Katlanabilir telefonlar artık sadece etkileyici bir teknoloji oyuncağı olmaktan çıktı; büyük ekran arayan iş insanından kompakt tasarım ve kameraya önem veren kullanıcıya kadar herkese hitap ediyor. Samsung, 22 Temmuz'da Londra'da tanıttığı yeni Galaxy Z serisiyle modelleri, kullanıcıların telefonlarını gerçekte nasıl kullandıklarına göre net bir şekilde ayırdı: iş için, içerik tüketimi için ya da tarzının bir parçası olarak.
Yeni seri Galaxy Z Fold8, Galaxy Z Fold8 Ultra ve Galaxy Z Flip8 olmak üzere üç modelden oluşuyor. Üç telefon görünüş olarak farklı olsa da ortak bir hedefte buluşuyor: daha hafif, daha ince olmak ve yapay zekayı ayrı bir özellik olarak sunmak yerine günlük kullanımın bir parçası haline getirmek.
Bir Ekran Yetmediğinde
Galaxy Z Fold8, sabah mesajlarına yanıt veren, gün içinde belge okuyan, akşam ise film veya kitap için daha büyük bir ekran isteyen kullanıcılar için tasarlanmış. Katlandığında normal bir akıllı telefon gibi kullanılabiliyor. Açıldığında ise küçük bir tableti andırıyor ve birden fazla uygulama, okuma ya da video izleme için geniş bir alan sunuyor.
İlginçtir ki, büyük ekranına rağmen Fold8 yalnızca 201 gram ağırlığında – bu da birçok standart akıllı telefonla aynı seviyede. Kameralar da günlük çekime yönelik; öyle ki, telefonun arkasındaki kişiyle birlikte önündeki manzarayı aynı anda kaydedebilen bir özellik bile bulunuyor.
Uzlaşmadan Olmaz Diyenler İçin
Fold8 denge modeliyse, Fold8 Ultra Samsung'un neredeyse her şeyi bir araya getirmeye çalıştığı model. Açıldığında kullanıcıyı 8 inçlik bir ekran karşılıyor; bu ekran hem iş hem de fotoğraf ve video düzenleme için uygun. Buna rağmen cihazın kalınlığı açık halde yalnızca 4,1 mm.
Serideki en iddialı kamera da bu modelde yer alıyor: ultra geniş açılı kamera ve telefoto lensle desteklenen 200 megapiksel ana sensör. Amaç açık: bu, çok fotoğraf çeken, hareket halinde çalışan ve tek bir cihazın en azından bir tablet ya da dizüstü bilgisayarın bazı görevlerini üstlenmesini isteyen kullanıcılar için bir telefon.
Bir Aksesuar da Olabilir
Galaxy Z Flip8, üçü arasında en farklısı ve muhtemelen en yaşam tarzı odaklısı. Katlandığında küçük bir çantaya ya da cebe rahatça sığacak kadar kompakt. Dış kısmında 4,1 inçlik bir ekran var; bu ekrandan telefonu açmaya gerek kalmadan bildirimler kontrol edilebiliyor, uygulamalar kullanılabiliyor ve hızlı komutlar gerçekleştirilebiliyor.
Flip8'in kendine özgü formu en büyük pratik avantajlarından birini sağlıyor: yarı açık şekilde masaya bırakıldığında küçük bir tripod görevi görebiliyor. Bu da onu selfie'ler, görüntülü görüşmeler, grup fotoğrafları ya da sosyal medya için kısa videolar çekmek için oldukça kullanışlı kılıyor. Telefon 180 gram ağırlığında ve pembe rengin yanı sıra birkaç sade renk seçeneğiyle sunuluyor.
Yapay Zeka Daha Fazlasını Kendi Başına Yapıyor
Yeni nesildeki en ilginç değişikliklerden biri, Samsung'un yapay zekayı kullanma şekli. Kullanıcının sürekli olarak ayrı ayrı işlevleri araması yerine, telefon kendi başına bir sonraki adımı önermeye çalışıyor. Örneğin, bir konuşmada bir toplantıdan bahsedildiğinde cihaz, takvimi kontrol etmeyi veya bir yer kaydetmeyi önerebiliyor. Now Brief özelliği, gün hakkındaki faydalı bilgileri tek bir yerde toplarken, Gemini ile entegrasyon görevlerin ses, fotoğraf veya ekran içeriği kullanılarak gerçekleştirilmesine olanak tanıyor. Özellikle katlanabilir modellerde bu daha anlamlı hale geliyor, çünkü büyük ekran aynı anda konuşma yapmayı, bilgi aramayı ve farklı uygulamalarla çalışmayı mümkün kılıyor.
