21. yüzyılın başlarında oldukça popüler olan Toskan tarzı mutfaklar, iç mimari dünyasına yeniden dönüş yapıyor. Ancak bu kez, dönemin ağır koyu ahşapları ve yoğun toprak tonları yerini çok daha açık ve huzurlu bir renk paletine bırakıyor. Yeni yorum, doğal malzemeleri ve sıcak atmosferi korumayı sürdürse de bu unsurları çok daha ölçülü kullanıyor. Temel amaç artık gösterişli bir lüks değil, evin yıllar içinde yaşanmış ve özenle şekillenmiş gibi görünmesi.
Mükemmellikten çok sıcaklık ön planda
İç mimar Katarina Puli'ye göre, Toskan mutfağının en büyük avantajı kusursuz görünümü değil, yarattığı duygu. Mekânın, katı bir tasarım projesiyle tek seferde tamamlanmış gibi durmaması gerekiyor. Tam tersine, mobilyaların, sofralık takımların ve dekoratif objelerin zamanla yavaş yavaş toplandığı ve her birinin kendine has bir hikâyesi olduğu hissi verilmeli. İnsanların aşırı steril ve birbirinin aynısı mutfaklardan uzaklaşmaya başladığı şu günlerde, işte bu doğallık tarzı yeniden cazip kılıyor.
Koyu ahşabın yerini açık tonlar alıyor
En büyük değişim renklerde yaşanıyor. 2000'li yılların başında Toskan mutfakları denilince akla ağır mobilyalar, koyu ahşap, yoğun kahverengi tonlar ve zengin süslemeler gelirdi. Bugün ise tasarımcılar krem, sıcak bej, okra, yumuşak terracotta ve pastel tonları tercih ediyor. Ahşap yüzeyler de çok daha açık seçiliyor, doğal taşlar ise daha sakin ve göze batmayan bir paletten seçiliyor. Böylece mutfak, eski Toskan tarzının sıcaklığını korurken çok daha ferah ve modern evlere uygun hâle geliyor.
Duvarlar ve mobilyalar sadeleşiyor
Tasarımcı Peggy Platt, yenilenen bu tarzın daha yumuşak dokulara ve daha temiz çizgilere dayandığını belirtiyor. Sıvalı duvarlar karakteristik özelliğini korumaya devam ediyor, ancak artık açık tonlarda ve çok fazla kaba işçilik kullanılmadan uygulanıyor. Dolap kapakları çok daha sade, süsleme ve oymalar ise en aza indirilmiş durumda. Devasa ve aşırı süslü mobilyalar yerine temiz hatlı dolaplar, açık ahşap raflar ve seçme vintage detaylar kullanılıyor. Doku hâlâ önemli, ancak artık tüm mekâna hâkim olmaktan çıkıyor.
Mutfak evin kalbi olmaya devam ediyor
Geleneksel Toskan evlerinde mutfak sadece yemek hazırlanan bir oda değil; buluşma, sohbet ve uzun aile akşam yemekleri için bir merkez. Officine Gullo'nun Ticaret Direktörü Manfredi Conforti, mutfağın genellikle evdeki yaşam tarzının bir uzantısı olarak görüldüğünü açıklıyor. Klasik Toskan evlerinde mutfak, çoğu zaman dış mekândaki bir yemek pişirme alanıyla veya evin diğer bölümlerindeki daha küçük mutfak noktalarıyla bağlantılı olabiliyor. Bu fikir modern versiyonda da korunuyor; mutfak sadece güzel görünmek için değil, aktif olarak kullanılmak için tasarlanıyor.
Vintage detaylar var ama ortalık karışık değil
Toskan tarzının ayırt edici unsurları olan doğal ahşap, mermer tezgâhlar, dövme demir, açık raflar ve hafifçe eskitilmiş görünümlü seramik karolar yerini koruyor. Fark, bunların nasıl bir araya getirildiğinde ortaya çıkıyor. Bakır tencere ve tavalar, el yapımı seramikler ve dekoratif karolar artık tüm iç mekânın temeli olarak değil, tekil vurgular olarak kullanılıyor. Beyaz eşyalar ise mekânın doğal ve huzurlu karakterini bozmaması için sıklıkla dolap kapaklarının arkasına gizleniyor.
Yeni Toskan mutfağı, geçmişin iç mekânlarını birebir kopyalamıyor. O geçmişten sadece sıcaklığı, doğal malzemeleri ve tarihsel dokunuş hissini alıyor, ancak bunları çok daha modern, hafif ve ölçülü bir şekilde harmanlıyor.