UNFPA'nın yeni verileri, Doğu Avrupa ve Orta Asya'daki gençlerin çocuk sahibi olma fikrinden vazgeçmediğini, ancak hayatın sürekli önlerine engel çıkardığını ortaya koyuyor.
Doğu Avrupa ve Orta Asya'daki gençler aile kurmaya sırt çevirmiyor. Sadece bu hedefe ulaşmak için yolları tükeniyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun (UNFPA) bu hafta yayımladığı yeni bölgesel verilerin temel bulgusu bu. Veriler, 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü öncesinde açıklandı. Ajansın küresel Demografik Gelecekler Araştırması'ndan elde edilen rakamlar, bölgede yerleşmiş olan 'doğum oranlarındaki düşüş, insanların çocuk sahibi olmaya olan ilgisinin azaldığını gösteriyor' anlatısını karmaşıklaştırıyor.
2025 yılında 11 ülke ve bölgede (Azerbaycan, Bosna-Hersek, Gürcistan, Kazakistan, Kosova, Kırgızistan, Moldova, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Ukrayna, Özbekistan) 18-39 yaş arası 13.500'den fazla internet kullanıcısıyla yapılan anket, dikkat çekici bir iyimserlik tablosu çiziyor. Katılımcıların yüzde 65'i gelecekleri hakkında olumlu düşünüyor. Batı Avrupa ve Doğu Asya'dan alınan karşılaştırma grubunda bu oran yüzde 50. Bu güven, bölgedeki gençlerin çatışma, ekonomik kriz ve işsizlik konusunda Batılı ve Doğu Asyalı akranlarına göre çok daha yüksek kaygı taşımasına rağmen devam ediyor.
Evlilik ve ebeveynlik hâlâ baskın yaşam hedefleri. Katılımcıların yüzde 79'u evlenmek istiyor (karşılaştırma ülkelerinde bu oran yüzde 63). Yüzde 87'si ise çocuk sahibi olmanın önemli veya çok önemli bir nedeni olarak neşe ve mutluluğu gösteriyor. Çoğu iki veya daha fazla çocuk istiyor: Bölgenin düşük doğurganlık oranına sahip ülkelerinde kadınlar için ortalama ideal 2,6, erkekler için 2,9 çocuk. Yüksek doğurganlık oranına sahip ülkelerde bu rakam 3,7'ye çıkıyor.
Ancak elde ettikleri sonuç çok farklı. 35-39 yaş arası katılımcılarda her beş kadından biri çocuksuz ve bu vakaların büyük çoğunluğu gönüllü değil. Bu yaş grubundaki çocuksuz kadınların yüzde 95'i hâlâ çocuk sahibi olmak istediğini söylüyor. Bu, çocuksuz kalmanın çok daha sık bilinçli bir tercih olduğu karşılaştırma ülkeleriyle keskin bir tezat oluşturuyor. İstenen ve gerçekleşen aile büyüklüğü arasındaki fark kadınlarda 1,25, erkeklerde ise neredeyse 2 çocuk. En büyük fark Ukrayna'da görülüyor: Kadınlar ideal olarak üç çocuk istediklerini belirtiyor, ancak ortalama olarak sadece bir çocuk sahibi oluyorlar.
Yapısal bir kopuklukUNFPA'nın Doğu Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Florence Bauer, bu kopukluğun tutumsal değil yapısal olduğunu savunuyor. Bauer, 'Bölgedeki gençler aile hayatına sırt çevirmekten çok uzak; sadece hayallerini gerçekleştirebilmek için gerekli koşulların oluşmadığını görüyorlar' dedi. Araştırmaya göre, hem birliktelik hem de ebeveynliğin önündeki engellerin başında maddi güvensizlik geliyor. Bunu uygun konut eksikliği, sağlık sorunları, uygun bir eş bulma zorluğu ve çocuk bakımı ile ev işlerinin kadınlar ve erkekler arasında eşitsiz dağılımı izliyor.
Araştırma, tüm bunların altında, bölgedeki genç yetişkinlerin takip etmek zorunda hissettikleri katı bir sıranın yattığını gösteriyor: Önce güvenli bir iş, sonra bağımsız bir konut, ardından istikrarlı bir birliktelik ve ancak ondan sonra çocuk. Bu zincirin bir halkası kırılırsa, sonraki her şey duruyor. Bauer, bu sıralamanın aynı zamanda çocuk sahibi olmayı teşvik etmek için tasarlanan mali teşvik politikalarının neden başarısız olduğunu da açıkladığını belirtiyor.
Bauer, 'Bu araştırma, teşvikler veya baskı yoluyla gençlerin çocuk sahibi olma kararlarını etkilemeye çalışan politikaların neden işe yaramadığını açıkça ortaya koyuyor. Bu politikalar yanlış aşamada müdahale ediyor; hayatın dönüm noktalarından oluşan bir zincirin, önceki halkaları genellikle kopuk olan en son halkasına müdahale ediyorlar' dedi. 'Bunun yerine ihtiyacımız olan şey, gençlerin bu karara giden yoldaki engelleri kaldıran politikalar — istihdam, konut, sağlık ve ailede cinsiyet rolleri alanlarında — böylece gençler hayat ve aile hayallerini gerçekleştirebilsin.'
Fotoğraf: Dreamstime.