Gezegen, önümüzdeki aylarda ciddi iklim sınavlarının eşiğinde bulunuyor. Asya-Pasifik İklim Merkezi, yılın ikinci yarısına ilişkin uzun vadeli tahminini yayımlayarak, tehlikeli küresel fenomen El Niño'nun endişe verici şekilde güçleneceğini ortaya koydu. Son resmi veriler, meteorolojik anomali için yıkıcı koşulların tamamen oluştuğunu ve önümüzdeki iki sezon boyunca gücünü artırmaya devam edeceğini doğruluyor.
Uzmanlar, bunun yerküre genelinde sıcaklıkların ve yağışların dağılımında büyük çaplı değişimlere yol açacağını ve geleneksel hava koşullarını öngörülemez bir savaş alanına dönüştüreceği konusunda uyarıyor.
Sıcaklık anomalileri konusunda tahminler net. Tüm dönem boyunca, cıva sütunlarının mevsim normallerini önemli ölçüde aşma olasılığı neredeyse tüm gezegen için oldukça yüksek.
Kavurucu dalga neredeyse hiçbir kıtayı es geçmeyecek. Havanın bir nebze normal sınırlar içinde kalabileceği veya hafif bir düşüş gösterebileceği nadir istisnalar, Güney Pasifik'in izole bölgeleri ve Kuzey Atlantik havzaları olacak. Diğer tüm bölgeler için yaz ve sonbahar, aşırı sıcaklıkların yaşanacağı bir dönem olarak öne çıkıyor.
Seller ve kuraklık gezegeni ikiye bölecek
Tahmin döneminin ilk üç ayındaki yağış dağılımı ciddi uç noktaları gösterecek. Orta ve Doğu Pasifik Okyanusu'nun tropikal bölgelerinde benzeri görülmemiş boyutlarda sağanak yağışlar ve seller bekleniyor.
Ancak aynı zamanda dünyanın diğer yarısı da acımasız bir kuraklığa maruz kalacak. Doğu Afrika, Endonezya, Karayip Havzası, Orta Amerika ve Atlantik Okyanusu'nun tropikal enlemlerindeki geniş alanlar için tehlikeli bir yağış eksikliği ve kritik derecede kuru hava öngörülüyor.
Yıl sonunda uğursuz bir dönüş
Son üç aylık dönemde durum yeni ve tehlikeli bir dönüş yapacak. Meteorologlar, Ekvatoral Pasifik, Doğu Afrika ve Güney Amerika'nın güneydoğu bölgelerinde ani ve büyük bir yağış anomalisi sıçrayışı öngörüyor; bu bölgelerde şiddetli sel riski kritik seviyeye ulaşacak.
Hint Alt Kıtası, Karayipler ve Güney Amerika'nın kuzey kesimlerinin kaderi ise tamamen zıt ve dramatik olacak; bu bölgeler derin bir hidrolojik kuraklığın pençesine düşecek.
Tüm bu keskin değişimler ve El Niño'nun güçlenmesi, yıkıcı orman yangınlarından güçlü sellere kadar sürekli iklim felaketleri tehdidini de beraberinde getiriyor. Anomaliler dünya tarımını ciddi şekilde vuracak, su kaynaklarını azaltacak ve afet müdahale sistemlerini zorlayacak; bu da ülkelerin hazırlıklı olmasını hayati kılıyor.
İklim Değişikliği ve Küresel Isınma bağlamında bu tür uyarılar giderek daha sık duyuluyor.