Bugün Nikanor (Hristo Mişkov) adlı din adamının eylemleri, 35 yılı aşkın bir süre önce Fori Svetulkata lakaplı Hristofor Sıbev'in davranışlarının yol açtığı ve tam on yıl süren dramatik bölünmeye benzer şekilde, Bulgar Ortodoks Kilisesi'nde (BOK) bir çatlağa yol açabilir mi?
Todor Jivkov rejiminin 1989'da çöküşünün ardından, hiyeromonk Hristofor (Hristo Sıbev), Patrik Maksim'e karşı kamuoyu önünde bir kampanya başlattı ve BOK için 'yeni bir demokratik sinod' kurulması çağrısında bulundu. Gündüzleri Sofya'nın merkezindeki mitinglerde bağıran Sıbev, geceleri elinde yanan bir mumla nöbetler düzenliyordu; bu da ona 'Fori Svetulkata' (Ateşböceği) lakabını kazandırdırdı.
Hristo Sıbev kendini bir muhalif olarak tanıtıp siyasi bir figüre dönüştü ve liderliğini yaptığı 'Spasenie' (Kurtuluş) Hristiyan Birliği, Demokratik Güçler Birliği (SDS) koalisyonunun bir parçası haline geldi.
22 Haziran 1991'de SDS Ulusal Konferansı'nda, BOK'un kanonik liderliğine karşı aktif mücadele kararı alındı ve Patrik Maksim'in istifası istendi.
Siyasi saldırılara ve Hristofor Sıbev'in eylemlerine rağmen, BOK'taki bölünme, Mayıs 1992'de 13 metropolitten birkaçının yeni bir patrik seçilmesi talebine boyun eğmemesiyle mümkün olmazdı. Bunlar arasında Nevrokop Metropoliti Pimen, Veliko Tırnovo Metropoliti Stefan, Eski Zağra Metropoliti Pankrati, Dorostol-Çerven Metropoliti Sofroni ve Vratsa Metropoliti Kalinik yer alıyordu.
Birkaç gün sonra, Bakanlar Kurulu'na bağlı ve Metodi Spasov liderliğindeki Din İşleri Müdürlüğü, mevcut Kutsal Sinod'u gayrimeşru ilan ederek, başında Metropolit Pimen'in olduğu alternatif bir kilise yönetimini tescil ettirdi. Bu noktadan itibaren kriz açık bir bölünmeye dönüştü.
1 Haziran 1992'de, dönemin Savunma Bakanı Aleksandar Staliyski'nin emriyle, CSKA'nın karate takımı Sinod Sarayı'nı işgal etti. Hristofor Sıbev ve SDS'li politikacıların önderliğinde Sofya Ruhban Okulu da ele geçirildi. Ardından, 'Kaloyan' Caddesi'ndeki Sofya Metropolitliği'ni ele geçirmek için başarısız bir girişimde bulunuldu.
Sinod Sarayı'nın işgalinin ardından Hristofor Sıbev ve destekçileri, Kutsal Sinod'un matbaasına, arşivlerine ve banka hesaplarına erişim sağladı. Bunu, diğer kilise kurumlarını ele geçirme girişimleri, bir dizi dava ve iki sinod arasında karşılıklı meşruiyet tartışmaları izledi. Farklı hükümetler ve devlet kurumları bölücüleri kimi zaman destekledi, kimi zaman onlardan uzak durdu; bu da krizi derinleştirdi.
1995 yılında Hristofor Sıbev, ABD'nin Mormonların yoğun olduğu Utah eyaletine göç etti ancak daha sonra Bulgaristan'a geri döndü.
1996'da ayrılıkçılar kendi konsillerini toplayarak Pimen'i 'alternatif patrik', Krupnişte Piskoposu İnokentiy'i ise Sofya metropoliti ilan etti. Bu, Bulgar patriğinin aynı zamanda Sofya metropoliti olduğunu belirten BOK Tüzüğü'nü ihlal ediyordu. Dini konulardaki siyasi yetersizlik o boyuta ulaştı ki, göreve başlarken Cumhurbaşkanı Petır Stoyanov yeminini gayrimeşru Pimen'in önünde etti. SDS'nin iktidara gelmesiyle BOK'taki karşıtlık iyice kızıştı ve yetkililer alternatif sinod lehine yeni idari kararlar aldı. İronik bir şekilde, 'komünist' Patrik Maksim'e karşı savaşan bölücü metropolitlerin bir kısmı, Devlet Güvenlik Teşkilatı'nın en sadık muhbirleriydi. Ancak bu durum, onları destekleyen demokratik camia tarafından çok daha sonra anlaşılacaktı.
