Sosyolog Andrey Rayçev, Bezmer üssüne Amerikan uçaklarının konuşlandırılması kararının, Başbakan Rumen Radev'in Bulgaristan'ı Rusya'ya yönlendirdiği yönündeki ana suçlamayı çürüttüğünü söyledi. Rayçev'e göre, bir Amerikan askeri birliğine izin verilmesi, ülkenin müttefiklik rotasını koruduğunun en açık kanıtı. Siyaset bilimci Stoyço Stoyçev de üssün otomatik olarak hedef haline geldiği yönündeki korkuları reddetti. Stoyçev, KS-135'lerin tanker uçakları olduğunu, bombalama veya savaş uçağı olmadığını vurguladı.
Nasıl bir Putin yanlısı Amerikan uçaklarına izin verir?
Andrey Rayçev, Nova Televiziya'ya yaptığı açıklamada, "Bulgaristan'ın Bezmer'e Amerikan uçaklarının gitmesine izin vermesinden daha büyük bir kanıt olabilir mi?" diye sordu. Rayçev'e göre, Radev'in ülkenin jeopolitik yönünü değiştireceği yönündeki hükümet karşıtı tez ağır bir darbe aldı. Sosyolog, başbakana yöneltilen 'gönüllüler koalisyonundan' çekilme kararına yönelik eleştirileri de hatırlattı. Rayçev, "Daha önce başbakanı gönüllüler koalisyonunu reddettiği için suçladılar, Putin yanlısı olduğunu söylediler. Peki bu nasıl bir Putin yanlısı ki Bezmer'e Amerikan uçakları ve askeri birlik sokuyor?" dedi.
Rayçev'e göre muhalefet siyasi çizgisini ciddi şekilde yeniden gözden geçirmeli, çünkü üs kararı Bulgaristan'ın ABD ile işbirliğinden vazgeçmediğini açıkça gösteriyor.
Parlamento ulusal sorumluluğu üstlendi
Rayçev, uçak teklifinin oylama için Meclis'e sunulması kararını da savundu. Ona göre bu sayede konunun başbakanın tek taraflı bir hamlesi değil, Bulgar devletinin bir kararı olduğu tamamen netleşti. Sosyolog, "Radev, Bezmer'deki uçaklar konusunda sözü parlamentoya bıraktı, böylece bunun Bulgaristan'ın kararı olduğu açıkça ortaya çıktı" ifadelerini kullandı.
Meclis, 24 Temmuz - 1 Ekim tarihleri arasında Bezmer Hava Üssü'nde geçici olarak en fazla 8 adet KS-135 uçağı, bunların mürettebatı ve 250'ye kadar Amerikan askeri personelinin konuşlandırılmasına izin verdi. Karar, Bulgar mevzuatı ve ABD ile yürürlükteki savunma işbirliği anlaşması çerçevesinde alındı.
Tankerler bomba atmaz
Stoyço Stoyçev, gürültülü siyasi tartışmada gözden kaçırılan en önemli farkı açıkladı: Bezmer'deki makineler bombalama yapmayacak. Siyaset bilimci, "Eğer bu yakıtı kullanacak bombardıman uçakları ve savaş uçakları için kullanılsaydı, bu savaşa dahil olmak olurdu" dedi.
KS-135'lerin temel görevi, diğer uçaklara havada yakıt ikmali yapmak. Bu makineler kargo taşıyabiliyor ve tıbbi tahliyeye katılabiliyor, ancak hava saldırıları düzenlemek için tasarlanmamışlar. En basit ifadeyle, yakıt taşıyan tanker, bombayı atan uçak değildir. Bu nedenle Stoyçev'e göre, olası bir İran saldırısının hedefleri, saldırıyı gerçekleştiren makinelerin konuşlandığı ülkeler olur, lojistik yakıt ikmal üssü değil.
Rus keroseni Amerikan uçaklarında
Siyaset bilimci, korku mantığının ne kadar ileri gidebileceğini gösteren bir örnek de verdi. Ona göre, Amerikan makineleri için kerosen, halen Rus mülkiyetinde olan Lukoil Neftohim Burgas'tan geliyor. Stoyçev, "Rusya, İran'a karşı savaşa dahil mi oldu? Amerikan bombardıman uçaklarına doldurulan kerosen Rus olduğuna göre, Rusya İran saldırısı için meşru hedef haline mi geldi?" diye sordu. Stoyçev'e göre bu örnek, lojistik bir bağlantının bir devleti veya yakıt sağlayan şirketi otomatik olarak askeri çatışmanın tarafı haline getirmediğini gösteriyor.
Bezmer güvenlik getiriyor, savaş değil
Bezmer'deki müttefik uçuşları ve tatbikatları bu kararla başlamıyor. Bulgar ve Amerikan askeri personeli yıllardır ortak eğitim için üssü kullanıyor; amaç lojistiği, etkileşimi ve ülkenin kriz anında destek alma kapasitesini geliştirmek. Bu nedenle KS-135'lerin varlığı, Bulgaristan'ın aniden savaşan bir devlete dönüşmesi anlamına gelmiyor. Bu, müttefikler arasında, parlamento tarafından onaylanmış, belirli sayıda uçak, asker ve günle sınırlı geçici bir lojistik operasyon.
Rayçev ve Stoyçev, tartışmanın fazlasıyla abartıldığı konusunda hemfikir. Karar Bulgaristan'ı savaşa göndermiyor, aksine ülkenin müttefiklik yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ABD ile stratejik bağını koruduğunu ve ulusal politikasının korku tarafından dikte edilmesine izin vermediğini gösteriyor.