Klasiklerin kültürel kodları hararetle tartışılıyor.
Hollywood son yıllarda senaryo, yönetmenlik veya özel efektlerden çok oyuncu seçimleriyle gündeme geliyor. Kimilerine göre bu, sinemanın doğal bir evrimi ve çağdaş toplumun aynası. Diğerleri içinse kültürel belleğin kademeli olarak silinmesi anlamına geliyor.
Tartışmanın özü ten rengi değil. Asıl mesele şu: Bir yönetmen, belirli bir uygarlığa, kültüre veya tarihsel döneme ait bir hikâyeyi perdeye uyarlarken, o uygarlığın dünyaya bıraktığı imgeleri korumak zorunda mı?
Alman aktris Diane Kruger'ın 2004 yapımı 'Truva' filminde canlandırdığı Güzel ElenaEn güncel örnek, Christopher Nolan'ın 'Odysseia' filmi. Film, dünya prömiyeriyle eş zamanlı olarak 17 Temmuz'da Bulgaristan'da vizyona girecek. En çok tartışılan konu ise antik Yunan mitolojisinin en ikonik figürlerinden Güzel Elena'ya Oscar ödüllü siyahi oyuncu Lupita Nyong'o'nun hayat vermesi.
Homeros, İlyada'da Elena'nın fiziksel tasvirini detaylandırmaz. Ancak onu 'ak kollu', 'güzel saçlı' ve 'kadınların en güzeli' olarak tanımlar. İşte bu sıfatlar, ardından gelen antik heykeller, Rönesans resimleri, Avrupa edebiyatı ve sineması, onun imajını yaklaşık üç bin yıldır şekillendiriyor. Elena sadece güzel bir kadın değil; etrafında en ünlü antik savaşın döndüğü bir sembol.
Wolfgang Petersen 2004'te 'Truva'yı çektiğinde Diane Kruger'ın Elena'yı canlandırması neredeyse hiç tartışma yaratmamıştı. İzleyici, yüzyıllardır Avrupa sanat geleneğinde gördüğü imgeyi perdede tanımıştı.
Pamuk Prenses rolünde Rachel ZeglerBugün tartışma farklı bir boyutta. Kimse Lupita Nyong'o'nun yeteneğini sorgulamıyor. Asıl soru şu: Bir uyarlama ne zaman uyarlama olmaktan çıkar ve tamamen özgür bir yoruma dönüşür?
Bu ilk vaka değil. 2023'te siyahi oyuncu Halle Bailey, 'Küçük Deniz Kızı'nın sinema uyarlamasında Ariel rolüne seçilmişti. Ardından Kolombiya ve Polonya kökenli Rachel Zegler'ın başrol oynadığı 'Pamuk Prenses' filmi geldi.
Küçük Deniz Kızı Ariel rolünde Halle Bailey2021'de Britanya yapımı 'Anne Boleyn' dizisinde siyahi oyuncu Jodie Turner-Smith, İngiliz Kraliçesi Anne Boleyn'i canlandırdı. 'Truva: Bir Şehrin Düşüşü' dizisinde ise siyahi oyuncu David Gyasi, Aşil rolünü üstlendi.
Aşil rolünde David GyasiBunun tersi örnekler de var. Elizabeth Taylor'ın Kleopatra'sı, Jake Gyllenhaal'ın 'Pers Prensi: Zamanın Kumları' filmindeki rolü ve Scarlett Johansson'ın 'The Ghost in the Shell'deki canlandırması 'beyazlatma' (whitewashing) olarak sert şekilde eleştirilmişti.
Tüm bunlar tartışmanın tek bir filme, oyuncuya ya da yönetmene odaklanmadığını gösteriyor. Mesele, sanatsal özgürlükle klasik imgelerin kültürel koduna saygı arasındaki sınırın nerede çizileceği.
Sinema yeni bir yorum yapabilir. Ancak Homeros'u, Andersen'i veya Grimm Kardeşler'i kullandığınızda sadece kendi hikâyenizi anlatmıyorsunuz. O kültürel mirasa karşı da sorumluluk taşıyorsunuz.
Kültürel hafıza, bir sezonda yeniden yazılan bir film senaryosu değildir.