Üst düzey devlet atamaları söz konusu olduğunda, kurumsal ve oligarşik bir çevre hemen düğmeye basıyor ve sadık askerlerini toplamak için borazanları çaldırıyor. Yargı sisteminin her kademesine yerleştirdikleri bu isimleri, medya makinelerinin amiral gemilerinde uzun uzun konuşturuyorlar. Bu manzaraya Yüksek Yargı Konseyi ya da yargının en üst kademesindeki üç büyük isim (Başsavcı, Yargıtay ve İdare Mahkemeleri başkanları) seçileceği her dönemde tanık oluyoruz. Şimdi de aynı senaryoyu izliyoruz. Yargı Sistemi Yasası'ndaki değişikliklerin milletvekilleri tarafından onaylanması ve yeni Yüksek Yargı Konseyi üyelerinin seçilmesi bekleniyor. Yeni konsey ise kendi içinde yeni bir Başsavcı seçecek.
Milletvekillerinin Perşembe günü yapmayı planladığı Yargı Sistemi Yasası görüşmeleri öncesinde, Çarşamba günü iş insanı İvo Prokopiev'in "Kapital" çevresinin çevrimiçi yayını, eski Yüksek Yargı Konseyi üyesi, şu anki Yargıtay hakimi ve bu çevrenin önde gelen temsilcisi Kalin Kalpakçiev'in konuyla ilgili görüşlerini yayımladı. Kalpakçiev röportajında ısrarla aynı şeyi anlatıyor: Önerilen değişikliklerin, "uzman sivil toplum kuruluşlarının" da Yüksek Yargı Konseyi üyeleri için aday göstermesine olanak tanıyacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca adayların bağımlılıklar açısından denetlenmesi ve Parlamento hukuk birimi yerine "bağımsız profesyonellerden" oluşan bir komisyon tarafından değerlendirilmesi gerektiğini iddia ediyor.
İlk bakışta kulağa hoş gelen bu fikirler, aslında "Kapital" çevresinin ve onun sözcüsü Kalpakçiev'in yeni Yüksek Yargı Konseyi'ne kendi adamlarını yerleştirme çabalarını süslü ifadelerle paketlemeye yarayan talimatlardan ibaret. Asıl amaç, bu çevrenin en büyük hayali olan yargıdaki tüm atama süreçlerini ele geçirmek.
Bağımlılıkların Bağımsızlık Olarak Sunulması
Bunun en büyük kanıtı, bizzat röportajı veren kişinin kendisi. Kalpakçiev, bu oligarşik çevrenin yargı sistemindeki vekilleri olarak görev yapan "bildik şüpheliler" ordusunun en tipik temsilcisi. Hibe fonlarıyla geçinen ve yalnızca "Kapital" çevresinin yargıdaki "Truva atı" olmak için kurulan Bulgaristan Hakimler Birliği'nin eski başkanı olan Kalpakçiev, 2019 yılında Sofya İstinaf Mahkemesi heyet başkanıyken kamuoyunda büyük skandala yol açmıştı. Bu sıfatıyla, öğrenci Andrey Monov'u öldürmekten 6 yıl hapse çarptırılan Avustralyalı Jock Palfreeman'ı tahliye etmişti. Bu karar toplumun her kesiminden büyük öfke dalgası yaratmış ve yalnızca o dönemki Başsavcı Sotir Tsatsarov'un Yargıtay'a itirazda bulunarak davanın başka bir heyette görülmesini istemesi sayesinde durdurulabilmişti. Sebep ise hem Kalpakçiev hem de heyetteki diğer üye, yine Hakimler Birliği üyesi Vesislava İvanova'nın bariz çıkar çatışmasıydı. Zira Bulgaristan Hakimler Birliği'nin, Palfreeman'ın tahliyesini isteyen Bulgar Helsinki Komitesi ile köklü bağları vardı. Bu bağlar sadece her iki kuruluşun da hibe fonlarıyla beslenen mali bağımlılıklarıyla sınırlı değil, aynı zamanda oligarşik ve kadro bağlantılarına da dayanıyor.
Yargıyı Oligarşiye Teslim Etme Çabası
Tüm bu geçmişi göz önüne aldığımızda, Kalpakçiev'in şimdi Yargı Sistemi Yasası'na "onlarca yıldır yargı sistemini izleyen uzman sivil toplum kuruluşlarının da Yüksek Yargı Konseyi üyeleri için aday göstermesine izin verilmesi" ısrarının tek bir anlamı var: Bulgaristan Hakimler Birliği ve Bulgar Helsinki Komitesi gibi STK'ların kendi adamlarını yargının atama mercilerine sokmasına zemin hazırlamak. Her iki kuruluşun ve ülkedeki derin yapıların parmağıyla kurulan diğer birçok örgütün geçmişi göz önüne alındığında, bu adaylar seçildikleri takdirde kimin çıkarlarını savunacaklar sorusu cevapsız kalıyor. Cevap elbette "Kapitalcilerin" çıkarları. Başka bir deyişle, oligarşinin yargı sistemini ele geçirip onu muhaliflerine karşı bir sopa ve kendisi ile "Kapital" çevresinin vekillerine birer af belgesi haline getirme hayalini gerçeğe dönüştürmek.