Bulgar halk inanışında temmuz ayı sadece sıcakların değil, aynı zamanda ateşin kutsal bir sembol haline geldiği bir dönemdir. 15-17 Temmuz tarihleri arasında, Aziz Kirik ve Yulita, Aziz Yuliya ve Aziz Marina günlerinde, yılın en sıcak üç günü olan 'Sıcak Günler' (Goreştnitsi) başlıyor. Bu günler sadece takvimsel bir işaret değil, aynı zamanda insanların doğa olaylarına yönelerek kışın nasıl geçeceğini anlamaya çalıştıkları kadim bir ritüeldir.
Ateşin Kehaneti
Eski inanışlara göre, Sıcak Günler'in ilk günü hava sıcaksa ocak ayı ılık geçer; ikinci gün serinse şubat ayı tipili olur; üçüncü gün fırtınalıysa mart ayı rüzgarlı ve değişken olur. Halk, doğayı bir kitap gibi okurdu; aletler olmadan ama nadiren yanılan bir sezgiyle.
Ancak 2026 yılında bu geleneğin hava durumuyla örtüşmesi beklenmiyor. Tahminler, aşırı sıcaklar olmadan ılımlı sıcaklıklara işaret ediyor. Bu uyumsuzluğun nedeni, yüzyıllar içinde Gregoryen takvimden uzaklaşan ve astronomik sıcak günleri ay sonuna, yani 28, 29 ve 30 Temmuz'a kayan eski Jülyen takvimi.
Üç Gün, Üç İsim
Kuzey Bulgaristan'da bu günlere Çurliga, Pırloga ve Marina Ognena (Ateşli Marina), Güney Bulgaristan'da ise Lyuta (Acı), Çuruta ve Opalena Maria (Yanık Meryem) denir. İsimler kendini anlatıyor: Bunlar, toprağın 'ateş soluduğu' ve insanların sessizlik ve dua ile kendini koruduğu günlerdir.
Ateşin Yasakları
En sıkı şekilde birinci ve üçüncü günlere uyulur. Tarlaya gidilmez, ekin biçilmez, toprak kazılmaz, ekmek yoğrulmaz ve ateş yakılmaz. İnanışa göre, herhangi bir kıvılcım doğanın öfkesini 'uyandırabilir' ve yangın ya da dolu getirebilir. Üçüncü gün 'yeni ateş' ritüeli gerçekleştirilir: Herkes eski ocaklarını söndürür ve ortak bir alevden yeni bir ateş yakar; bu ateşin arınmış ve kutsanmış olduğuna inanılır. Bu ateşten her eve yeniden ateş verilir.
Zanaatkarların Bayramı
Sıcak Günler, özellikle demirciler, kalaycılar, fırıncılar gibi ateşle çalışan zanaatkarlar tarafından saygıyla karşılanır. Veleşka ve diğer bölgelerde bu kişiler ortak sofra kurar, sağlık ve başarı için dua eder. İnanışa göre, bu günlerde şifalı bir kaynakta yıkanan kişi, suyun iki kat güçlü olduğunu hisseder; bu su kötülüğü 'söndürür' ve iyileştirir.
Sıcak Günler'de Kızların Büyüleri
Eski Dağ'da (Stara Planina) Sıcak Günler, 'sedenki' denilen toplanma zamanının başlangıcını işaret eder; bu dönem şarkılar, flörtler ve aşk büyüleriyle doludur. Genç kızlar çalı çırpı toplar ve kabak saplarını sürükleyerek 'delikanlıların peşlerinden sürüklenmesini' dilerler. Değirmenden su alırlar çünkü su döner, tıpkı 'delikanlıların etraflarında dönmesi' gibi. Bu suyu genç erkeklere içirirler ki onları sevsinler.
Akşam yün eğirme araçlarını (hurka) hazırlarken şu büyüyü söylerler: 'Yukarı mahalleden aşağı mahalleye kadar delikanlıları bağlıyorum.' Ardından bacaya ıslak bir ip koyarlar: 'Delikanlılar ip kurudukça bize hasret kalsın.' Kimisi de hurkasını karınca yuvasına saplar: 'Delikanlılar karıncalar gibi peşimizden sürünsün.'
Koruyan ve Kehanette Bulunan Ateş
Sıcak Günler, takvimsel bir gelenekten çok daha fazlasıdır. İnsanın doğayla uyum içinde yaşadığı zamanların bir hatırasıdır. Ateş düşman değil, saygı duyulması gereken bir güçtür. Yakabilir ama aynı zamanda yolu da aydınlatabilir.