Binlerce kişi, 1995 yılında Bosnalı Sırp güçleri tarafından Boşnaklara karşı işlenen soykırımın 31. yıldönümünde Srebrenitsa'da bir araya geldi. Törende, yeni kimliği tespit edilen 10 kurbanın naaşı daha defnedildi.
Birleşmiş Milletler koruması altındaki Srebrenitsa yerleşkesinin 11 Temmuz 1995'te düşmesinin ardından 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuk öldürülmüştü. 900'den fazla kurbanın naaşına ise henüz ulaşılamadı.
Bugün Srebrenitsa-Potocari Anıt Merkezi'nde toprağa verilen 10 kurban, 1997-2022 yılları arasında Doğu Bosna'daki toplu mezarlardan çıkarıldı. Şu ana kadar anıt kompleksinde 6 bin 700'den fazla kurbanın naaşı defnedildi.
Bugün defnedilenler arasında en genç kurban, öldürüldüğünde 20 yaşında olan Senad Yuşiç oldu. En yaşlı kurban ise 56 yaşındaki Ramo Dautoviç'ti.
Anma töreninde konuşan Bosna-Hersek Geçici Yüksek Temsilcisi Luis Krişok, kurban ailelerinin yaşadığı kaybın asla telafi edilemeyeceğini ancak ölenlerin anısının yaşatılması gerektiğini söyledi. Krişok, "Bunu bizden öncekilere ve bizden sonra geleceklere borçluyuz; gerçeği korumalı, barışı ve uzlaşmayı desteklemeliyiz. Kurbanlar huzur içinde yatsın. Onları unutmayacağız" dedi. Törende ABD'nin Bosna-Hersek Geçici Maslahatgüzarı John Ginkel de hazır bulundu.
Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Denis Beçiroviç, Srebrenitsa'nın dünyaya insanlıktan çıkarmanın, nefretin ve yayılmacı milliyetçiliğin sonuçları konusunda bir uyarı olduğunu belirtti. Beçiroviç, "Temmuz 1995'teki toplu infazlar ani eylemler ya da kontrol edilemeyen nefretin sonucu değildi. Soykırım dikkatlice planlandı ve vahşice uygulandı" ifadelerini kullandı. Ayrıca mahkeme kararlarının Sırbistan'ın soykırımı önleme ve failleri cezalandırma konusundaki sorumluluğunu ortaya koyduğunu ekledi.
Srebrenitsa Belediye Başkan Yardımcısı Hamdiya Feyziç, 1995 olaylarının kalıcı bir uyarı olarak kalması ve bu tür suçların bir daha asla yaşanmaması gerektiğini söyledi. Feyziç, "Nefret değil, uyarı mesajı gönderiyoruz" dedi.
Srebrenitsa Anneleri Derneği Başkan Yardımcısı Kada Hotiç, BM barış güçlerinin yerleşke düşmeden önce sivillere koruma sözü verdiğini ancak daha sonra "onları Ratko Mladiç'in katillerine tepside sunduklarını" söyledi. Hotiç, "Burada tarih yazılıyor. Biz onu beyaz mezar taşlarıyla yazdık" diyerek Bosna-Hersek'te bir daha asla savaşa izin verilmemesi çağrısında bulundu ve "Yoksa Avrupa da huzur bulamaz" uyarısında bulundu.
1993 yılında kuşatma altındaki Srebrenitsa'ya giren ilk yabancı muhabir olan İngiliz gazeteci Tony Birtley, kent sakinlerinin çektiği acılara tanık olduğunu ve açlık ile yoksunluk manzaralarını asla unutmayacağını söyledi. ABC News için olayları takip ederken yaralanan ve hayatı yerel bir doktor tarafından kurtarılan Birtley, siyasetin Srebrenitsa'da adaleti feda ettiğini belirterek benzer başarısızlıkların bugün de tekrarlandığını ve buna Gazze'yi örnek gösterdi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da anma törenine gönderdiği mesajda Gazze'deki savaşın dünyanın Srebrenitsa'dan ders almadığını gösterdiğini ifade etti.
BM Genel Kurulu'nun 2024 tarihli kararı uyarınca 11 Temmuz, 1995 Srebrenitsa Soykırımı'nı Anma ve Düşünme Uluslararası Günü olarak anılıyor.
DNA analiziyle binlerce kurbanın kimliğini tespit eden Uluslararası Kayıp Kişiler Komisyonu, BM kararının uluslararası mahkemeler tarafından belirlenen gerçeklerin korunması, kurbanların onurlandırılması, hayatta kalanlara destek olunması, soykırım inkarıyla mücadele edilmesi ve hüküm giymiş savaş suçlularının kahramanlaştırılmasının önlenmesi açısından önemini vurguladı.