Yetkililer ve üreticiler, şarap tüketimini sadece içmekten öte, bütünsel bir deneyime dönüştürmenin yollarını arıyor.
Bulgar şaraplarının yetersiz tanıtımı, Sofya'nın prestijli Michelin gastronomi rehberine girememesinin başlıca nedenlerinden biri olarak ortaya çıktı. Bu durum, müfettişlerin kısa süre önce tamamladığı denetim raporunda netlik kazandı. Rapora göre, yerel mutfak ve şarap kültürü, her destinasyonun değerlendirilmesinde kilit unsurlar arasında yer alıyor.
Müfettişler, iyi eğitimli sommelier ve servis personeli eksikliğine dikkat çekti. Bu personelin, şarap listelerini sunması ve misafirlere yerel üreticiler hakkında bilgi vermesi bekleniyor. Raporda ayrıca Bulgaristan'da kaliteli şarabın kadehle sunulmasına yönelik sürdürülebilir bir geleneğin oluşmadığı belirtildi.
Eleştiriler sadece şarapla sınırlı kalmadı. Denetçiler, birçok restoranda çok uzun menüler sunulduğunu ve bunun dondurulmuş ürün kullanıldığının bir işareti olduğunu ifade etti. Fiyat ve sunulan hizmet kalitesi arasındaki ciddi uçurum da bir zayıflık olarak kaydedildi.
Tespitler, devleti bağcılık ve şarapçılık sektörüyle bir diyaloğa yöneltti. Görüşmelerin odağında, restoranlarda Bulgar şaraplarının daha ciddi bir şekilde sunulması ve aktif olarak tanıtılması yer alıyor. İlk toplantı geçtiğimiz hafta Tarım ve Turizm Bakanlıklarının girişimiyle gerçekleşti. Kurumlar, sektör örgütleri ve üreticilerin temsilcileri, Bulgar şarabını ülkenin turistik kimliğinin bir parçası haline getirecek ulusal bir ortaklık fikrinde birleşti.
Turizm Bakanı İlin Dimitrov, “Bulgar şarabına hak ettiği yeri vermek için bir girişim başlatıyoruz. Somut adımlar ve bir eylem planı içeren net bir yol haritamız olması önemli” dedi.
Tarım Bakanı Plamen Abrovski ise yerel üzüm çeşitleri ve şarap geleneklerinin Bulgaristan'ın önemli bir tanıtım unsuru olduğunu vurguladı. “Şarap turizminin gelişmesi, kırsal bölgelerin ve yerel toplulukların kalkınmasını teşvik etmenin bir yoludur. Önümüzde çok iş var ama fırsatlar sınırsız” diye konuştu.
Görüşülen fikirler arasında “Bulgar Şarabını Seç” ulusal girişiminin başlatılması, otelci ve restorancılara yönelik ortak eğitimler, profesyonel tadım etkinlikleri, ulusal ve bölgesel şarap rotalarının oluşturulması ve daha fazla tematik etkinlik düzenlenmesi yer alıyor. Kurumlar ve sektör, yerel üreticilerin aktif olarak tanıtılması ve Bulgar şaraplarının mevsimlik mutfak ve otantik turizm deneyimleriyle daha sıkı bir şekilde ilişkilendirilmesi için de çalışacak.
Parlamento Tarım, Gıda ve Orman Komisyonu Başkanı Yavor Geçev, “Artık bağcılığı tüm gücümüzle geliştirmek ve yasal değişiklikler için garanti vermek için bir ufkumuz var. Sektör aktif olarak katılmalı” ifadelerini kullandı.
Konu, Parlamento'da da ele alındı. Parlamento Turizm Komisyonu Başkanı Rositsa Kirova'nın girişimiyle, işletmelerde Bulgar şaraplarının daha aktif bir şekilde sunulması için bir toplantı düzenlendi. Kirova'ya göre bu şaraplar tarih, gelenek ve karakter taşıyor ancak turizm ürününde hak ettikleri yeri alamıyor.
Kirova, her restoran ve otelin Bulgar şarabının bir vitrini haline gelebileceğini belirterek, şarap listesinin sadece menünün bir parçası olmaması, aynı zamanda hikayeler anlatması gerektiğini söyledi. Ona göre, toprak, iklim, yerel üzüm çeşitleri ve bunların arkasındaki insanlar hakkında anlatılan bu hikayeler, turistlerin Bulgaristan'ı hatırlamasını ve tekrar gelmesini sağlayacak deneyimdir.
Kirova, “Ne elde etmek istediğimize dair net bir fikrimiz olmalı ve nihai sonucun hepimiz için iyi olacağına ve maddi bir karşılık bulacağına inanmalıyız” diye konuştu.
