Dara'nın Eurovision galibiyeti, Bulgarların başarıyı neden bu kadar sık şüphe, eleştiri ve nefretle karşıladığına dair eski bir konuyu yeniden açtı.
Dara, 'Bangaranga' şarkısıyla bu yılın Eurovision galibi oldu. Böylece ülkemizin gelecek yıl en büyük şarkı yarışmasına ev sahipliği yapma hakkını da kazandı.Psikolog Milena Hacıivanova, 'Kusurlu Olanlar Mila ile' podcastinde verdiği yanıtta, muhtemelen birçok kişinin hoşuna gitmeyecek bir açıklama yapıyor. 'Eğer kendinizde aşağılık kompleksi hissediyorsanız, bunu başkalarına yansıtırsınız' diyor.
Ona göre, başarılı insanlara yönelik olumsuz tepkilerin büyük bir kısmı, onların gerçek eksikliklerinden değil, kendi güvensizliklerimizden kaynaklanıyor. Birinin başarısı ne kadar görünürse, çevresindekilerde o kadar çok karşılaştırmayı tetikliyor.
Sohbet Dara'dan yola çıkıyor ancak hızla çok daha büyük bir konuya, yani ulusal karakterimize ulaşıyor. Hacıivanova, Bulgarların başarıyı hâlâ normal bir şey olarak kabullenmekte zorlandığını iddia ediyor. Bir kurbana sempati duymak, bir kazanana sevinmekten daha kolay. Ve biri başarılı olduğunda, ilk içgüdü genellikle bir kusur aramak oluyor.
İlginç olan, ona göre Dara'nın tam tersine bir örnek olması. Mükemmel olduğu için değil, kendisiyle uyumlu göründüğü için. 'En başarılı sanatçılar kim olduklarını bilirler ve bunu dünyaya gösterirler' diyor Milena.
Buradan sohbet bir başka önemli konuya daha varıyor: kontrol. Ona göre büyük atılım, kişinin kontrolü bırakmayı öğrendiğinde gelir. Dara'nın ilk kez başka bir ekibin kendisini yönlendirmesine izin verdiğini itiraf etmesiyle ilgili yorumu özellikle ilginç: 'Bu, ölçeği değiştirdiğinin bir işareti.'
Başarı, nefret, özgüven ve hırsın bedeli hakkında çok farklı bir sohbet duymak isterseniz, 'Kusurlu Olanlar Mila ile' bölümü zamana değer.