Yapay Zeka Bilekte de Var
Samsung'un yeni nesil katlanabilir telefonları, giderek daha net bir fikirle geliyor: akıllı telefon artık bağımsız bir cihaz değil, kişisel bir ekosistemin merkezi. Yeni Galaxy Z Fold8, Fold8 Ultra ve Flip8'in yanı sıra şirket iki yeni saat de tanıttı: Galaxy Watch Ultra2 ve Galaxy Watch9.
Her Şeyimizi Bilen Saat
Galaxy Watch9'da Samsung, saatin kullanıcıyla ilgili her şeyi bilmesi fikrine odaklanıyor. Saat uyku, aktivite ve vücudun temel göstergelerini takip ediyor; yapay zeka ise biriken verileri anlaşılır önerilere dönüştürüyor. Kişinin onlarca grafiğe bakması yerine, saat ne zaman vücudunu daha fazla zorlaması gerektiğini ve ne zaman tempoyu düşürmesi gerektiğini söylüyor. Yeni özellikler arasında uyku sırasında solunum bozukluklarının izlenmesi, kalp durumu değerlendirmesi, günlük kardiyo yükü, fiziksel form indeksi ve tehlikeli gürültü seviyelerinde uyarılar yer alıyor. Galaxy Watch9, 40 ve 44 mm olmak üzere iki boyutta sunulacak. Pil kapasitesi 390 mAh, ekran parlaklığı 3000 nit seviyesine ulaşıyor ve yeni Snapdragon Wear Elite platformunun daha hızlı çalışma ve daha düşük enerji tüketimi sağlaması bekleniyor.
Sıradan Saat Yeterli Olmadığında
Galaxy Watch Ultra2 ise çok daha özel bir saat. Dağ, uzun yürüyüş, koşu ve hatta dalış için tasarlanmış. Yeni Trail Run modu, rakım, tırmanış ve arazi özelliklerini takip ediyor. Saat, su içme zamanının geldiğini hatırlatabiliyor. Ultra2, IP69K korumasına, 10 ATM su geçirmezliğe ve EN13319 sertifikasına sahip. Suya girildiğinde otomatik olarak derinlik, su altında geçen süre ve sıcaklık bilgilerini gösterebiliyor. Samsung, Mares ile ortaklaşa geliştirilen özel bir dalış uygulaması da hazırlıyor. Pil büyütülmüş: 800 mAh kapasiteyle önceki Ultra'ya göre yüzde 35 daha büyük. Ekran parlaklığı 5000 nite ulaşıyor, kasa titanyumdan yapılmış. İlginçtir ki, daha büyük pile rağmen cihazın kalınlığı yüzde 12 oranında azaltılmış.
Sonuç
Modeller arasındaki fiyat farkı da konumlandırmayı net bir şekilde ortaya koyuyor: 1299 avrodan 2199 avroya kadar değişiyor. Ancak bu nesildeki en ilginç şey yalnızca cihazların fiyatı değil, katlanabilir telefonun artık tek bir yüzünün olmaması. Flip8, kompakt yapısıyla rahatlıkla bir moda aksesuarı olarak da kullanılabilecek bir model. Fold8, tablet taşımadan daha büyük bir ekran isteyenler için. Fold8 Ultra ise iş, fotoğraf ve eğlence için gereken hemen her şeyi tek bir cihazda toplama girişimi. Muhtemelen katlanabilir telefonlarda bir sonraki aşama da tam olarak bu: sadece açıldıklarında etkilemek değil, günlük hayatın içinde somut bir yer bulmak. Sabah saat uykumuzun nasıl geçtiğini gösterebilir, gün içinde telefon iş ve iletişimi üstlenebilir, antrenman sırasında ise yükü takip edebilir. Böylece katlanabilir telefon etkileyici bir ekrandan daha fazlasına, saat ise bir aksesuardan daha fazlasına dönüşüyor.