Ancak Bulgar Restoranlar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Richard Alibegov, Bulgar şarabına karşı yerli ve yabancı ziyaretçilerin tutumunun genellikle farklı olduğuna dikkat çekti. “Bulgarlar Fransız veya İtalyan şarabı ararken, yabancılar neredeyse her zaman yerel bir şey denemek istiyor” dedi. Alibegov, müşterilerin seçme hakkı olması gerektiğinden, işletmelerin sadece Bulgar şarabı sunmasının iyi bir strateji olmayacağını da sözlerine ekledi.
Bulgar Şarap Turizmi Örgütü Başkanı Petya Minkova, küçük aile şarap imalathanelerinin restoranlarda daha az yer bulmasına vurgu yaptı. Ona göre büyük üreticiler şarap listelerine daha kolay girerken, küçük imalathaneler için bu ciddi bir zorluk olmaya devam ediyor. “Restoranlara girmenin yollarından biri imaj oluşturmak, tanıtım yapmak ve hikayeler anlatmaktır” diyen Minkova, tüm işletmelerin büyük miktarlarla çalışmadığını, bunun da daha küçük seriler, yerel çeşitler ve butik şaraplar sunma fırsatı yarattığını belirtti.
Minkova somut bir örnek de verdi. Michelin değerlendirmesinin ardından başlayan kamuoyu tartışması sırasında, biri Sofya'daki lüks bir İtalyan restoranının sahibi olmak üzere iki restoran işletmecisi, kendisine Bulgar şarapları için özel bir vitrin ekleme isteğiyle başvurdu.
Bulgar Şarap Profesyonelleri Derneği üyesi ve Sakar bölgesindeki 12 şarap imalathanesinin temsilcisi Jivko Ençev ise daha net bir tavır sergiledi. Ençev, Bulgar şarabının sorununun kimliğini kaybetmesi olduğunu söyledi. Örnek olarak, işletmelerde beyaz şaraba buz eklenmesi yaygın uygulamasını gösterdi. Ençev, bunun Bulgaristan'da standart bir servis haline geldiğini ve kesinlikle kabul edilemez olduğunu belirtti.
Ençev, birkaç yıl önce Sofya Belediyesi ile birlikte oluşturulan Sofya Şarap Haritası'nı hatırlattı. Bu haritaya, şaraplarının yüzde 50'sinden fazlası Bulgar olan işletmeler dahil edilmişti. Projeye “Visit Sofia” platformu üzerinden çevrimiçi olarak erişilebiliyor.
Tartışmalar sırasında şaraptaki KDV'nin yüzde 20'den yüzde 9'a düşürülmesi konusu da gündeme geldi. Fransa, İtalya ve İspanya'da yerel üretim daha düşük bir orandan yararlanıyor.
Katılımcılar ayrıca “Bulgar şarabı” kavramının daha net bir tanımının yapılması gerektiğine dikkat çekti. Bu tanımın, şarabın Bulgar üzümlerinden üretilmesini mi yoksa sadece Bulgaristan'da şişelenmesini mi kapsaması gerektiği tartışıldı.
Ana gündem maddelerinden biri de restoran işletmecilerinin ve servis personelinin eğitimiydi. Katılımcılara göre, bilgi eksikliği genellikle Bulgar şaraplarının misafirlere çekici bir şekilde sunulmasını engelliyor.
Plovdiv Gıda Teknolojileri Üniversitesi'nden Silviya Tagareva, üniversitelerinin restoran ve otel işletmecileri için eğitim düzenleme konusunda gerekli altyapı ve uzmanlığa sahip olduğunu belirtti. Müşterilerle her gün çalışan kişilerin bilgi ve özgüvenini artırmaya yönelik programlar hazırlanması planlanıyor.
Bulgar Otelciler Birliği'nden Mihaela Kozanova ise asıl sorunun Bulgarların kendi ürünleriyle henüz yeterince gurur duymaması olduğunu söyledi. “Önce onları tanımalı, sonra desteklemeliyiz” diye ekledi.
Toplantıda ayrıca uluslararası Concours Mondial de Bruxelles (CMB) yarışmasına da özel bir önem verildi. Yarışmanın Bulgaristan elçisi Meglena Mihova, bu yıl ülkede başlatılan CMB Experience programını tanıttı. Bu programa göre, restoranlar, oteller, barlar ve şarap kulüpleri, yarışmadan en az beş madalyalı Bulgar şarabı veya alkollü içkisi sunmaları halinde sertifika alarak programa dahil olabilecek.
Mihova, “Bu koşul tamamen uygulanabilir çünkü neredeyse her yıl Bulgar şarapları ödül kazanıyor. Sadece geçen yıl iki altın madalyamız vardı” dedi. Ona göre, halihazırda yaklaşık 30 Bulgar şarap imalathanesinin yarışmadan ödülleri bulunuyor ve etiketlerinde ayırt edici işareti kullanabiliyor.
Programa başvurular açıldı ve ücretsiz. Onay alan işletmeler, CMB Experience uluslararası rehberine kaydediliyor ve görünür bir yere asabilecekleri ayırt edici bir tabela alıyor.