Donald Trump, ikinci döneminin ilk yılında 2,2 milyar dolar gelir elde etti. 2024'te, göreve başlamadan önceki yıl, geliri yalnızca 620 milyon dolardı. New York Times'ın haberine göre, ABD tarihinde hiçbir başkan görevdeyken kişisel servetini bu kadar dramatik bir şekilde artırmadı. BBC'ye göre de durum böyle. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Laura von Daniels: Buradaki sıra dışı nokta, en azından Richard Nixon döneminden ve onun başkanlığındaki skandaldan bu yana, ABD başkanlarının ya bu tür faaliyetlerden kesin bir şekilde uzak durma ya da kendi yatırım fonlarını başkalarına devretme geleneği olması. Ancak bunu gönüllü olarak yapıyorlardı. Trump ise bunu reddetti ve ilk döneminde bu nedenle uğradığı mali kayıpları gerekçe gösterdi. Deutsche Welle'nin haberine göre...
Listenin başında, Trump'ın 2025'te bir milyar doların üzerinde kazandığı kripto para işlemleri var. Kendisi ve hükümeti, bu işlemlerin düzenlenmesinden sorumlu. Burada açık bir çıkar çatışması yok mu?
Laura von Daniels: Etik açıdan bakıldığında, kripto paraların ve stablecoin'lerin ilk kez düzenlendiği bir dönemde ABD'yi yöneten bir başkanın, hükümetiyle birlikte "Genius Act" yasası aracılığıyla bu sürece önemli ölçüde etki etmesi bir çıkar çatışması oluşturuyor. Diğer önemli nokta ise, Merkez Bankası dijital para biriminin uygulamaya konulmasını durdurması – özel türdeki stablecoin lehine.
Ayrıca, sözde "kripto devrimi"ni ilan etmekle kalmadı, aynı zamanda ulusal bir rezerv oluşturdu. Önceki etik standartlara göre, görevdeki bir başkanın tam da bu alanda faaliyet göstermemesi gerekirdi. Kripto paraların ve bu sektördeki şirketlerin başarısına önemli ölçüde katkıda bulundu – örneğin, oğullarının ve özel temsilcisi Steve Witkoff'un oğullarının da hisse sahibi olduğu kendi şirketi gibi.
World Liberty Financial'ın kârları, bu alandaki düzenlemenin bu şirket için elverişli olmasıyla da açıklanıyor. Ancak bunu kanıtlamak, yargı sistemi ve savcılığın görevi ve bu çok karmaşık ve uzun bir süreç. Diğer birçok alanda olduğu gibi, Trump da hukuki sınırları zorluyor ve muhtemelen onları aşıyor.
Ancak başkan, $TRUMP meme coin'lerinin satışından yalnızca 635 milyon dolar kazanırken, Wall Street Journal verilerine göre alıcıların üçte ikisi zarar etti. Trump Amerikan seçmenlerini kandırdı mı?
Laura von Daniels: Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, en başından beri Trump'ın kripto parasının son derece spekülatif olduğu, yatırımın gerçek bir değerle desteklenmediği açıktı – örneğin stablecoin'lerin aksine. Ancak şurası kesin: Geçmişte Trump'ın bir iş adamı olarak defalarca dolandırıcılık unsurları kullandığı açık – ve buna rağmen iki kez ABD başkanı seçildi.
Herhangi bir New Yorkluya, Trump'ın Central Park'taki buz hokeyi pistini kendi parasıyla yenileyip şehre hediye ettiği iddiasında dolandırıcılık yapıp yapmadığını sorarsanız, kesinlikle net bir cevap alırsınız (editör notu: yenileme belediye tarafından ödendi, Trump ise kendi şirketinin projeyi yönetmesini sağladı). Bunun onun siyasi gösterisinin bir parçası olduğu söylenebilir – seçmenleri ve iş dünyası temsilcilerini defalarca kandırmak. Destekçileri onun meme coin'lerini satın alıyorsa, bunu kendi sorumluluklarında yapıyorlar. Ve burada yine etik soru ortaya çıkıyor: ABD başkanı bu tür işlemleri teşvik etmeli mi?
Trump, kişisel zenginleşme amacıyla görevini kötüye kullanmakla suçlanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Laura von Daniels: Bu, kanıtlara dayanarak aydınlatılması gereken bir soru. Böyle bir durumda, yargı yoluyla takip edilebilecek bir suç söz konusu olur. Trump'ın, kendi ailesinin şirketlerine veya iş ortaklarına, belirli yatırım kararları veya beklenen kârlarla ilgili önceden bilgi sağlamak için görevini kullanıp kullanmadığına dair bir bilgim yok. Gerçeği ortaya çıkarmak adaletin zorlu bir görevi.
Bu tür soruşturmalar bekliyor musunuz?
Laura von Daniels: Soruşturma olacağını ve bir dizi hukukçu ve soruşturma makamının kanıt arayacağını düşünüyorum. Aynı zamanda ilk döneminden biliyoruz ki, Trump veya şirketlerine karşı içeriden öğrenenlerin ticareti veya yasa ihlalleri iddiasıyla yasal yollara başvurmaya çalışanlar büyük bir baskı altına alındı. Bu da elbette Amerikan yargı sisteminin işini zorlaştırıyor.
Trump her türlü soruşturmaya son derece agresif tepki veriyor ve bunları sık sık "cadı avı" olarak nitelendiriyor. Bunu şimdi de beklemeliyiz. Buna ek olarak, Yüksek Mahkeme'nin Amerikan başkanına geniş bir hareket özgürlüğü tanıyan ve bir devlet memuru sıfatıyla yaptığı her şey için büyük ölçüde dokunulmazlık sağlayan bir karar alması da var.