Hırvatistan'ın en büyük sulak alanı olan Lonjsko Polje'nin yakınında bulunan küçük Čigoč köyü, insanla kuş arasındaki uyumun gerçek bir sembolü haline geldi. Burada beyaz leylekler, yerel halktan tam üç kat daha fazla. 1994 yılında Čigoč, dünyada 'Avrupa'nın İlk Leylek Köyü' unvanını alarak prestijli bir tanınırlık kazandı.
Kimsenin yuva yapmadığı yerde yuva yapıyorlar
Avrupa'nın pek çok yerinde leylekler yuvalarını ormanlara, kayalıklara ya da uzak kıyı bölgelerine kurarken, Čigoç'ta kuşlar alışılmadık bir şey yapıyor: devasa yuvalarını doğrudan evlerin çatılarına ve eski köy ahırlarının üzerine inşa ediyorlar.
Köyün bilgi merkezinden Davor Anžil, 'Burada insanlarla çok yakın bir birliktelik içinde yaşıyorlar' diye açıklıyor.
Sulak alana yakınlık, kuşlara ihtiyaç duydukları her şeyi sağlıyor: bol miktarda besin ve yuva yapmak için ideal bir ortam. Ancak popülasyonun nesiller boyunca sürdürülebilir bir şekilde varlığını korumasının asıl nedeni, Čigoč halkının kendisi.
Nesiller boyu aktarılan saygı
Emekli Marijan Belošević, bu geleneğin koruyucularından biri. Her yıl aynı yuva onun çatısında yeniden beliriyor ve o, bu yuvayı kaldırmayı hiç aklından geçirmemiş.
Belošević, 'Leylekler benden önce de buradaydı. Yuvalarını nasıl kaldırabilirim ya da onları nasıl kovabilirim, bilemiyorum. Sürekli buraya geri dönüyorlar. Bu onların alışkanlığı ve ben doğaya çok saygı duyuyorum' diyor.
Senden önce burada olan bir şeye yer açma felsefesi, Čigoč'un ta kendisi.
Geleceğin üzerinde bir belirsizlik gölgesi
Giderek daha fazla genç, köyü terk edip şehirlere gidiyor. Nüfus azaldıkça eski çatıların bakımı da azalıyor. Evler boşalıp bakımsız kaldığında, üzerlerine kurulan yuvalar da dengesiz hale geliyor ve bu durum leyleklerin geleceğini de tehlikeye atıyor.
Tüm zorluklara rağmen topluluk ruhu değişmeden kalıyor. Yerel halk, içinde leylek bulunan her yuvayı izlemeye ve gerektiğinde kuşlara yardım etmeye devam ediyor.
Čigoč'un önümüzdeki on yıllarda 'Avrupa'nın Leylek Köyü' unvanını koruyup koruyamayacağını zaman gösterecek. Ancak şimdilik, Hırvatistan'ın bu küçük köşesinde insan ve doğa, birbirlerine güneşin altında yer açma konusunda sessiz bir söz vermeye devam ediyor.