Yine haftanın en çok okunan yorumlarını yayınlıyoruz. Bu, 50 binden fazla okunma ile 3. sırada.
Fotoğraflar bazen çok şey anlatır. Bazen gerekenden bile fazlasını. Bulgar ve Türk dışişleri bakanlarının görüşmesi sert tepkilere yol açtı, ancak kamuoyu tartışmasının büyük kısmı dış görünüş, protokol ve kıyafete odaklandı. Bu nedenle dikkat, devlet için gerçekten önemli olan konulardan – Bulgaristan'ın hangi pozisyonları savunduğu, hangi taahhütleri üstlendiği ve alınan kararların sonuçlarının ne olacağından – saptırıldı.
Sosyal medya elbiseyi ve açık omuzları analiz ederken, Türkiye kendi çıkarlarını savunuyordu. Bu, her devlet için normal bir davranıştır. Dış politika sempati, duygu veya jestlerle yürütülmez. Net hedefler, güçlü pozisyonlar ve ulusal çıkarın tutarlı bir şekilde savunulmasıyla yürütülür.
İşte bu nedenle asıl soru, Bulgar heyetinin nasıl göründüğü değil, ne başardığıdır. Çünkü diplomatik itibar fotoğraflarla yaratılmaz. Omuzlarda taşınmaz. Elbisenin uzunluğu veya sosyal medyadaki beğeni sayısıyla ölçülmez. İtibar, müzakere masasında kazanılır. Koşulların müzakere edildiği, çıkarların savunulduğu ve devletin geleceğini belirleyen kararların alındığı yerde.
Bu bağlamda, BOTAŞ ile yapılan anlaşma, protokol ve kıyafet kuralıyla ilgili her türlü tartışmadan çok daha önemli bir konu olmaya devam ediyor. Yeni koşullar ve yeniden müzakere talepleri, Bulgaristan'ın anlaşmayı imzalarken çıkarlarını ne ölçüde koruyabildiğine dair ciddi sorular ortaya koyuyor. Toplumun risklerin neler olduğunu, hangi taahhütlerin beklendiğini ve devletin gelecekte ne kadar ödeyeceğini bilme hakkı var.
Türkiye, her güçlü devletin yaptığını yapıyor – kendi çıkarlarını koruyor. Soru, Bulgaristan'ın da aynısını yapıp yapmadığıdır. Çünkü uluslararası ilişkilerde saygı hak edilmez. Hazırlık, yeterlilik ve pozisyonları savunma yeteneği ile kazanılır.
Bu nedenle tartışma elbiseyle ilgili olmamalı. Sonuçlarla ilgili olmalı. Dış görünüşle değil, içerikle ilgili. Fotoğraflarla değil, anlaşmalarla ilgili. Protokolle değil, kararların bedeliyle ilgili.
Çünkü sonunda kimse elbiseyi hatırlamayacak. Anlaşmalar, koşullar ve alınan kararların sonuçları hatırlanacak.
Toplum elbise için ödeme yapmayacak. Kararlar için ödeme yapacak. Siyasi sorumluluk, mazeretlerin bittiği yerde başlar.