrol teklifi almış ve Türkiye sınırlarının çok ötesinde tanınmasını sağlayacak bir kariyer başlamış.
İlk büyük başarı “Aynalı Dünya” ile gelmiş. Ulusoy burada zengin, güzel ve görünüşte ulaşılmaz bir genç olan Emir’i oynamış, çok farklı bir sosyal çevreden bir kıza âşık olmuş. Partneri Hazal Kaya olmuş. Dizi yurt dışında da hit olmuş, genç oyuncunun yüzü dergi kapaklarında, afişlerde ve hayran sayfalarında görünmeye başlamış.
Ardından “Zengin Mahalle” gelmiş, burada fakir bir aileden gelen, ayrıcalıklıların arasına düşen Yaman’a bürünmüş. 2015’te güzel erkeklerden tesadüfen kamera karşısına geçmiş biri kategorisinden kesin olarak çıkan ödül gelmiş. “Zengin Mahalle”deki rolüyle Çağatay Altın Kelebek ödülünü almış; Türkiye’nin en prestijli televizyon ödüllerinden biri. Artık eski bir model değil, meslektaşlarının saygısını ve izleyicilerin sevgisini kazanmış bir sanatçı. “İçeriden Adam” ile ağır dramatik öyküleri canlandırma becerisini pekiştirmiş, “Koruyucu” ile de Netflix’in ilk özgün Türk dizisinin yüzü olmuş. Kariyeri geleneksel televizyonun sınırlarını aşmış.
Hayatı her zaman pürüzsüz olmamış. 2013’te kariyeri hızla yükselirken Çağatay, Türkiye’de büyük bir uyuşturucu soruşturmasında adı geçen ünlüler arasında yer almış. Olay uzun süren bir yargı sürecine dönüşmüş, Mayıs 2018’de oyuncu uyuşturucu ticareti suçlamasıyla 4,2 yıl hapis cezasına çarptırılmış. Karar temyiz edilmiş ve 2019’daki yeniden incelemede eylemin niteliği değişmiş. Ticaretten ziyade uyuşturucu kullanımı nedeniyle Ulusoy’a 9 aylık hapis cezası verilmiş. Olay geniş yankı uyandırmış ama profesyonel yükselişini kesmemiş.
“Eşref’in Rüyası” adını yeniden gündemin merkezine koymuş. Dizide tehlikelerle çevrili, geçmişi ve duyguları karmaşık bir aşk hikâyesinde iç içe geçen Eşref Tek’i oynuyor. Yanında Nisan rolünde Demet Özdemir var. İkili büyük ilgi çeken bir ekran çifti oluşturuyor.
Bulgar izleyici küçük ekranda Çağatay’ı heyecanla takip ederken, oyuncu da ülkemize giderek daha görünür şekilde yöneliyor. Ekim ayındaki ziyaretinin bir başka önemli detayı var: oyuncu tek başına gelmemiş. Ailesi de onunla birlikte. Türk yayınları Habertürk ve Cumhuriyet de Ulusoy’u babasının akrabaları ve hemşehrileriyle bir araya getiren aile gezisini duyurmuş.
Baba Aylin’in varlığı görsel benzerlik nedeniyle büyük ilgi çekmiş. Aynı zamanda bir babanın, yüzünü milyonlarca insanın tanıdığı oğluyla birlikte bu topraklara dönmesinin ne anlama geldiğini hayal etmek zor değil. Kendisi bir zamanlar ailesiyle birlikte Bulgaristan’ı terk eden bir çocukmuş. Bugün burada Türk televizyonunun yıldızlarından birinin gururlu babası olarak bulunuyor. Hayranlar nadiren medyanın odağına giren annesi Refiye’ye de dikkat çekiyor.
Ziyaretin en renkli anlarından biri video ile kayıt altına alınmış. Köy dükkânının önünde yerel bir erkek Çağatay’a şarkı söylemiş, oyuncu performansı dikkatle dinlemiş. Sahne, ışık ya da resmi bir program yok, sadece samimi bir misafirperverlik jesti var.
Köyden bir kadın Ulusoy ile konuştuğunu ve oyuncunun dinlenmeye geldiğini anlattığını söylüyor. Bölgeden gelen bilgilere göre oyuncu yerel bir turizm kompleksinde konaklamış, ancak yer ve konaklama detayları resmen doğrulanmamış. Bulgar vatandaşlığını aldıktan sonra ülkeyi üç kez ziyaret ettiği, hatta burada yılbaşı kutladığı iddia ediliyor. Beli Lom’a yapılan yolculuk aile köklerine yönelik izole bir jest değil, her seferinde yöre halkında heyecan uyandıracak bir gelenek haline gelecek gibi görünüyor.
İlginç olan, rahat giyiminin bile Bulgar hayranları arasında canlı bir tartışma başlatması. Forumlarda oyuncunun köyde görüldüğü kahverengi yelek adeta bir moda soruşturmasına tabi tutulmuş. Başta bazıları balık tutmaya çıkmış gibi sıradan giyindiğini düşünmüş, sonra pahalı markaları ve kaliteli kumaşları tanımaya başlamış. “Kapalıçarşı tarzı süper sokak stili sandık, aslında sessiz lüksün aranan etkisiymiş” diye espri yapan bir kullanıcı var. Bir diğeri yeleğin kadife göründüğünü, markalı olduğunu tahmin etmediğini belirtiyor. Görünüşe göre Ulusoy ışıltılı etkinliklerden uzakken bile dış görünüşüyle kırmızı halıdaki kadar ilgi yaratabiliyor.
Kendisi özel hayatına izleyiciyi nadiren derinlemesine sokuyor. En çok fotoğraflanan ve konuşulan Türk oyuncularından biri olmasına rağmen, her adımını kamusal olaya dönüştüren ünlülerden değil. Roller aracılığıyla konuşmayı tercih ediyor ve hayatının bir kısmını merakın dışında tutuyor.
Sosyal medyada Çağatay Ulusoy’un Beli Lom sakinleriyle vedalaşması ve uğurlanması görüntüleri de yayılmış. Görüntülerde oyuncunun 34 CAU 90 Türk plakalı büyük cipine bindiği görülüyor; plaka muhtemelen sembolik. 34 İstanbul’un kodu, doğup büyüdüğü şehir. Harfler CAU, adının Latin alfabesiyle yazılışındaki baş harflerine uyuyor, 90 ise doğum yılına gönderme yapıyor.
Ekranda Eşref Tek tehlikeler, sırlar ve dramatik bir aşkın içinde yaşıyor. Beli Lom’da Çağatay Ulusoy kısa bir süre için bu dünyayı geride bırakıyor. Ülkemizdeki izleyiciler “Eşref’in Rüyası”nın her bölümünü heyecanla izlerken, Razgrad’ın bir köyü artık başrol oyuncusuyla kendi hikâyesine sahip olmaktan gurur duyabiliyor.