1998'de Sofya'da, tüm yerel Ortodoks kiliselerinin liderleri ve temsilcilerinin katılımıyla bir Pan-Ortodoks Konsili toplandı. Konsil oybirliğiyle Patrik Maksim'in kanonikliğini onayladı ve ayrılan din adamlarını tövbe ederek BOK'un bağrına dönmeye çağırdı. Ayrılıkçıların çoğu bu kararı kabul ederek Patrik Maksim'e döndü ve Patrik onları affetti.
10 Nisan 1999'da 'alternatif patrik' Pimen öldü ve geri kalan ayrılıkçılar onun yerine İnokentiy'i getirdi. Kilisenin işlerine zararlı siyasi müdahale devam etti. 18 Ekim 2000'de Yüksek İdare Mahkemesi, Kutsal Sinod'un tescili iptal ederek aynı adı taşıyan ikinci bir kiliseye izin verdi.
Kutsal Sinod, halka ve din adamlarına hitaben yaptığı açıklamada, 'BOK'un kötü niyetli memurlar, hırslı bölücüler, itaatkar yargıçlar ve vizyonsuz politikacılar tarafından çarmıha gerildiğini' söyledi. Bu açıklama, '24 Çasa' ve diğer yüksek tirajlı gazetelerde küçük ilanlar arasında ücretli bir duyuru olarak yayımlandı. Ulusal medya da bu açıklamayı haber bültenlerine dahil etti.
Bölünmenin nihai olarak aşılmasında Çar II. Simeon'un rolü oldu. Başbakan seçilen Simeon Sakskoburggotski, parlamentoda Patrik Maksim'in önünde yemin etti. Meclisin ilk iş gününde, çarın partisi NDVS, bir Din Özgürlükleri Kanunu tasarısı sundu.
Sonuç olarak anlaşmazlık aşıldı, ancak Hristofor Sıbev'in eylemleri, ardından gelen siyasi müdahale ve bir grup metropolitin ayartılması, 1953'te Bulgar Patrikhanesi'nin yeniden kurulmasından bu yana Bulgar Ortodoks Kilisesi tarihindeki en ağır iç bölünmenin başlangıcı oldu.
Bu nedenle, baştaki soruya verilecek yanıt – Hristo Mişkov (Nikanor) bugün yeni Hristo Sıbev (Fori Svetulkata) olabilir mi? – öncelikle Kutsal Sinod'daki metropolitlerin, başpiskoposun Patrik Daniil'den siyasi gerekçelerle istifa talep etme cüretini gösteren yıkıcı eylemlerinden açıkça ayrışmasını gerektiriyor.
Sofya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Doç. İvan Yovçev geçen gün yazdığı gibi, BOK'un üst düzey hiyerarşisinin bir kısmının sessiz kalması özellikle rahatsız edici.
Bu arada Kutsal Sinod, Başpiskopos Nikanor Mişkov'un BOK'a, Bulgar patriği kurumuna ve şahsına yönelik iftira niteliğindeki iddialarını kesin bir dille reddettiğini ve kınadığını belirten resmi bir açıklama yayınladı. Metropolitlerin açıklamasında, 'Adı geçen din adamının her şeyin ve herkesin yargıcı kesilerek yaptığı sistematik hakaret ve küfür içeren iddialarının kabul edilemez olduğu ve inananlar arasında genel bir fitneye yol açtığı' ifade edildi. Gerçekten de, Kutsal Sinod üyeleri Mişkov'un eylemlerine karşı patriğin arkasında durmasaydı, büyük olasılıkla bazılarının onu desteklediği izlenimini verirlerdi ve böylece ister istemez BOK'ta yeni bir bölünmenin kışkırtıcıları haline gelirlerdi.