Radev hükümeti bir değişim getirmedi. Önceki yönetimlerin kötü uygulamalarını sürdürdü, Bulgaristan'ı ortak Avrupa politikasından uzaklaştırdı, ABD ve Türkiye ile şeffaf olmayan pazarlıklara başladı ve kontrolsüz kamu harcamalarını artırdı. Bu açıklamaları DSB lideri ve Avrupa Parlamentosu milletvekili Radan Kınev, BNR'ye yaptı.
Dış politikadaki en endişe verici başarısızlık, Bulgaristan'ın Avrupa güvenliği, savunması ve stratejik özerkliğinin oluşturulduğu formatların dışında kalmasıdır. Ülkemiz bu formatların dışında kaldı ve hatta Gönüllüler Koalisyonu'ndan çekildi.
Böylece Bulgaristan, Avrupa kararlarına katılımın yanı sıra Avrupa savunma sanayisinin gelişimiyle bağlantılı ekonomik ve teknolojik fırsatlardan da mahrum kalıyor.
Radan Kınev, 'Bir Avrupa ülkesi ortak Avrupa çabalarına katılmadığında, kaçınılmaz olarak büyük bir küresel veya bölgesel gücün müşterisi gibi davranmaya başlar' dedi.
Radev hükümeti, Bulgar çıkarını güçlü bir Avrupa pozisyonuyla korumak yerine, küresel bir alternatif olarak ABD'ye ve bölgesel bir alternatif olarak Türkiye'ye 'yanaşıp yağ çekmeye' çalışıyor. Bu stratejik özerklik değil, bağımlılık politikasıdır.
En belirgin örnekler 'Botaş' kararları ve Amerikan uçaklarının 'Bezmer' hava üssüne konuşlandırılmasıdır. İktidar çoğunluğunun temsilcileri bunun daha geniş diplomatik pazarlıklar olduğunu kabul ediyor, ancak bunların neleri içerdiğini söylemeyi reddediyorlar.
Petır Vitanov, 'Botaş' sözleşmesinin dondurulmasını 'Türkiye ile büyük bir diplomatik ajitasyonun' parçası olarak tanımladı. Slavi Vasilev, Bulgaristan'ın Amerikan uçaklarını Bezmer'e kabul ettiğini ve 'karşılığında çok şey alacağız' dedi.
Bu 'diplomatik ajitasyon' nedir? Bulgaristan ne alıyor ve karşılığında ne veriyor? Başbakan, Dışişleri Bakanı ve iktidar çoğunluğu neden cevapları gizliyor?
DSB lideri, 'Bir şey alıyorsak, açıkça bir şey veriyoruz demektir. Yani bu bizden gizleniyor' diye vurguladı.
Bu, bedelini sonunda Bulgar vatandaşlarının ödediği bilinen gizli ikili anlaşmalar ve gizli taahhütler politikasıdır.
Aynı model 2026 Bütçesi'nde de görülüyor. İktidar bunu devralınmış bir bütçe olarak sunuyor, ancak aslında GERB ve DPS'nin siyasi mantığını sürdürüyorlar: daha fazla harcama, Bakanlar Kurulu'nun doğrudan takdirine bağlı olarak daha fazla fon ve daha az kontrol.
Öngörülen 9,3 milyar avroluk sermaye programının kalan aylarda gerçekleştirilmesi mümkün değil. Böylece, yerel seçimler öncesinde hükümet tarafından bütçe fazlalarının kontrolsüz bir şekilde dağıtılması için yeniden bir fırsat yaratılıyor.
Öncelik, iç güç yapıları, şişirilmiş bürokrasi ve iktidarın siyasi imaj ve destek satın aldığı kamu harcamalarıdır. Bedelini özel sektör, orta sınıf ve gelecek nesiller ödüyor.
Avrupa Parlamentosu milletvekili, İliyana Yotova'nın adaylığının, Rumen Radev yönetiminin önümüzdeki yaklaşık dört yıl boyunca denetimsiz kalması için bir girişim olduğunu söyledi. Mesajları hükümetinkilerle 'yüzde 90 ila 100' örtüşüyor ve parlamenter çoğunluk, yürütme erki, cumhurbaşkanlığı makamı ve istihbarat servisleri üzerindeki kontrolü pekiştirmeyi amaçlıyor.
Radan Kınev, demokratik sağın adayının sivil ve bağımsız olması, bir girişim komitesi tarafından aday gösterilmesi ve 'Radev modeline' karşı geniş bir destek birliği sağlayabilmesi gerektiğini vurguladı.